541’inci F Oturumu: Aysel Tuğluk derhal serbest bırakılsın
- 14:29 6 Ağustos 2022
- Güncel
İSTANBUL - 541’inci F Oturumu’nda, Kandıra Cezaevi'nde tutulan ve demans tanısı konulan Kürt siyasetçi, hukukçu Aysel Tuğluk’un durumuna dikkat çekilerek, derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutsakların durumuna dikkat çektikleri “F Oturumu” eyleminin 541’inci oturumunda, Kocaeli Kandıra 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan ve demans tanısı konulan Kürt siyasetçi ve hukukçu Aysel Tuğluk’un durumuna dikkat çekti. Şube binası önünde yapılan açıklamada, “Tedavi haktır engellenemez” yazılı pankart açıldı. Oturumda, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “Tecrit işkencesine son” ve “Hasta tutukluları serbest bırakın” sloganları atıldı. Oturumda ayrıca Aysel ile birlikte durumu kritik olan birçok hasta tutsağın fotoğraflarının yer aldığı dövizler de taşındı. Açıklamaya oyuncu Nur Sürer, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri çok sayıda hasta tutsak yakını, Cumartesi Annesi ve sivil toplum örgütü temsilcisi de destek verdi. Basın metnini ise İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu.
‘İhlaller daha görünür hale geldi’
Gülseren, “Nisan-Mayıs-Haziran 2022 tarihlerini kapsayan Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’muzda da belirttiğimiz üzere hapishanelerde artan işkence ve kötü muamele ile sağlık ve tedaviye erişimde yaşanan sorunların çözülmemesinin, yaşam hakkı ihlallerinin artışındaki rolü, giderek daha görünür hale gelmiştir” dedi. Gülseren, derneklerine yapılan başvurular ve basın taraması yoluyla elde ettikleri veriler ile üç aylık rapor döneminde en az 11 tutsağın önlenebilir nedenlerle yaşamlarını kaybettiğini belirtti.
Bir tutsak daha yaşamını yitirdi
2022 başından bu yana en az 36 tutsağın yaşamını yitirdiğinin tespit edildiğini dile getiren Gülseren, “Hasta mahpus listemizde yer alan Necdet Erik Adli Tıp Kurumu'nun verdiği rapora dayanılarak 5 Ağustos'ta tahliye edilirken, 25 Haziran’da tutuklanarak Metris Hapishanesine konulan ve hemen ertesi gün 26 Haziran’da ağır bir yanık vakası olarak koma halinde hastaneye kaldırılıp, koma hali devam ederken 29 Haziran’da hakkında tahliye kararı verilen Ali Ataç, ölümüne neden olan olaylara dair arkasında bir çok soru bırakarak, dün yaşamını yitirmiştir” ifadelerini kullandı. Gülseren, Ali Ataç’ın yakınlarına başsağlığı dileyen Gülseren, yetkilileri Ali Ataç’ın ölümüne neden olan olaylara dair adli ve idari soruşturma yürüterek hakikati ortaya çıkarmaya ve ölümünde sorumluluğu olanlar hakkında, yakınlarının ve toplumun adalet beklentisini karşılayacak kararlar vermeye çağırdı.
‘Aysel Tuğluk’un yaşamı riske sokulmaktadır’
Öte yandan Aysel Tuğluk’un durumuna dair konuşan Gülseren, “Tutuklu bulunduğu ‘Kobane’ Davası’nda bugün itibari ile hakkında tahliye kararı verilen siyasetçi Aysel Tuğluk, ağır demans hastası olmasına ve hapishanede kalamayacağına dair hastane raporuna rağmen halen serbest bırakılmamakta, yaşamı riske sokulmaktadır” dedi. Aysel’in demans hastası olmasında, annesi Hatun Tuğluk’un vefatı ardından, defni sırasında cenazesine yapılan çirkin saldırının neden olduğu psikolojik yıkımın önemli bir rol oynadığını söyleyen Gülseren, “Söz konusu durum Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda da açıkça zikredilmiştir. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 12 Temmuz 2021 tarihli raporda, Aysel Tuğluk’un ‘demans’ hastalığından muzdarip olduğu, hayatını sürdürmek için ikinci kişilerin yardımına ihtiyaç duyduğu açık biçimde belirtilmiştir. Kurul, hapishane koşullarında yaşamını yalnız başına sürdüremeyeceğine vurgu yaparak, cezasının infazının ertelenmesi gerektiğini dile getirmiştir” ifadelerini kullandı.
