Evrensel editörü: Baskılar önünde duvar gibi durmalıyız

  • 09:11 25 Ağustos 2022
  • Güncel
Marta Sömek
 
İSTANBUL – BİK’in Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etmesini özgür basına dönük “tahammülsüzlük” olarak yorumlayan gazetenin Yazı İşleri Editörü Çağrı Sarı, “Hep söyledik ‘Evrensel susmaz’ diye. Basın ve ifade özgürlüğüne yapılan baskıların önünde duvar gibi durmazsak, bu baskı ortamı tüm medya kurumlarını yakar” sözleriyle meslektaşlarına seslendi.
 
Özgür basın geleneği, yıllardan beridir birçok baskı, kapatılma ve katledilme politikalarına karşı gerçekleri yazmaya devam ediyor. 16 Haziran'da aralarında JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş’ın da bulunduğu toplam 16 Kürt özgür basın emekçisi, Diyarbakır’da “örgüte üye olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla tutuklandı. Bu politikaları uzun yıllardır yaşayan gazetelerden biri de Evrensel gazetesi. “Emek Evrensel”dir diyerek yola çıkan ve ilk sayısını 7 Haziran 1995 yılında "İşte Türkiye Gerçeği" manşeti ile çıkaran Evrensel gazetesi, işçilerden kadınlara, emekçilerden cezaevlerine birçok alanı yayınlarında işledi. Yayın hayatı boyunca işçiler, emekçiler, fabrikalar ve atölyelerden gönderilen çok sayıda haber ve mektupları da dünyaya duyuran Evrensel, 7 Haziran 1995’ten bu yana tüm baskılara rağmen Türkiye'de günlük olarak yayınlanıyor. Evrensel gazetesine yönelik baskıların bir devamı olarak Basın İlan Kurumu (BİK), resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti.
 
Katledildiler, yazmaya devam ettiler
 
Gazete, ilk sayfasının çizeri olan İsmail Gülgeç'in çizdiği "Entelektüel Ayı" adlı karikatür manşeti nedeniyle daha ilk sayısında ceza aldı. 1999 ve 2000 yıllarında çeşitli kapatma davalarıyla karşı karşıya kalan gazete, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın uluslararası komplo ile Türkiye'de tutuklandığı süreçte, "Barış talebine idam" manşeti le dönemin mahkemelerince kapatıldı. Daha sonra “Yeni Evrensel” adıyla tekrar kurulan gazete, bu süreçte Kürt sorunu ile ilgili yazılar yayınlaması nedeniyle de 7 ile 10 gün arasında değişen birçok kapatma cezası aldı. Hakikati yazmaya devam eden ve yayın hayatı boyunca birçok baskıya maruz kalan gazetenin muhabirlerinden Metin Göktepe ise katledildi. Metin, 8 Ocak 1996 tarihinde İstanbul’da, "Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar" diyerek Ümraniye Cezaevi’nde katledilen tutsakların cenazesini takip etmek üzere gittiği Alibeyköy’de "Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekte ısrarcı olan Metin, polislerce gözaltına alındıktan sonra işkence ile katledildi. Ancak bu da gerçekleri yazmaya engel olamadı. Metin’in anısına birçok şarkı, şiir yazıldı. Her yıl anısına düzenlenen ödül törenleri de devam ediyor.
 
Dayanışma suç sayıldı!
 
Toplatma ve kapatma kararlarıyla yüz yüze kalan, muhabiri katledilen, editörleri hakkında hapis cezası kararları verilen Evrensel, tam 27 yıldır tüm baskı ve sindirme politikalarına karşı özgür basın geleneğini sürdürmeye devam ediyor. Son olarak da (BİK, Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti. Bu karar özgür basına yönelik son “tahammülsüzlüklerden” biri oldu. BİK’in 22 Ağustos’ta gönderdiği kararda, 19 Temmuz’da bayi denetimleri gerçekleştirildiğini, 20 Temmuz’da ise idari denetim yapıldığı belirtildi. Bayi denetim sonuçlarına yer verilen kararda, Emek Partisi’nin (EMEP) 13 farklı il ve ilçe örgütünün aldığı abone gazeteleri ile İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’de farklı bayilere gönderilen gazetelerin birkaç kişi tarafından toplu şekilde alınması, iptale gerekçe sayıldı. 14 ve 16 Eylül 2019 tarihlerinde de bayi denetimi yaptığını söyleyen BİK, Evrensel’in “dört bin adetlik asgari fiili satış şartını yerine getirmediğini” ileri sürerek resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını iptal etti.
 
AYM: Basın özgürlüğünün ihlali
 
BİK’in ilan alma hakkını iptal etme kararının bir diğer gerekçesi ise çeşitli kurumların gazeteye abone olması. Emek Partisi’nin il ve ilçe örgütleri ile farklı belediyelerin Evrensel’e abone olup aldığı gazeteler, bu kurumlar “son bayi niteliğine haiz olmadığı” gerekçesiyle “usulsüz” ilan edildi. 
 
