Sincan Cezaevi’nde taciz uygulamaları: Yeni sindirme yöntemi

  • 09:08 11 Ağustos 2022
  • Güncel
Dilan Babat 
 
ANKARA - Sincan Cezaevi’nde gardiyanlar tarafından görüş esnasında arama adı altında taciz edildiklerini dile getiren tutsaklar “Taciz düzeyinde arama yapan gardiyanla ilgili takipsizlik veriliyor. Genital bölgeye dokunarak arama, dokunma, eteği kaldırarak arama yapma taciz olarak kabul edilmiyor” diyerek kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.
 
Cezaevlerinde günden güne artan ihlaller tutsakların yaşamlarını daha fazla zorlaştırıyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük ağırlaştırılmış tecridin yansımaları ülkenin yanı sıra cezaevlerinde daha fazla kendini hissettirirken, kadın tutsaklara dönük gardiyanların uyguladığı kötü muamele ve işkence, taciz uygulamalarıyla sürdürülüyor. 
 
İhlal, şiddet ve kötü muamele ile sık sık gündeme gelen Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde ihlaller son bulmuyor. Tutsaklar sivil toplum örgütlerine gönderdiği mektupta son süreçte yeni bir “sindirme” yöntemi olarak tacizin uygulandığını söyledi. Sincan Cezaevi’nde bulunan kadın tutsaklar adına kaleme alınan mektupta, kadın tutsaklar cezaevinde yaşadıkları hak ihlalleri ve gardiyanlar tarafından arama adı altında maruz kaldıkları tacizi anlattı. 
 
Mektubun tamamı şöyle:
 
“Son yıllarda cezaevlerinde uygulanan politikaların, tecrit, izolasyon, sindirme ve teslim alma amacıyla yapıldığını sizlerde takip ediyor ve duyuyorsunuzdur. Dünya devrim mücadele tarihinde de Kürt halkının mücadele geleneğinden de önemli bir yere sahip olan zindanların teslim almanın halkta moral motivasyon anlamında yaratacağı etkiyi göz önünde bulundurarak, psikolojik tüm yöntem ve argümanları sakınmadan kullanmaktan sakınca görmeyen bir düşman gerçekliği ile karşı karşıyayız. Düşman yenilginin hıncıyla, direnerek bu yenilgiyi yaratan realiteyi hedefine koyup her türlü yöntemi sonuna kadar kullanmakta sakınca görmüyor.
 
Sohbet hakkının engellenmesi
 
Son 3 yıllık süreçte bu amaçla en fazla kullandığı yöntem tutsakların birbiriyle iletişimi en aza indirme, dışarıyla iletişimini ise tamamen kesme üzerine. Bu amaçla iki yıla aşkın bir süre birlikte (3-6 kişi) kaldığımız kişiler dışında ne kimseyi görme ne de iletişim kurma şansımız oldu.  Çok olağan bir işlem olan oda işlemleri hiç yapılmadı hala da yapılmıyor. Bu kadar uzun bir süre az bir sayı ile ve hep aynı kişilerle kalmak ne insan doğasına uygundur ne de hayati ihtiyaçları karşılamaya imkan verir. Toplumsallığın gereği olarak, farklı kişileri görme, sohbet etme, fikir alışverişinde bulunma ihtiyacı duyulur. Fakat yıllarca az bir sayıyla sürekli aynı kişilerle tutulma tecrit etmenin temel yöntemi olarak tutsaklara uygulandı. Yoğun çabalarımız sonrası sohbetlere çıkarılmaya başlandık fakat bundan da en alt düzeyde faydalanabilmemiz için yıllardır birlikte kaldığımız arkadaşlarla sohbete çıkarılmaya başlandık. Farklı koğuşlardan yalnızca birkaç arkadaşımızla sohbete çıkabiliyoruz. Koğuş değişimleri hala yapılmıyor, sağlık sorunları nedeniyle koğuş değişim talebi olan arkadaşlarımızın dahi talepleri kabul edilmiyor.
 
Görüşlerde ahlak dışı yöntemler
 
Dışarıya iletişim kurabilmemizin tek yolu olan görüşlere çıkmamız için türlü yöntemler uygulandı, tutsakları bezdirerek görüşe çıkmalarını engellemek için en ahlak dışı yöntemlerin kullanımında da, sakınca görülmedi.  Görüş gidiş dönüşlerinde onur kırmaya yönelik, taciz düzeyinde üst aramaları yapılmaya başlandı. Tutsakların bedenlerinin belirli bölgelerine dokunma, kıyafetleri, etekleri kaldırarak arama yapmaya çalışma gibi sindirmeye yönelik karşısındakinin üzerinden tahakküm kurmaya yönelik yaklaşımları oldu. Böylece tutsakları bezdirip artık görüşe çıkmayı kendi kendine istemeyecek bir psikolojiye sokulmak istendi.
 