Bitmeyen ‘hukuksuz’ ATK raporları
Gülseren konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, üniversitenin raporunu görmezden gelen Adli Tıp Kurumu’nun tıbbi dayanaktan yoksun raporunu esas alarak, “infaz erteleme” talebini 03 Eylül 2021 tarihinde reddetmiştir. Hastalığın hızla ilerlemesi karşısında, Tuğluk hakkında bugüne kadar 2 defa daha ‘hastalık nedeniyle ceza infazının ertelenmesi’ talep edilmiş, ancak olumlu sonuç alınamamıştır. Üniversitenin raporuna ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın bilimsel mütalaasına rağmen, Adli Tıp Kurumu’nun 22 Haziran 2022 tarihli son raporuna dayanılarak, bir defa daha Aysel Tuğluk için ‘Cezaevinde kalabilir’ denilmiş ve ağır demans hastası Aysel Tuğluk’un yaşamı bu kararla yeniden riske sokulmuştur. Adli Tıp Kurumu’nun son raporuna 3 üye tarafından konulan şerhte, Tuğluk’un 3 ay boyunca izlemeye tabi tutulduktan sonra karar verilmesi gerektiğinin altı çizilmiştir.”
'ATK sorumluluktan kaçıyor'
Gülseren, “Tuğluk’un avukatlarından Serdar Çelebi, ‘Bu şekilde hasta olan birinin cezaevinde yaşamını sürdürmesi ihtimali yok. Birebir görüyoruz adını, nerede olduğunu, yemek yemeyi, su içmeyi, giysi değiştirmeyi bile unutabiliyor. Üniversite Hastanesi tarafından demans teşhisi konulmasına ve ilaç tedavisi devam etmesine rağmen, Adli Tıp Kurumu hastalık teşhis edilmemiş gibi davranıyor, "Cezaevinde üç ay gözlemlenmelidir’ diyerek muhalefet şerhi koyan üç üye ise, kesin olarak teşhis edilmiş olmasına ve yarattığı yaşam riskine rağmen demans belirtilerinin takibi için 3 ay gibi uzun bir süre önererek, sorumluluktan kaçıyor’ demiştir” cümlelerini kullandı.
Çevik Bir’e tahliye, Aysel’e işkence!
Çevik Bir hakkında verilen kararın Aysel için de verilmesi çağrısında bulunan Gülseren, “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun, ciddi sorunlar içeren 16. Maddesi mahpuslara eşit uygulandığında dahi, Aysel Tuğluk’un tedavi maksadı ile infaz ertelemesi talebinin kabulü gerekmektedir. Demans hastası olması nedeni ile yaşamı risk altında denilerek geçtiğimiz günlerde cezasının infazına bir yıl süreyle ara verilerek serbest bırakılan Orgeneral Çevik Bir örneğinde olduğu gibi aynı gerekçelerle Aysel Tuğluk da serbest bırakılmalı, yaşam hakkı korunmalıdır” dedi. Gülseren, hasta tutsak Aysel ve cezaevi koşullarında tedavisi yapılamayan tüm hasta tutsakların serbest bırakılarak sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkilileri göreve, kamuoyunu da duyarlılığa çağırdı.
“Aysel Tuğluk serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “İnfazda eşitlik sağlansın”, “Sağlığa ve tedaviye erişimin önündeki engeller kaldırılsın” sloganları ve alkışların ardından açıklama sona erdi.









