‘İmralı yolunun açılması, kosterin çalışması lazım’

  • 17:38 18 Eylül 2022
  • Güncel
 
İSTANBUL - HDK’nin “Kadın ve Barış Tartışmaları” panelinde konuşan feminist aktivist Özgül Saki çözüm sürecini hatırlatarak “Türkiye kadın hareketi olarak eksik kaldık”  derken HDP’li Fatma Kurtulan ise “Kürdistan’da olana, Türkiye'deki herkes ‘eyvah daha kötüsü bana yansıyacak’ demeli çünkü bizimle sınırlı bırakmıyorlar” diyerek tecridin kırılması gerektiğine dikkat çekti. 
 
Halkların Demokratik Kongresi'nin (HDK) “Kadın ve Barış Tartışmaları” başlığıyla  panel gerçekleştirdi. “Barışın inşasında kadınların mücadelesi” pankartının asıldığı etkinlikte, panelin kolaylaştırıcılığını HDK Kadın Koordinasyonu üyesi Aynur Cengiz yaparken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi Fatma Kurtulan ile feminist aktivist Özgül Saki konuşmacı olarak yer aldı. 
 
Üç oturum şeklinde gerçekleştirilen panelde, “Savaşın Nedensellikleri Dinamikleri - Failleri - Etkileri ve Sonuçları”, “Savaş - Barış Süreçlerinde Barış Deneyimleri” ve “Türkiye ve Kürdistan’da Barışın Olanakları” konu başlıkları tartışıldı.
 
Dünyada barış süreçleri
 
İkinci oturum  “Savaş - Barış Süreçlerinde Barış Deneyimleri” konusuyla devam etti. Kolombiya’da 75 yıl süren savaşın ardından barışın sağlandığını ifade eden feminist aktivist Özgül Saki, Kolombiya barış sürecinin kadınların ve LGBTİ+’ların yoğunluklu olarak ilgilendiği bir süreç olduğunu söyledi. Özgül, “Kuzey İrlanda barış sürecinde kadınlar bir kere toplandılar. Bu süreçte adalet ve hakikat komisyonları kurulmadı, muhataplar bunu tercih etmedi. Gerekçe de ‘tetikleyici olarak barış sürecini zorlaştıracak’ denilmesi oldu. Bu eksiklik Tunus’ta ortaya çıkıyor. Böyle komisyonlarda kendini ifade etme koşulu ortadan kalkmış oluyor. Kolombiya’da gerçekten örgütlü ve politik olarak LGBTİ ve kadın hareketi barış sürecinin başından beri var; ancak Kolombiya’da da Şili’de de  barış masasında yeterince durulmadığı yönünde eleştiriler var. Orada kadınlarla görüştüğümde barış tartışmalarının kente sıkıştırıldığını söylediler. Barış anlaşmaları olduktan sonra oradaki topluluklar barışın sonrasının inşasının eksik kaldığını  belirterek 'barış buralara gelmedi' diye eleştiride bulundular” diye dünya açısından yaşanan barış süreçlerine değindi.
 
‘Sayın Öcalan bu süreç başarıya evrilmezse daha kötü olur demişti’
 
Ardından konuşan HDP Mersin Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi Fatma Kurtulan, Türkiye’de 2013 yılında barışın daha ciddi ele alındığını ve çözüm için "yöntemin ne olacağı" yönünde konuşmaların yapıldığını dile getirdi. Fatma, “Bu süreçte cenazeler gelmiyordu. Diyarbakır Newroz’unda okunan çağrı, Dolmabahçe Mutabakatı derken barış sağlanıyor algısı sonrası, bir anda masa tekmelendi. Sayın Öcalan,  'Bu süreç başarıya evrilmezse daha kötü olur' demişti.  Şimdi sonrasını görüyoruz. Bu görüşmeler sırasında heyette hep iki kadın arkadaşımız oldu ve kadınlar olarak aktarımlar yaptılar.  Ancak bu tamamına erdirilemedi. Şimdi her alanı etkileyen acımasız bir savaşa batmış bir Türkiye mevcut” dedi.
 