Genital bölgeye dokunarak arama yapmak taciz olarak kabul edilmiyor
 
Tutsakların görüşçüleri türlü sebepleri görüş listelerinden çıkarıldı. Görüşçü olarak yazılan isimlerin görüşçü listelerinde çıkarılma gerekçelerinde soruşturma geçirmiş olmaları, (ki beraat ettikleri dosyalar) da var. Yıllar önce soruşturma geçirmiş kişilerle arkadaşlık kurmuş olmaları da emniyet değerlendirmeleriyle zorlama gerekçelerle herkesin neredeyse tüm görüşçüleri görüş listelerinden çıkarıldı. Şuan tüm tutsaklar aileleri ile görüş yapabiliyor. Fakat aile ile yaptığımız görüşlerde, tabiri caize ‘zehir’ edilmeye çalışılıyor. En son (Haziran ayı) görüşünde arkadaşlarımızın ailelerine ‘selam verdiğimiz’ için soruşturma açıldı. Soruşturma gerekçesi ‘selam vermek, sarılmak’. Ayrıca yaşadığımız taciz aramalarına itiraz ettiğimiz ya da bunu ailelerimizle paylaştığımızda da soruşturma açılıyor. Bu tacizi gerçekleştirenleri şikayet ettiğimizde gardiyanlara ‘iftirada bulunmak’ gibi gerekçeyle tutsaklarla ilgili dosya açılıyor. Taciz düzeyinde arama yapan gardiyanla ilgili takipsizlik veriliyor.  Genital bölgeye dokunarak arama, avuçlar düzeyde dokunma, eteği kaldırarak arama yapma taciz olarak kabul edilmiyor.
 
İnfazının yakılma gerekçesi: Arkadaşlarına sarılması
 
Tecrit ve izolasyonun bir parçası olarak tutsakların kendi aralarında kullandığı postalar ücretli hale getirildi. Ekonomik sıkıntılar, krizin olduğu bu dönemde haliyle posta kullanımı da durmuş oldu.80’li yılların uygulamalarını aratmayan cinsten uygulamalarından biri de koridorda karşılaştığımız arkadaşlarımızla selamlaşma, temas ve konuşmamızın da yasaklanması oldu. Arkadaşlarımızla koridorda karşılaştığımız da aramızdan etten bir duvar örülüyor. Cezası bittiği hale bırakılmayan bir arkadaşımızın bırakılmama gerekçeleri arasında, ‘koridorda gördüğü arkadaşlarına sarılması’ var. Kurum müdürü değiştiğinden beri cezası biten hiçbir arkadaşımız bırakılmadı. Son bir yıldır cezası bittiği halde bırakılmayan 7 arkadaşımız var. Bırakılmama gerekçeleri; bir insanın özgürlüğünün kısıtlanmasını karşılamayacak basit gerekçeler. Örneğin; kurumun belirlediği uyku planına uymamak, dezenfektan yaptırmamak, okul okumama, birlikte kaldığı arkadaşlarıyla uyumlu olmak, aramalarda gardiyanlara yardım etmemek gibi gerekçeler. Ayda bir yapılması gereken aramalar her hafta yapılıyor. Amaç aramadan çok dağıtmak. Bu aramalarda kıyafetlerimiz, yatak, yastık türünde eşyalarımız, kitap, defter gibi tüm malzemelerimiz iç içe konuluyor, üst üste yığılıyor. Yiyeceklerde kullandığımız eşyalar yere bırakılıyor. Tüm kitaplar her hafta teker teker arandığında kitaplar parçalanıyor. Arama biçimlerine itiraz edildiğinde tutsaklar hakkında soruşturma açılıyor.
 
Tutsaklar üzerinde yaşatılan psikolojik baskılar
 
Soruşturmalarda bezdirme yöntemi olarak kullanılmasının yanında infaz yakma için tehdit olarak da kullanılıyor. Cezası bittiği halde bırakılmayan yada cezasının bitimine birkaç ay kala neredeyse tüm arkadaşlarımızın birkaç disiplin cezası var. Her şey disiplin soruşturması gerekçesi yapılabiliyor. Kürtçe şarkı söyleyip halay çekmek, koridorda gördüğün arkadaşına sarılmak, görüşçülere selam vermek, kendi imkanlarınla reçel vs. gibi yiyecekler yapmak, elektronik bir alete kablo ekleyip kablosunu uzatmak, elbise askılarından plastik şişler yapmak… Aynı koğuşta olan arkadaşımın slogan atması halinde, ‘sen slogan atmasan da disiplin cezası’ veriliyor. Bir eylemde bulunduğumuz da biz değil, koğuşun hepsi cezalandırılıyor. Böylece tutsakların demokratik eylem haklarının kullanmaları da engellenmek isteniliyor. Tutsaklar üzerinden eylemin nedeniyle herkesin cezalandırılacağı psikolojik baskısı oluşturuluyor. 
 
