Cumartesi Anneleri yaşadıkları işkenceyi anlattı: Suç duyurusunda bulunacağız

  • 14:30 3 Eylül 2022
  • Güncel
 
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 30 Ağustos günü Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda yapılmak istenen açıklamada maruz kaldıkları işkenceyi kamuoyu ile paylaşarak, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.
 
Cumartesi Anneleri 910’uncu hafta eylemlerini Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında düzenledikleri basın açıklaması ile gerçekleştirdi. 30 Ağustos günü Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda yapılmak istenen açıklamada işkence ile gözaltına alınan kayıp yakınları için gerçekleştirilen açıklamaya, Cumartesi Anneleri/İnsanları Hanım Tosun, Hanife Yıldız, Hasan Karakoç,  Maside Ocak ve avukat Ahmet Cihan katıldı. Açıklamanın yapıldığı salona gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları ile "Ne kayıplarımızdan ne haklarımızdan vazgeçemiyoruz" pankartı asıldı.
 
Basın metinini Hasan Ocak’ın ablası Maside Ocak okudu.
 
‘Ellerinde karanfil olan annelere gövde gösterisi yapıldı’
 
Maside, 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un cenazelerinin Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunmasından kaynaklı mezarlıkta basın açıklaması gerçekleştirip karanfil bırakmak istediklerini ifade etti. Maside, o gün yaşananlara dair şunları aktardı: “30 Ağustos sabah saatlerinde gittiğimiz Altınşehir’de tüm bölgeyi kapsayan polis ablukası vardı. Ağır silahlı bir polis ordusu, çok sayıda TOMA, gözaltı aracı bize basın açıklaması yaptırmamak üzere konuşlandırılmışlardı. Bu orantısız güç yığılması ile ellerinde yalnızca karanfil bulunan kayıp yakınlarına ve hak savunucularına karşı İstanbul Emniyet Müdürlüğü adeta gövde gösterisi yapmıştı.”
 
‘Hanifi Zengin keyfi olarak gözaltı kararı verdi’
 
Maside, 2022 İstanbul Onur Yürüyüşü’nde kadın bir eylemciyi gözaltına alındığı esnada taciz eden ve sık sık haber takibi yapan gazetecileri de tehdit eden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nde Güvenlik Şube Müdürü olan Muhammed Hanifi Zengin’in alanda bulunduğunu da hatırlattı. Maside, olay günü yaşananlara dair şunları ekledi: “Hanifi Zengin, Kaymakamlık tarafından etkinliğimizin yasaklandığını söyledi ve açıklamaya izin vermeyeceklerini belirtti. Yapılan müzakere sonuç vermeyince; içimizde yaşlı, açık kalp ameliyatlı, yüksek tansiyon hastası, geçirdikleri operasyonlar nedeniyle kol ve omuzları sargılı arkadaşlarımızın da bulunduğunu, gaz ve şiddete maruz kalınması durumunda ağır sonuçlar doğabileceğini değerlendirerek açıklamamızı başka bir yerde yapmak üzere dağılmaya karar verdik. Dağılma kararımızı kendisine açıkladığımız halde, Hanifi Zengin keyfi olarak gözaltı kararı verdi. Ayrıca basın mensupları polis tarafından olay yerinden zorla uzaklaştırıldığı için polis rahatça bir yandan ‘dağılın’ anonsu yaparken bir yandan da ablukayı kaldırmayarak dağılmamızı engelledi. Dağılması engellenen 14 kişi  ‘Niye dağılmadınız’ suçlamasıyla kelepçelenerek gözaltına alınıp, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’ye götürüldük.”
 