‘İmralı’nın yolunun açılması, kosterin çalışması lazım’
 
Barışın sağlanması için farklı yollar aransa da barışın tek bir yolu olduğunu vurgulayan Fatma, savaşın son bulması ve Kürtlerin var olan haklarının karşılanması gerektiğini söyledi. Fatma, “İmralı yolunun açılması, kosterin çalışması lazım. Bir şeylerin yapılması lazım. Giden bizim geleceğimiz . Barış büyük ihtiyaç olarak ortada duruyor. Hiçbir hakkımızın güvencesi yok. Bunlara karşı yaptığımız çabalar çok yetersiz. Sayın Öcalan Türkiye’ye getirildiğinde kıyamet kopuyordu. O zaman çocuklara 'akşam kimin ailesi ağladı' diye soruluyordu ama biz kadınlar çalışmalara devam ettik” diyerek baskılara karşı yıllardır kadınların barış için mücadele etmekten vazgeçmediğini anlattı. Fatma, devamında PKK Lideri  Abdullah Öcalan’ın barışı sağlanmasındaki rolüne değindi. 
 
‘Türkiye kadın hareketi olarak eksik kaldık’
 
Savaşın yaşandığı süreçlerde ortak mekanizmaların zayıfladığının altını çizen Özgül de çözüm süreci döneminde, kadınların barış mücadelesinin devamının gelmediğini anımsattı. Söz konusu dönemde barış mücadelesinde politika üretmeyi ve bu kapsamda örgütlenmeyi gerçekleştiremediklerinin altını çizen Özgül, “ Barış için akademisyenler, barış için imza attığını açıkladıktan sonra herkes barış için  tek tek açıklama yaptı ama şimdi neredeler tık yok!. Türkiye kadının hareketinin bu konudaki dayanışması, oralara gitmesi çok önemliydi ama politika üretme konusunda Türkiye kadın hareketi olarak eksik kaldık” diye konuştu. 
 
‘Kadınlar ilk önce kendi özgürlükleri için mücadele ediyor’
 
“Türkiye ve Kürdistan’da Barışın Olanakları”  başlıklı oturumda da barışın sağlanmasının zorunlu olduğuna dikkat çeken Özgül, barışın nasıl sağlanması gerektiği konusunda alan açılması gerektiğini ifade etti. Özgül, “Türkiye kadın hareketi ve Kürt kadın hareketi olarak patriyarkaya karşı mücadele ediyoruz. Politik farklılıklarımız var ama patriyarkaya karşı mücadelelerimiz kesişiyor. Ama aynı zamanda kadınlar barışın kurucu öznesi olabilir diyorum. 25 Kasımlarda, 8 Martlarda sosyalist erkekler ‘kadınlar bizi kurtaracak’ diyorlar ama bu öyle değil. Kadınlar ilk olarak kendi özgürlükleri için mücadele ediyor. Ekoloji mücadelesini, emek mücadelesini bütün sorunları kadınlar olarak çözmek zorunda değiliz. Barışın inşasının mümkün olması için tartışmalara ihtiyacımız var. Bir bütün olarak yarına ertelemeden ihtiyaçlarımız gündemimiz olmalı” dedi.
 
‘Savaşa rağmen barış olacak’
 
Günümüzde artık insanların dijital paylaşımlarından dahi tutuklandığına dikkat çeken Fatma ise Kürtler ağırlık olmak üzere cezaevlerinde çok sayıda muhalifin tutuklu bulunduğunu söyledi. Fatma, “İstanbul Sözleşmesi’nin fesh edilmesi, kadın katliamlarının cezasız bırakılması ve eylemlerde haklarımızın gasp edilmesi  tüm kadınların ortak sorunu. Eşit temsiliyet sağlayarak Meclis'e gönderdiğimiz arkadaşlarımızın vekilliklerinin düşürülmesi ile karşı karşıyayız. Biz kadınlar olarak tehdit altındayız. Devlet kendi varlığını, savaşa tutunarak, yaşam alanlarını tehdit ederek sürdürmek istiyor. Bunun için bize daha fazla iş düşüyor. Savaşa rağmen barış olacak. Zaten savaş olduğu için barış diyoruz. Savaş yakamıza yapıştığı için barış hemen şimdi dememiz gerekiyor. Kürdistan’da olana, Türkiye'deki herkes ‘eyvah daha kötüsü bana yansıyacak’ demeli çünkü bizimle sınırlı bırakmıyorlar” şeklinde konuştu.  
 
Panel katılımcıların önerileri ve soru-cevaplarının ardından son buldu.