AYM kararı
 
Anayasa Mahkemesi (AYM) ise BİK’in Evrensel, BirGün, Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri için aldığı ilan kesme cezalarına dair 10 Ağustos’ta verdiği ihlal kararının gerekçelerinde, basın ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini, bunun yapısal sorunlardan kaynaklandığını söylemiş ve bunun için Meclis’e bilgi verilmesine hükmetmişti. Basın ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine vurgu yapan AYM ayrıca, “Basın İlan Kurumu kararlarının düzenleme amacından öteye giderek artık kimi basın mensupları açısından caydırıcı etki yaratabilecek bir cezalandırma aracına dönüştüğü ve bu durumun sistematik bir soruna neden olduğu gözlenmiştir” demişti. Kararın ardından işçilerden kadınlara, siyasetçilerden gazetecilere çok sayıda kişi, kurum ve kuruluş gazeteye dayanışma gösterdi.
 
Evrensel gazetesi Yazı İşleri Editörü Çağrı Sarı, karara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
 ‘Gazeteciler o kirli ağa çomak soktu…’
 
Basın üzerinde on yıllardan beridir büyük baskı olduğunu vurgulayan Çağrı, “Elbette bu yeni bir durum değil. Doksanlarda mesela gazeteciler sokak ortasında öldürülüyordu. Bugün ise gazetecilik öldürülüyor” dedi. 16 gazetecinin her birinin yalnızca mesleğini yaptığı için tutuklandığına dikkat çeken Çağrı, “Her biri ya kayyumların hukuksuz ihalelerini, ya Kürt halkı üzerindeki basıları yazdı, ya da kadın cinayetlerine dair haberler yaptı… İşte bu tepeden tırnağa iktidarı rahatsız etti. Çünkü gazeteciler o kirli ağa çomak soktu” ifadelerini kullandı. 16 gazetecinin tutuklanması ile diğer gazetecilere de gözdağı verilmeye çalışıldığını aktaran Çağrı, “Bakın sonunuz böyle olur deniliyor… 100 yıldır gazeteciler üzerinde aynı yöntem uygulanıyor. Gazeteciler de tarihten bu yana cevabını inatla ‘haber’e sahip çıkarak yapıyor” vurgusunu yaptı.
 
Ayrımcılığa itiraz
 
Evrensel’in 27 yıldır çeşitli vesilelerle hep baskı altına alınmaya çalışıldığını paylaşan Çağrı, “Muhabirimiz öldürüldü, cezaevi tehditleri aldık. Mesailerimizi adliye koridorlarında sürdürdük. Ama hep söyledik, ‘Evrensel susmaz’ diye. Bu baskı yöntemlerine AKP ile beraber ekonomik baskılar da eklendi. Hapisle, sopayla boğamadığını, ekonomik yöntemlerle boğmak istiyorlar. Şunun altını çizelim, Basın İlan Kurumu’ndan ilan alamıyoruz, reklam alamıyoruz diye ‘ağlamıyoruz’. Biz yapılan ayrımcılığa itiraz ediyoruz” şeklinde konuştu. “İktidar yanlısı gazetelere hortum bağladılar adeta” diyen Çağrı, “Biz hakkımız olanı istiyoruz. Sen devletin bir kurumu olarak  ‘A’ gazetesi ile ‘B’ gazetesini ayırt edemezsin. Beni yaptığım haberlerden kaynaklı cezalandıramazsın. Ayrıca AYM ilan hakkına dair örnek bir karar verdi. Dedi ki ‘… artık kimi basın mensupları açısından caydırıcı etki yaratabilecek bir cezalandırma aracına dönüştüğü ve bu durumun sistematik bir soruna neden olduğu gözlenmiştir.’ Şimdi soralım, BİK bu ülkenin yargısını da mı tanımıyor?” sözleriyle “hukuksuzluğa” tepki gösterdi.
 
‘Baskıların önünde duvar gibi durmalıyız’
 
Kararı, özgür basına dönük bir “tahammülsüzlük” olarak değerlendiren Çağrı, “Aynı zamanda BİK’in AKP Genel Merkezi gibi çalıştığının da göstergesidir. AKP’yi eleştirdiğin anda ilan vermeyen bir kurumsun” cümlelerini kullandı. Kararın öğrenildiği ilk andan itibaren büyük bir dayanışma gördüklerini aktaran Çağrı, “Açıkçası böyle büyük bir sahiplenme beni duygusallaştırdı. Ancak bunun devam etmesi lazım. Biz bu şekilde başkaca baskıları aştık. El ele vererek geçecek… Başka yol da bilmiyoruz. Ayrıca sadece Evrensel meselesi değil, basın ve ifade özgürlüğüne yapılan baskıların önünde duvar gibi durmazsak, bu baskı ortamı tüm medya kurumlarını yakar. Yakıyor da…” yorumunu yaptı.
 
Toplu iğne deliğinden o haberi geçirmeye devam
 
“Korkunç bir ortam var farkındayız. Ama büyük de bir direniş, öfke var” ifadelerini kullanan Çağrı, bu öfkeyi doğru kanalize edebilmek için yan yana durmak ve ele e vermek gerektiğinin altını çizdi. Çağrı, “Hiçbir kurumu ötekileştirmeden, gazetelere- gazeteciliğe sahip çıkmak ve elbette toplu iğne deliğinden o haberi geçirmeye devam etmek…” sözleriyle dayanışmanın önemini vurguladı.