Emniyette ikinci gözaltı işkencesi
 
Götürüldükleri Emniyet Müdürlüğü’nde de hukuksuzluklara maruz kaldıklarını söyleyen Maside, “Avukat ve ailelerimize ulaşma hakkımız engellendi. Hukuki destek vermek üzere Emniyet Müdürlüğü’ne gelen avukatlarımızdan ikisi ‘fazla avukat var’ denilerek ifadeye alınmadı. İfadeler alındıktan sonra bizlere ve avukatlarımıza, ‘hastane kontrolünden sonra serbest bırakılma kararı var’ dendi ancak, hastaneye götürülmek üzere bindirildiğimiz ve dışarıdaki yoğun sıcağa rağmen iklimlendirme imkânı olmayan araçta iki saat tutulduk ve bu arada hiçbir açıklama yapılmadı.  Biz emniyet bahçesinde araç içinde, avukatlarımız ve ailelerimiz dışarıda serbest bırakılacağımızı beklerken, iki saat sonra üst araması için tekrar emniyete götürüleceğimiz söylendi ve araçtan indirilerek emniyet binasına geri götürüldük. Rutin gözaltı işlemleri yapılarak hiçbir açıklama yapılmadan nezarete konulduk. Bu hukuksuz gözaltı İHD’nin, siyasi partilerin, milletvekillerin girişimleri sonucunda saat 22.00’de son buldu. Tam 10 saat boyunca süren bu hukuksuz gözaltı hiç şüphe yok ki yıldırma ve gözdağı vermeyi amaçlıyordu.”
 
Suç duyurusunda bulunulacak
 
Toplantı ve gösteri hakkının kullanımının sağlanması ve kolaylaştırılmasının devletin yükümlülüğü olduğunu ifade eden Maside,  “Ancak bizim Anayasal hakkımızı kullanmamız, Küçükçekmece Kaymakamlığı, İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü ve Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı tarafından engellendi. Bu yüzden yasal haklarımızı kullanarak haklarında suç duyurusunda bulunacağız” ifadelerine yer verdi.
 
Hanım Tosun: Devletin 40 yıllık cenazelere yaklaşım şekli
 
Açıklamanın ardından konuşan Cumartesi Annesi Hanım Tosun, yapılan hukuksuzluklar karşısında susmayacaklarının mesajını verdi. Devletin kayıp yakınlarının “haklı” mücadelesinden korktuğu için bu kadar baskı uyguladığını vurgulayan Hanım, “Biz haklıyız ve hiçbir zaman da haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Biz yine o mezarlığa gideceğiz. Asla kayıpların mücadelesinden vazgeçmiyoruz, failler ortaya çıkana kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu. Cenazesi yedi yıl sonra babasına kutuda verilen Hakan Arslan’a da değinen Hanım, “Bu ülke bir vahşet yaşatılıyor ailelere. Bir anneye babaya ne olursa olsun saklama kabında kemik verilemez. 40 yıl önce bir çuvalda hapishane kapısında İbrahim Kaypakkaya’nın babasına bedeni bir çuvalda verildi. 40 yıl geçti yine başka bir babaya torbada cenaze verdiler. Bu ülkeyi yönetenler biraz utansınlar. Yıllar önce de bizim kayıpları kargoyla aileler gönderiyorlardı. Hatta kargoda bile cenazelerimizi kaybediyorlardı” diye konuştu. Hanım, mücadelelerinin devamlılığını vurgulayarak, “Ne kayıplarımızdan ne de Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçiyoruz” dedi.
 
Devlet oğlunu katletti mezar hakkını elinden aldı
 
Ardından söz alan Cumartesi Annesi Hanife Yıldız da oğlunu kendi elleri ile polise emanet ettiğini belirterek, “Ben evladımı devlete teslim ettiğimde başına bir şey gelmesin diye götürdüm. Ama oğlumu yaşatmadılar ve mezar hakkı bile vermediler. Bu yapılanlar kabul edilemez. Onlar bizim yaşadığımız bu duyguyu anlamıyorlar. Ülkenin başındaki Cumhurbaşkanı’nın Berfo anaya verdiği sözü tutmasını isterdim. Ama ne yazık ki tutmadı ve eylem alanlarımız mezarlıklarımız yasaklandı. Bu uygulamalar ne yazık ki ancak AKP döneminde olur” şeklinde tepkisini dile getirdi.
 
Ardından söz alan kayıp yakınlarının avukatı ve kayıp yakını olan Ahmet Cihan, olay günü yaşanan hukuksuzluklar karşısında suç duyurusunda bulunacaklarını yineledi.