Cumartesi Anneleri: 28 yıldır süren inkar politikası son bulsun
- 13:27 23 Temmuz 2022
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, “çatışmada öldü” denilerek dosyası kapatılan Abdulgani Dağ’ın akıbetini sorarak, 28 yıldır süren inkar ve cezasızlık politikasının son bulmasını talep etti.
Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’na çıkarak adalet talep eden Cumartesi Anneleri, 904’üncü haftada eylemlerine devam etti. Pandemi koşulları nedeniyle eylemlerini online yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta 18 yaşında gözaltında kaybedilen Abdulgani Dağ’ın akıbetini sordu. Bu haftaki basın metnini ise Hasan Ocak’ın kız kardeşi Maside Ocak okudu.
‘Türkiye’de hukuk üstünlüğü yok’
“Abdulgani Dağ dosyasında 28 yıldır süren inkar ve cezasızlık son bulsun” diyerek sözlerine başlayan Maside, Türkiye’de hukukun üstünlüğünün olmaması ve siyasetin etkisinin açık olmasından kaynaklı yapılan tüm başvuruların sonuçsuz bırakıldığını vurguladı. Maside, “Kolluk güçlerinin vatandaşa yönelik işkence, öldürme, gözaltında kaybetme gibi uygulamaları söz konusu olduğunda, idari ve yargı mekanizmaları etkin biçimde çalışmıyor. Bu durum kamu görevlileri tarafından işlenen ağır insan hakları ihlallerini hesap sorulamaz, yargılanamaz ve cezalandırılamaz kılıyor” şeklinde konuştu.
'Aile çocuklarının akıbetine uğratılmakla tehdit edildi'
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yaşayan 18 yaşındaki Abdulgani Dağ’ın 14 Temmuz 1994 tarihinde kaybolduğunu hatırlatan Maside, “Nusaybin’in Akarsu beldesindeki halasını ziyaret etmek için yola çıktı. Bindiği minibüs Kızıltepe-Nusaybin yolunda kimlik kontrolü yapan askerler tarafından durduruldu. Abdulgani ve üç yolcu gözaltına alındı. Durumu öğrenen ailesi Mardin Cumhuriyet Savcılığı’na, bölgedeki asker ve polis karakollarına başvurdu. Ancak Abdulgani’nin gözaltına alındığı reddedildi. Başvurularını sürdüren aile, Mardin Jandarma Karakol’unda Abdulgani’nin akıbetine uğratılmakla tehdit edildi” dedi.
Dosya kapatıldı
Abdulgani ile birlikte gözaltına alınan diğer üç yolcunun ise bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldığını paylaşan Maside, “Bu kişiler serbest bırakıldıklarında Dağ ailesi’ne Mardin Tugay Komutanlığı’nda Abdulgani ile birlikte günlerce tutulduklarını ve ağır işkence gördüklerini anlattılar. Bunun üzerine tekrar başvurularda bulunan aile hiçbir sonuç alamadı. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı 24 Ağustos 1998 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vererek dosyayı kapattı” diyerek dosyanın cezasızlık ile sonuçlandığına dikkat çekti.
‘Öldürüldüyse cenazemizi verin’
Abdulgani’nin ailesinin 2004 yılında çocuklarının akıbetinin araştırılması talebiyle tekrar savcılığa başvurduğunu ifade eden Maside, şunları kaydetti: “Savcılık soruşturmanın sonucunda aileye, oğullarının 14 Temmuz 1994 tarihinde Kızıltepe yakınlarındaki bir çatışmada üç PKK’li ile birlikte öldürüldüğü bilgisini verdi. Ailenin ‘Oğlumuz askerler tarafından gözaltına alındı, günlerce Mardin Tugay Komutanlığı’nda tutuldu’ itirazı boşlukta kaldı. ‘Öldürüldüyse cenazemizi verin’ talebine ise savcı ‘Onu asker bilir beni o işlere karıştırmayın’ dedi.”
Cenazeleri verilmedi
2013 yılında ailenin yeni tanıklar ile tekrardan savcılığa başvurduğunu aktaran Maside, “Abdulgani’nin çatışmada öldürülmediğini, gözaltında öldürülmesine ‘çatışma süsü’ verildiğini” beyan ettikleri yeni bir soruşturma açılması talebinde bulunduklarını ifade etti. Talebin reddedildiğini söyleyen Maside, “Aile son çare olarak 2 Nisan 2015 tarihinde Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaparak tüm taleplerinin reddedildiğini, etkin bir soruşturmadan umutlarını kestiklerini, evlatlarının bedeninin kendilerine teslim edilmesi ya da mezar yerinin gösterilmesini istedi. Ancak savcılık anlaşılmaz bir biçimde cenaze tesliminin adli değil, idari bir konu olduğunu iddia ederek bu talebi de reddetti” diye aktardı.
28 yıldır süren inkar ve cezasızlık son bulsun
İnfaz edilen Abdulgani Dağ’ın akıbetinin açıklanmasını isteyen Maside, cenazesinin nereye gömüldüğünün de tespit edilmesini talep etti. Maside, “Bu suçun sorumluları hakkında etkin bir soruşturma ve kovuşturma faaliyeti yürütülsün. 28 yıldır süren inkar ve cezasızlık son bulsun, Abdulgani Dağ için adalet sağlansın. Kaç yıl geçerse geçsin; Abdulgani Dağ için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 205 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.









