Sağlık kurulundan Sibel Balaç’a dair çelişkili kararlar

  • 17:12 23 Eylül 2022
  • Güncel
 
Melek Avcı
 
ANKARA - “Adil yargılama” talebiyle ölüm orucuna başlayan Sibel Balaç’a ilişkin sağlık kurulu tarafından verilen karar avukatlarına tebliği edildi. Sibel hakkında kararını veren sağlık kurulu “cezaevinde kalabilir” görüşünü verirken aynı zamanda Sibel’in tek başına hayatını idame ettiremeyeceği görüşü bildirdi.
 
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde 280 gündür ölüm orucunda olan Sibel Balaç, kaldırıldığı hastanede eylemini sürdürüyor. Sibel’in avukatı Ceren Yılmaz, 6 Eylül’de İnfaz Kanunu'nun 16’ncı maddesi kapsamında infaz erteleme başvurusunda bulundu. Sibel, 7 Eylül'de ölüm orucunun 265’inci günündeyken Ankara Yıldırım Beyazıt Dışkapı Hastanesi’ne sevk edildi. Tetkikleri için Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’ne sevk edilen Sibel, hastanenin ek binasındaki mahkûm koğuşunda tutuluyor. Hastanede tutulduğu süre boyunca 7 günde 3 kilo veren Sibel 16 Eylül’de Sağlık Kurulu’na sevk edilmişti.
 
17 Eylül’de sağlık kuruluna gönderilen Sibel’in raporları 19 Eylül’de Adli Tıp Kurumu’na (ATK) iletildi.  Sağlık kurulu kararını bugün açıkladı. Kararı,  Sibel’in avvukatı Ceren Yılmaz ajansımıza değerlendirdi.
 
Raporda çelişkiler
 
Ankara Yıldırım Beyazıt Hastanesi’nin verdiği sağlık raporunun çıktığını belirten Ceren, hastanenin raporunun kendisiyle çeliştiğini ifade etti. Ceren, “Raporda müvekkilimizin hayati tehlikesinin olmadığı, hapishanede kalabileceği, infazının ertelenmesine gerek olmadığı söylenmiş ama bu ne tezatlıktır ki aynı zamanda müvekkilimizin hayatını tek başına idame ettiremeyeceği söylenmiş ve müvekkilimizin hastanede tutulmasının ya da müvekkilimiz Gökhan Yıldırım’da da gündeme geldiği gibi R tipi hapishanelere götürülebileceği mesajı verilmiş bu raporda” dedi.
 
‘Karaciğer yetmezliği’
 
Sibel’i 9 aydır gördüklerini söyleyen Ceren,  9 ay içerisinde Sibel’in vücudunun yarısını kaybettiğini ve 47 kiloya düştüğünü anımsattı. Ceren, Sibel’in şu anda 38 kiloya düştüğünü, yürüyemediğini ve tekerlekli sandalyede olduğunu belirtti. Ceren, “Siz o teşhisleri yaparken, o tetkikleri yaparken, karaciğer yetmezliği olduğunu gördünüz, müvekkilimizin ağız içi yaralarından haberdarsınız” diye kaydetti.
 
‘ATK kararı şüpheli olacaktır’
 
Tetkiklerin çok uzun sürdüğünü hatırlatan Ceren, ATK’nin, Sibel’in hastaneye getirildiği ilk tarih olan 7 Eylül’e göre rapor düzenlenmesine tepki gösterdi. 7 Eylül’den bu yana geçen sürede Sibel’in durumunun gittikçe kötüleştiğini dile getiren Ceren, geçen hafta fiziki muayene için müvekkilin götürüleceğini öğrendiklerini kaydederek, “Sibel’in ilk tetkikleri 7 Eylül’de yapıldı bugün ayın 23 ve aradan geçen 17 günde müvekkilimizin sağlık durumunda çok ciddi bir kötüleşme yaşandı. Bu kadar ciddi bir kötüleşme dikkate alınmaksızın verilecekse rapor, biz bu kararın doğruluğundan da şüphe ederiz” sözlerini kullandı.
 
Avukatlar olarak ziyaret ettikleri hasta koğuşuna sağlıklı olarak kendilerinin bile tahammül edemediklerini kaydeden Ceren şu ifadeleri kullandı: “Mevki koğuşu öyle bir yer ki inanın koşulları tarif etmek çok güç. Biz avukatlar olarak ülkemizde bir hasta tutsak sorunu olduğunu biliyorduk, daha önce buna ilişkin birçok çalışma yaptık. Ancak Sibel’in bu sürecinde o hasta tutsak koğuşunun koşullarının ne boyutta olduğunu bu süreçte gördük. O kokuya tahammül edemiyoruz. Geçen meslektaşlarımızla birlikte koridorda beklerken tavandan kartonpiyer düştü gözümüzün önünde. Tavanları dökülüyor hasta tutsakların tutulduğu koğuşun.”
 
Hasta mahkum koğuşundan kedi pisliği
 
Ceren, her gün Ankara’nın her yerinden hasta tutsakların getirildiğini kaydederek, emniyet nezareti gibi yere sedyede kelepçelenmiş, tedavi olmaya gelen hastaları gördüklerini belirtti. Ceren, “Gözümüzün önünde hastalar inliyor. Akrabaları, yakınları geliyor ve bu insanlara bilgi verilmiyor. Biz Sibel’in orada tutulduğu süre boyunca hiçbir hasta tutsağın orada tedavi olamayacağına şahit olduk” dedi. Ankara’da bulunan tek mahkûm koğuşu olduğunu kendilerine söylendiğini aktaran Ceren, “Tek hasta mahkûm koğuşu, tuvalet ve yemek kokusundan ibaret. Her yerde kedilerin pislediği bir yer” dedi.
 
‘Ben buradan çıkmak istiyorum’
 
Sibel’in taleplerinin yerine getirilmesini isteyen Ceren, “ATK raporunun uzatıldığı bu süre boyunca Sibel, her görüşmemizde bize şunu söylüyor ‘ben bu mahkum koğuşundaki koşulların iyileştirilmesini amaçlamıyorum ben buradan çıkmak istiyorum. Ben hasta değilim, ben ölüm orucu direnişindeyim bu direnişimin de talepleri var bu taleplerimin kabul edilmesini istiyorum. Ben hasta gibi bu hastanede tutulmak istemiyorum.’ Sibel hakkında bir an önce infaz erteleme istiyoruz, tahliye istiyoruz” diye kaydetti.
 
‘Annesi Sibel’e dokunamıyor’
 
Sibel’in annesi Nuray Balaç’ın da gün geçtikçe kızının eridiğine şahit olduğunu ve Sibel’e dokunamadığını söyleyen Ceren, “Annesi Sibel’e can acısından dokunamıyor. O da kızının bir an önce tahliye edilmesini talep ediyor” diye ekledi.