'Bizler kazanacağız, onlar kaybedecek'
- 19:38 19 Ağustos 2022
- Güncel
DİYARBAKIR – Yerine kayyım atanan Diyarbakır Belediye Eşbaşkanları kayyımların yıldönümüne ilişkin yapılan açıklamaya gönderdikleri mektupta, halkın iradesinin kayyımlar ile gasp edildiğini belirterek, “Bizler, eşbaşkanlık sistemini yerel yönetimlerdeki demokratik işleyişin bir gereği olarak görüyoruz. Bizler kazanacağız, onlar kaybedecek” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, kayyım atamalarının 3’ncü yıldönümü dolayısıyla Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde bulunan Lise Caddesi üzerinde bulunan Çarmar Market önünde kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi. “Kayyum rejimine karşı çoğulcu demokratik belediyecelik” pankartının açıldığı açıklamaya HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ile Saruhan Oluç, Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu'ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, Gençlik Meclisi Sözcüsü Dersim Dağ, bölge milletvekilleri, parti yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı.
Yerine kayyım atanan ve daha sonra farklı tarihlerde tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Hülya Alökmen ve Selçuk Mızraklı tutuklu bulundukları cezaevlerinden açıklamaya ortak mektup gönderdi.
Hülya ve Selçuk’un gönderdiği mektubun tamamı şu şekilde:
Türkiye’nin tarihinde darbeler hep süregelmiştir. Kurulduğundan beri demokratik bir yönetim anlayışı yerine darbeci bir yönetim anlayışı ile hareket edilmektedir. 1920’lerin sonunda çok partili sistem feshedilip tek parti rejimine geçildi. Özellikle de 1920 ve 1930’lu yıllarda Kürtler zor yöntemi kullanılarak bastırılmaya çalışıldı. 1960’larla birlikte her on yılda bir askeri darbe yapılarak 2000’li yıllara kadar gelindi. 2000’li yıllarda ise askeri darbelerin yerini post modern darbeler aldı.
Yerel yönetimler hedef alındı
2016 ve sonrasında bu defa halkın iradesi olan yerel yönetimler hedef alındı. Yerel yönetimler, bu dönemde kayyım uygulaması ile tanıştı. Yani askeri darbeler yerini siyasi darbelere bırakmış oldu. Demokrasiye yapılan bu darbe yönetimi, 2019 yerel seçimleri ile birlikte devrildi ve halkın seçtikleri yeniden seçimle iş başına geldi. Sandık demokrasisini esas almayanlar ilk darbeyi YSK eliyle gerçekleştirdiler. Seçimlerin hemen ardından KHK’li seçilmişlere mazbatalarının verilmemesi 31 Mart 2019 sonrası ilk irade gaspı oluyordu. Zora dayalı dikta anlayışını devam ettirmek isteyenler ise seçimle kaybettiği belediyelere, 19 Ağustos 2019 günü yeniden kayyımlar atayarak halkın iradesine bir kez daha darbe yaptılar.
Anlayışları deşifre ettik
Yaklaşık üç yıllık kayyım darbesinin ardından belediyelerimizde fiziksel bir tahribat ve yıkımla birlikte, tüm alanların talan edildiğine şahit olmuştuk. Kayyım döneminde: Kadın kırımından, gençlik çalışmalarına, kültür dejenerasyonundan toplumsal alanlara kadar tüm çalışmalarda Neo-Osmanlıcılık hakim olmuştu. Kentin ihtiyaçlarına aktarılması gereken gelirler yandaşlara peşkeş çekilmişti. Bizler, belediyelerimizi devraldıktan sonra kayyım sevdalılarının yönetim anlayışlarını da deşifre ettik. Kadın, gençlik, anadil, kültür ve sanat alanındaki çalışmalarımız ve önümüze koyduğumuz planlamalarımız dahi iktidar için bir korkuya sebep oldu. Bizler, eşbaşkanlık sistemini yerel yönetimlerdeki demokratik işleyişin bir gereği olarak görüyoruz ve bunun için sonuna kadar mücadele edeceğimizi söylüyoruz. Bu saldırılarla amaçlanan, kadın mücadelesinin yerel yönetimlerde oluşturduğu sistemi ortadan kaldırmak ve tekçiliğe dayalı eril anlayışın zeminini tekrardan yaratmaktır.
Esas olan halkın iradesidir
Seçimin üzerinden henüz dört ay dahi geçmemişken 19 Ağustos 2019’da milyonların iradesi bir kez daha gasp edildi. Herkesin eşit bir şekilde yaşayacağı kentleri yaratma çabamız hedef alındı. Oluşturulan Kent Konseyi ile birlikte kentte bulunan tüm sivil toplum yapılarıyla birlikte tartışarak Amed’i geçmiş kayyım döneminin tahribatlarından arındırmak istiyorduk. Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir belediyecilik anlayışını gerçekleştirmek önceliğimizdi. Çoğulculuk düşmanı tek adam rejimi, yasadışı uygulamalar ile engelleme arayışına girdi. Bu çabaların hepsi beyhude çabalardır. Esas olan halkın iradesidir. Bir kez daha belirtiyoruz ki darbeler ve kayyım atamaları yasadışıdır ve kabul edilemez. Halkımızın gözünde bizler halkın seçilmişleri iken kayyımlar irade hırsızlarıdır. Kayyım uygulamalarının aktif uygulayıcıları olan iktidar kadar pasif kalan siyasal muhaliflerin tutumları da bizler açısından manidardır ve hafızalarımızda not edilmiştir.
Bizler kazanacağız, onlar kaybedecek
Tüm bu zor uygulamalarına, darbe yasa dışılıklarına rağmen demokratik siyasette ısrar ediyoruz. Tüm kesimlere çağrımız da bu yönlüdür. Sadece Cumhuriyeti demokratik temellerde ayaklarının üzerine oturtmak değil aynı zamanda toplum tabanlı, katılımcı, çoğulcu, eşitleyici, yerinden yönetim ve demokrasiyi geliştirmek gibi bir sorumluluğumuz da var. Umudumuzu büyüterek, bu yasadışı uygulamaların üstüne giderek, yakın zamanda gerçekleşecek olan seçimlerle de bu uygulamalara son vereceğimize olan inançla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bizler kazanırken onlar kaybedecektir.”