Tutsaklar fiziki tacizin yanı sıra sözlü tacize maruz bırakılıyor
 
Gardiyanların taciz düzeyindeki şiddetinin yanı sıra sözlü şiddetine de maruz kalıyoruz. Sürekli bağıran, tutanakla tehdit etme, konuşmamıza müsaade etmeyip mazgalı yüzümüze kapatma, pencereleri açarak koğuşu havalandırmayı gözetleme, kameraya çekme, gizlice kameraya çekip tutsakların kendi aralarında yaptıkları konuşmalarla ilgili soruşturma açma… gibi uygulamalarla karşılaşıyoruz.  Taciz düzeyinde aramalarla tutsakların bedenleri üzerinden dahi tahakküm kurma hakları olduğu tehdidi yapılırken, gözetleme, kameraya çekme yaklaşımları ile tutsaklara hiçbir alan tanınmayacağı, kendilerine ait bir alan olmadığı mesaj verilmek istenmektedir. Konuşmak, düşünmek dahi yasak hale getirilmeye çalışılıyor.
 
İstenilen gazete ve TV yayınlarına ulaşamama
 
Cezaevine yaptığımız taleplerimize cevap alamıyor, muhatap bulamıyoruz. Bir şey için defalarca dilekçe yazıp, sürekli sorduğumuz halde cevap alamıyoruz.  En küçük bir gerekçede soruşturma açılırken, taleplerimiz tamamen görmezden geliniyor.  Taraflı yayın yapan gazeteler ve yayın dışında herhangi bir kanal ve gazeteye ulaşamıyoruz.
 
Eşyalara kısıtlama
 
Mantığı anlaşılmaz bir biçimde bazı eşyalarımız verilmiyor. Kadın cezaevinde, küpe verilmiyor, kargo ile gelen poşetler verilmiyor. Kantinde satılan eşyalardan KDV alınıyor, ailelerin destekleriyle ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan tutsaklardan, kullanılmadığı halde çok yüksek elektrik faturaları alınıyor. Kantinde eşyalarda çeşitlilik sınırlı ve çoğu zaman istenilen eşyalar getirilmeyip tükendiği söyleniliyor.
 
Keyfi tutumlar
 
Yeni tutuklanan Gönül Erden, Ayşe Kaçar isimli arkadaşlarımız psikolojik sorunlar yaşayan birinin yanında tutuluyor. Arkadaşlarımız ısrarla koğuş değişim taleplerini belirtmelerine rağmen değişim talepleri kabul edilmiyor. Arkadaşlarımız can güvenlikleriyle ilgili kaygılarını müdürlüğe, bakanlığa, savcılığa yazmış olmalarına rağmen hala ne bir geri dönüş yapıldı ne de oda değişim talepleri kabul edildi.
 
Duyarlılık çağrısı
 
Tüm bu yaklaşımların temel amacı, devrimci onurlu mücadelesini her koşulda yürütmeye devam eden tutsakları iradesiz kılma ve sindirmektir. Bizler halkının direniş geleneğinden, tarihinden beslenen ve bu onurlu halkın insanlık mücadelesini yürüten bireyler olarak, her koşulda direnişin büyütücüsü olacağız. Zindanlar birer işkence haneye çevrilip, tutsaklarda yılgınlık yaratılmak istenilse de, bu saldırıların her birini güçlü mücadele etmek için gerekçelere çevireceğiz. Bu inanç ve ruhla halkımızı selamlıyor zindanlara yönelik herkesten duyarlılık bekliyoruz.
Sincan Cezaevinde bulunan kadın tutsaklar…”
 
Cezaevi konuşmayı reddetti
 
Tutsakların aktardığı bilgiler çerçevesinde Sincan Kadın Kapalı Cezaevi Müdürlüğü’nü arayarak konu hakkında bilgi almak istedik. Ancak aradığımız cezaevi yetkilileri bize, “Size bu şekilde bilgi vermem mümkün değil. Kim olursanız olun, size bilgi veremem. Savcılığa dilekçe yazıp bilgi almayı talep edebilirsiniz ancak biz kurum olarak bu şekilde kimseye bilgi veremiyoruz” şeklinde yanıt vererek konu hakkında konuşmayı reddetti.