Cumartesi Anneleri: Bu dava bizim için kapanmayacak!
- 14:59 6 Ağustos 2022
- Güncel
İSTANBUL - 41 yıl önce İstanbul Emniyeti’nde polisler tarafından gözaltında ağır işkence gören ve katledilen Süleyman Cihan dosyasındaki cezasızlığa değinen Cumartesi Anneleri, tüm kayıplar ve katledilenler için hesap sormaya devam edeceklerini vurguladı.
Cumartesi Anneleri, kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanması talebiyle eylemlerinin 906’ncı haftasını online gerçekleştirdi. Bu haftaki eyleme Cumartesi Anneleri ile oyuncu Nur Sürer katıldı. Eylemde, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından hakkında arama kararı çıkarılan ve daha sonra 29 Temmuz 1981 tarihinde İstanbul’da yolcu otobüsündeyken polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Siyasi Şubesi’nde işkenceyle öldürülen Süleyman Cihan’ın akıbeti soruldu.
Mehmet Ağar ve kayıplar…
Online eylemde Cihan’ın kayıp hikayesini oyuncu Nur Sürer okudu. 41 yıl sonra aynı kararlılıkla Süleyman Cihan’ı ve kaybedenleri unutmadıklarını söyleyen Nur, “Kayıpların kaybedilmesinde önemli aktörlerden biri olan Mehmet Ağar, kayıp yakınlarının hayatına Siyasi Şube Müdür Yardımcısı olduğu 1980 yılında Hayrettin Eren’in gözaltında kaybedilmesi ile girdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube Müdür Muavini, Terör ve Asayişten sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı ve Ankara Emniyet Müdürü olarak çalıştığı 80’li yıllarda İstanbul Emniyet Müdürü, Emniyet Genel Müdürü, Adalet ve İçişleri Bakanı olarak görev yaptığı 90’lı yıllarda yüzlerce kişi gözaltında kaybedildi” sözlerini kullandı.
‘Suç örgütü kurdu!’
Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde Özel Harekat Dairesi’nin bir suç örgütü gibi faaliyet gösterdiğini aktaran Nur, “Mehmet Ağar devletin bilgisi dahilinde, içinde devlet görevlilerinin de olduğu bir suç örgütü kurdu. Bu örgütün faaliyetleri kapsamında evlatlarımız öldürüldü, kaybedildi. Bu gerçek devletin raporlarında ve mahkeme tutanaklarında da yer aldı. Ancak Ağar, ‘her devrin adamı’ olmaya ve suçlarına ortak olacak yeni müttefikler yaratmaya devam etti” dedi. Mehmet Ağar’ın, emniyette öldürülen Süleyman Cihan’ın dosyasında da rol aldığını belirten Nur, Süleyman Cihan’ın öldürülme sürecine ilişkin, “29 Temmuz 1981 tarihinde polisler tarafından gözaltına alınan Cihan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyet ve savcılığa başvuran aileye oğullarının gözaltına alınmadığı söylendi. Aile ve avukatlarının 85 günlük ısrarlı arayışı sonucunda Cihan’ın Siyasi Şube’de aylarca işkence gördükten sonra öldürüldüğü, ölü bedeninin yüksekten atılarak intihar süsü verildiği ve kaybedilmek maksadıyla ‘kimliği meçhul kişi’ olarak gömüldüğü gerçeği açığa çıktı” dedi.
‘Bu dava bizim için kapanmayacak!’
Olayın izini süren aile ve gazeteci Kürşat İstanbullu’nun, emniyet tarafından ağır tehditlere maruz kaldığını paylaşan Nur, “Somut kanıtlar ve çok sayıda tanık olmasına rağmen, tüm hukuki girişimler sonuçsuz bırakıldı, zamanaşımı devreye sokularak dosya kapatıldı. Bilinen failler cezasızlıkla korundu. Süleyman Cihan’ın işkence ile öldürülmesi ve bedeninin kaybedilmesi ile ilgili hakkında suç duyurusunda bulunulan görevlilerden biri de dönemin Emniyet 2. Şube Müdürü Mehmet Ağar oldu. Cihan’ın işkencede ölümüne intihar süsü veren düzmece raporlarda onun da imzası vardı. Gözaltında kaybedilişinin 41. yılında bir kez daha Süleyman Cihan’ın korunan failleri yargılanıp, cezalandırılana, adalet sağlanana kadar bu dava bizim için kapanmayacak” şeklinde konuştu.
‘Hesabını sormaya devam edeceğiz!’
Daha sonra söz alan Cumartesi Annesi Hanım Tosun, “Kayıpları unutmadığımız gibi katilleri de unutmuyoruz” ifadelerini kullandı. Askeri darbeden sonra 1990’lı yıllara kadar yaşanan tüm kaybettirilmelerden Mehmet Ağar’ın bilgisinin olduğunu vurgulayan Hanım, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Mehmet Ağar'a ilişkin, "Ben Mehmet Ağar'ı savunuyorum ve kefilim. Onun Türkiye'ye gerekli bir şahsiyet olduğu kanısındayım" sözlerini anımsatarak, "Devlet adına bu operasyonları yapan ta kendisidir. Ağar adına açıklama yapanlar ancak bir katile ortak olabilirler. Kimse katillere kefil olamaz. Kefil olanlar varsa onlar da katildir. Biz kaybedilenlerin akıbetini ölsek dahi torunlarımız ve onların mücadele arkadaşları hesap soracaktır” ifadelerini kullandı. Cumartesi Anneleri Galatasaray Meydanı’nda oturmasaydı dönemde çok daha fazla kayıplar olacağının altını çizen Hanım, “Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları o katillerin kirli yüzlerini ve kirli ellerini ortaya çıkardı. Tüm bunların hesabını sormaya devam edeceğiz” sözleriyle seslendi.









