Cenevre’den tecride dikkat çekildi
- 17:22 15 Haziran 2022
- Güncel
HABER MERKEZİ - Cenevre Basın Kulübü’nde Türkiye’deki siyasi tutsakların durumuna ilişkin basın toplantısı düzenleyen hukukçular, İmralı’da uluslararası hukuk ihlali olan “Mutlak iletişimsizlik halinin” uygulandığını belirtti.
Cezaevlerinde siyasi tutsakların durumuna ilişkin Halklar Arası Kardeşlik ve Irkçılığa Karşı Hareket’in (MRAP) eski Başkanı Gianfranco Fattorini, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Sekreteri Rengin Ergül ve Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca’nın katılımıyla Cenevre Basın Kulübü’nde basın toplantısı düzenlendi.
Cezaevi ihlallerine dikkat çekildi
Basın toplantısında ilk olarak söz alan MRAP eski başkanı Gianfranco Fattorini, son yıllarda Türkiye’de hukukun ağır saldırılar altında olduğuna dikkat çekerek, binlerce akademisyen, muhalif parti üyeleri ve gazetecilerin keyfi bir biçimde gözaltına alınıp tutuklandığını dile getirdi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve İşkence İzleme Örgütü (CPT) gibi kurumların Türkiye’de artan işkence vakalarına dair yayınladığı raporlara işaret eden Gianfranco, Türkiye’de bin 605 hasta siyasi tutsağın bulunduğunu ve bunlardan 604’ünün ise durumunun ağır olduğunu hatırlattı.
‘Abdullah Öcalan’ın tutsaklık koşulları insanlık dışı’
Avrupa Konseyi İşkence Önleme Komitesi’nin Ağustos 2020 tarihinde Türkiye’deki F Tipi cezaevlerine dair açıklamalarını anımsatan Gianfranco, kurumun ayrıca İmralı Cezaevinde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tutsaklık koşullarının da insanlık dışı olduğunu tespit ettiğini belirtti. Abdullah Öcalan’ın 1999 yılından itibaren tek kişilik bir ada cezaevinde kaldığını ifade eden Gianfranco, 2015 yılından itibaren ise bu adaya Hamili Yıldırım, Hayri Konar, Veysi Aktaş’ın gönderildiğini ve Abdullah Öcalan’la benzer koşullara maruz kaldıklarını ifade etti.
‘Abdullah Öcalan’ın durumu Mandela’ya benziyor’
Abdullah Öcalan’ın 2011 yılından sonra birkaç istisna durumun dışında avukatlarıyla görüştürülmediğini ve özellikle 2019 tarihinden itibaren avukat görüşmelerinin tamamen kesildiğini vurgulayan Gianfranco, 2020 Mart ayından itibaren ise Abdullah Öcalan’ın ailesi dahil kimseyle görüştürülmediğini belirtti. Abdullah Öcalan’ın mutlak tecrit koşullarında tutulduğu ve bütün haklarından mahrum bırakıldığını dile getiren Gianfranco, Abdullah Öcalan’ın durumunu Güney Afrika’daki ırkçı rejime karşı mücadele veren Mandela’nın durumuna benzediği söyledi. Gianfranco, Türkiye’de özellikle 2016 darbe girişimi sonrasında cezaevleri sayısında çok yüksek oranda bir artışın gözlemlendiğini belirterek, bunların da ülkedeki uygulamalar hakkında fikir verdiğini belirtti. Gianfranco, konuşmasında Türkiye’yi uluslararası hukuka uymaya çağırdı.
‘Türkiye yeniden yargılama kararına uymuyor’
Daha sonra söz alan Asrın Hukuk Büro’su avukatlarından Rezan Sarıca, Abdullah Öcalan’ın 1999 yılından itibaren tek kişilik İmralı Ada Hapishanesi’nde tutulduğunu anlattı. AİHM’in Abdullah Öcalan’ın yargılama sürecinin yargılama hakkının ihlali anlamına geldiğine dair karar aldığını belirten Rezan, Türkiye’nin müvekkiline ilişkin alınan yeniden yargılama kararlarına uygulamadığını kaydetti.
