İnfaz ertelemeye kurul engeli
- 09:02 4 Ağustos 2022
- Güncel
Şehriban Aslan
DİYARBAKIR - “Acil tahliye” çağrıları yapılan ağır hasta tutsaklardan Semire Direkçi için konuşan Avukat Ali Çimen, cezaevi idaresinin, Anayasa Mahkemesi’nden gelen bir yazı sonrasında sağlık nedenleriyle infaza ara verme prosedürünü başlattığını fakat Sağlık Kurulu'nun olumsuz karar verdiğini aktardı.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre cezaevlerinde acil tahliye edilmesi gereken 651’i ağır bin 517 hasta tutsak bulunuyor. Hasta tutsakların tahliye edilmesi için yapılan başvurular da Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalabilir” raporu ile engelleniyor. Bu engellemelere karşı hasta ve infazı yakılan tutsakların yakınları Diyarbakır, Van, İstanbul ve İzmir’de “Adalet Nöbetleri” başlattı. Yine tutsak yakınları çeşitli kentlerden 4 Ocak’ta Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret esnasında başta siyasi partiler olmak üzere sivil toplum örgütlerine (STÖ) 11 sayfa ve 6 temel başlıktan oluşan bir dosya sundu. Dosyada yer alan ve acil tahliye olması gereken 38 tutsaktan biri de Semire Direkçi…
25 yıldır tutsak olan Semire’nin tüm hastalıkları yaşamsal risk seviyesinde olduğu ve bu hastalıkların cezaevi ortamında meydana geldiği biliniyor. 25 yıl içinde 8 defa ameliyat olan Semire, son 2 yılda da 3 defa bağırsak tıkanması/düğümlenmesi geçirdi. Uzun bir süre bağırsakları dışarıda yaşayan Semire, yüksek tansiyon, kalp ritim bozukluğu, migren, guatr, ürtiker, kurdeşen gibi hastalıklarla yaşıyor. Sağ ve sol yumurtalığında kist bulunan Semiye’ye boyun fıtığı teşhisi de konuldu. Doktorlar, 28 günde bir iki kola bir iğne vurulması gerektiğini belirtmişse de tedavi süreçleri eksik yürütüldüğünden sağ gözünü yüzde 95 kaybetti Semire.
Semire’nin durumu her geçen gün daha da ağırlaşırken avukatı Ali Çimen, yaşadığı zorluklara değindi.
Görme kaybı yaşıyor
Ali, Semire’nin yaklaşık 25 yıldır usule aykırı bir şekilde yürütülen soruşturma ve sonrasında alınan haksız mahkûmiyetle yargılanmasının devam ettiğini söyledi. Semire’nin yaklaşık 2 yıl bağırsakları dışarıda yaşadığına değinen Ali, “Yaşamını cezaevi şartlarında yürütmeye çalışıyor. Gerçekten de kaldığı koğuşta bulunan arkadaşların yardımı ve desteği söz konusu olmasaydı belki de hayati tehlike söz konusu olacaktı. Son bir yıldır bağırsakları içeri alınmışsa da tek başına hayatını sürdürecek durumda değil ve ne yazık ki, bu hastalığı yanı sıra gözlerinde görme kaybı da var” dedi.
‘İhtiyaçları kısıtlı bir şekilde karşılanıyor’
Cezaevi idaresinin, 2021 yılında Anayasa Mahkemesi’nden gelen bir yazı sonrasında sağlık nedenleriyle infaza ara verme prosedürünü başlattığını fakat sağlık kurulunun olumsuz bir karar verdiğini kaydeden Ali, bu tür kararlara itiraz hakkının ise söz konusu olmadığına dikkat çekti. Ali, “Genel olarak pandemi sonrasında cezaevlerinin insan hakları anlamında çok kötü bir durumda olduğu biliniyor. Cezaevlerinde bulunanlar, zaten bazı temel haklarından doğası gereği mahrum olarak yaşamlarını sürdürmeye zorlanmaktadırlar. Pandemi ile birlikte bu salgın bahane edilerek mevcut günlük spor, ziyaret ve birçok mevzuat gereği bulunan hakları da yasaklanmış durumdadır. Semire özelinde değerlendirme yapacak olursak herhangi bir rahatsızlık halinde dışarıdan ambulans çağırma şeklinde bir sağlık hizmeti söz konusu olmaktadır. Kendisinin, hastalığı gereği özel bir beslenmesi söz konusu olmasına rağmen idarece bu ihtiyaçları çok kısıtlı bir şekilde karşılanmaktadır” sözlerine yer verdi.
Hayati tehlikesi devam ediyor
Semire’nin hala yanında bulunan arkadaşlarının yardımı ile hayatını idame ettirdiğini vurgulayan Ali, şunları söyledi: “Sağlık sorunları nedeniyle hayati tehlikesi halen devam etmektedir. Tedavisi cezaevi şartlarında yapılamamaktadır. Ayrıca Semire’nin davası için yaşanan hak ihlallerine yönelik Anayasa Mahkemesi’ne yaptığımız başvuru hak ihlali iddiasının 2010 yılı öncesine dayanan olaylara ilişkin olduğu gerekçesiyle süre bakımından Anayasa Mahkemesi yetkisizlik kararı vermiştir.”









