Cumartesi Anneleri Urfa’daki kemiklerin akıbetini sordu
- 13:51 30 Temmuz 2022
- Güncel
URFA - Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 905’nci haftasında Urfa’daki kemiklerin akıbetini sordu.
Cumartesi Annelerinin gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 905'inci haftasını İnsan Hakları Şubesi (İHD) Urfa Şubesi’nde gerçekleştirdi. Urfa’nın Hilvan ilçesi Arabuk (Tutumlu) Mahallesi’nde 7 Haziran 2022’de bir tarlada yapılan taş temizleme işlemi sırasında toprağın altına gizlenmiş 3 ayrı torba içinde çıkan insan kemiklerinin akıbeti sorulan bu haftaki eylem, 29 yıl önce Siverek’te kaybedilen Şefik Geçgel şahsında Urfalı tüm kayıplara adandı.
DNA incelemesi talep edildi
İHD Urfa Şubesi Eşbaşkanı Sümeyye Koç, kemiklerin bulunması ardından Urfa'da gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya, Nazım Babaoğlu, Adnan Bağca, Faik Kevci, Ahmet Kalpar ve Şefik Geçgel'in ailelerinin 25 Temmuz’da Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduklarını belirtti. Sümeyye, ailelerin dilekçelerinde Urfa Adli Tıp Kurumu’na gönderilen (ATK) kemik örnekleri üzerinden kimlik tespiti yapılması, ölüm nedenlerinin ve ölüm zamanlarının belirlenmesi, kayıp yakınlarından alınacak kan örnekleri üzerinden DNA incelemesi yaptırılmasının talep edildiğini ifade etti.
‘İfadeleri alınıp bırakılacak denildi’
Sümeyye, 29 yıl önce kaybettirilen Urfa kayıplarından biri olan Şefik Geçgel’in dosyasını hatırlatarak adaletin sağlanmasını, 90’lı yıllarda Urfa’da yakınları kaybettirilenleri de şubelerine başvuru yapmaya davet etti. Sümeyye, Şefik Geçgel’in (39) Siverek Yılanlı köyünde yaşadığı sırada Şefik Geçgel ve ailesinin korucu olan akrabaları Mehmet Geçgel arasında bir arazi anlaşmazlığı yaşadıklarını kaydetti. Sümeyye, “Konu adli makamlara intikal etmiş, mahkeme itilafa konu arazinin Şefik Geçgel'in ailesine ait olduğuna karar vermişti. Bu durumu kabullenmek istemeyen Mehmet Geçgel, intikam amacıyla Şefik Geçgel'in PKK'li olduğuna dair ihbarda bulundu. 11 Kasım 1993 günü sabah saatlerinde Mehmet Geçgel, kendisi gibi korucu olan oğulları, Sinan ve İbrahim Geçgel, Bucak Aşireti'nin korucuları, Üsteğmen Ahmet Şentürk'ün komuta ettiği askerlerle birlikte Yılanlı köyüne baskın yaptı. Şefik Geçgel ve aile arasında Hamo olarak bilinen kuzenini gözaltına aldı. Duruma itiraz eden aile bireylerine gözaltı işlemini gerçekleştiren Uzman Çavuş Mehmet Kıraç ve Astsubay Mehmet Demirci bir soruşturma kapsamında ifadelerinin alınacağını ve daha sonra bırakılacaklarını söyledi” şeklinde belirtti.
Askeri araca bindirilen kuzenlerin köyden uzaklaşınca araçtan indirildiği açık arazide gün boyunca işkenceye tabi tutulduklarını söyleyen Sümeyye, Hamo Geçgel’in akşamüzeri yaralı bir halde arazide bırakıldığını ancak Şefik Geçgel’in ise tekrar askeri araca bindirilerek gönderildiğini ifade etti.
‘Operasyon yok denildi’
Götürüldüğü günden bu yana Şefik Geçgel’den bir daha haber alınamadığını belirten Sümeyye, “Aile Siverek ve Urfa Cumhuriyet Savcılıklarına, Urfa Emniyetine, Urfa Valiliğine, Genel Kurmay Başkanlığına, Adalet Bakanlığına başvurdu. Ancak Geçgel'in gözaltına alındığı reddedildi. Ayrıca baba İsmail Geçgel Bucak aşireti lideri DYP Milletvekili Sedat Edip Bucak ile görüştü. Bucak önce ‘Şefik bizim elimizde bugün yarın bırakacağız’ dedi. Aile ısrarla Şefik'i sormaya devam edince Sedat Bucak bu sefer de onu devlet güçlerine teslim ettiğini söyledi. Olay Batman Milletvekili Nizamettin Toğuç ve Adıyaman Milletvekili Mahmut Kılınç tarafından yazılı soru önergeleri ile Meclis'e taşındı. Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'in soru önergelerine verdiği cevapta ‘Kasım 1993 günü gerek Güvenlik Kuvvetleri tarafından, gerekse Bucak Aşiretine mensup korucular tarafından Yılanlı Köyüne operasyon düzenlenmemiştir’ dedi. Bütün köyün ve ailesinin tanıklığında gözaltına alınan Şefik Geçgel için devletin ilgili tüm kurumları söz birliği halinde ‘Operasyon yok, gözaltı yok’ dedi” sözlerini kullandı.
Şefik Geçgel ailesinin bugüne kadar yaptığı tüm suç duyurularının takipsizlikle sonuçlandığına dikkat çeken Sümeyye, anne Aves Geçgel’in oğlundan haber alamadan 2000 yılında yaşamını yitirdiğini, eşi Aliye Karakaya’nın, çocukları ve kardeşlerinin Şefik Geçgel'i aramayı, hukuki girişimlerde bulunmayı sürdürdüğünü söyledi.
‘Failler bellidir’
Şefik Geçgel'i gözaltına alanların ve işkence ile sorguladıktan sonra faillerin bilindiğine değinen Sümeyye, etkin bir soruşturma yürütülmesi halinde suçun ve suçlunun açığa çıkarmanın mümkün olduğuna yer verdi. Sümeyye, “Şefik Geçgel dosyasındaki takipsizlik kararlarının kaldırılıp soruşturmanın yeniden açılmasını ve etkin bir soruşturma, kovuşturma yürütülmesini talep ediyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Geçgel ve Urfalı kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 206 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray'dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
‘Bunu kabul etmiyoruz’
Ardından konuşan Urfa kayıplarından Nazım Babaoğlu’nun kardeşi Cemal Babaoğlu ise şunları söyledi: “Aileler olarak yıllardır bu ülkede adalet arıyoruz. Kayıplar faili meçhul müydü hepsini araştırırken hepsinin gözaltına alındığını, Siverek’te Kıdemli Üsteğmen Ahmet Şentürk, Astsubay Mehmet Kıraç eşliğinde korucularla birlikte askeriyenin emir komutaları doğrultusunda gözaltına alınmış ve bir daha hiçbirinden haber alınmamıştır. Kamuoyuna ise faili meçhul olarak yansımıştır aileler olarak bunu kabul etmiyoruz. Hiç biri faili meçhul değil hepsinin de failleri bellidir. ”