‘Tecridin siyasal boyutu Kürt sorunu’
Türkiye’de Abdullah Öcalan’ın yararlanmaması için özel bir hukuk sisteminin geliştirildiğini ve bu hukukun 2005 yılından itibaren de genelleştirildiğini sözlerine ekleyen Rezan, Abdullah Öcalan’ın ağır tecrit koşullarında tutulduğunu, diğer cezaevlerinde tutsaklara verilen hakların hiçbirisinden yararlanamadığını ifade etti. Rezan, Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin siyasal boyutunun Kürt sorununun çözümsüzlüğü ile doğrudan alakalı olduğuna dikkat çekerek, “Öcalan’ın kendisi hem muhatap ve hem de bu noktada gücü var. Çözümsüzlük politikalarının doğal olarak da hukuksal yansıması oluyor” diye konuştu.
BM’ye başvuru yapıldı
Mart 2015 tarihinde İmralı adasına getirilen diğer tutsaklar ile de 7 yıldır avukat görüşünün gerçekleştirilmediğini ifade eden Rezan, konuyla ilgili şu ana kadar gerek Avrupa Konseyi ve gerekse de Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde çok sayıda girişimlerde bulunduklarını belirtti.
‘Mutlak iletişimsizlik hali’
15 aydır Abdullah Öcalan ve diğer müvekkillerinden hiçbir şekilde haber alınamadığını kaydeden Rezan, şöyle devam etti: “Katlanması neredeyse imkânsız bu kötü muamele rejimi ‘incommunicado/mutlak iletişimsizlik’ hali olarak da tanımlanabilir. İncommunicado şartlarında tutulma halinin ağır bir hak ihlali olduğu, her türlü hakkın ihlal edilebileceğine dair potansiyel risk barındırdığı hem BM İnsan Hakları Komitesinin kararlarında hem de CPT raporlarında sıklıkla tespit edilmektedir.”
Uluslararası kurumlara çağrı
Uluslararası kurumlara konuyla ilgili harekete geçme çağrısında bulunan Rezan, bu konuda İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinin sorumlu davranması gerektiğini söyledi.
‘2 bin 76 çocuk, 12 bin 173 kadın tutsak var’
Ardından ÖHD Genel Sekreteri Rengin Ergül söz aldı. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre Mart 2022 sonu itibariyle Türkiye'de 384 ceza infaz kurumunun bulunduğunu ifade eden Rengin, aynı verilere göre toplam 314 bin tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu söyledi. Bunların kaçının siyasi tutsak olduğuna dair ellerinde verilerin olmadığını ifade eden Rengin, cezaevlerinde 18 yaş altı 2 bin 076 tane çocuk ve 12 bin 173 kadın tutsağın olduğunu belirtti.
‘Geniş ‘terör’ tanımı ihlallere neden oluyor’
BM, Avrupa Konseyi (AK) ve Avrupa Birliği (AB) yetkililerinin de sıklıkla dile getirdiği gibi Türkiye’nin “terör” tanımının çok geniş olduğunu ifade eden Rengin, tanımın geniş tutulmasının ihlaller yarattığını kaydetti. Cezaevindeki hasta tutsakların durumunu da özetleyen Rengin, şunları söyledi: “Ocak 2022 verilerine göre son bir yılda 59 mahpus hapishanede yaşamını yitirdi. Türkiye’deki insan hakları kurumlarının ortak verilerine göre hapishanelerde 604’ü ağır bin 605 hasta mahpus halen tutulmaktadır. Hasta tutuklulara dair ise Adli Tıp Kurumu (ATK) siyasal konjonktüre bağlı raporlar vermektedir.”
‘Tecavüzcüler serbest bırakılıyor ama siyasi tutsaklar bırakılmıyor’
Türkiye’de infaz kanununda yapılan değişikliklerle şu ana kadar birçok tecavüzcü, uyuşturucu suçluları veya mafya üyelerinin serbest bırakıldığını belirten Rengin, siyasi tutsakların ise serbest bırakılmadığını söyledi.







