‘Kimyasal silah kullanımı nitelikli suç kapsamındadır’
- 13:00 26 Ekim 2022
- Güncel
VAN - Güney Kürdistan’da kimyasal silah kullanımına ilişkin İHD Van Şubesi yaptığı açıklamada, “Türk Ceza Kanunu’nda kimyasal madde silah olarak tanımlanmış ve bu silahla işlenen suçlar nitelikli suç olarak değerlendirilmiştir” dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi, Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarında kimyasal silah kullanımına ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda basın metnini İHD Van Şube Başkanı Mehmet Karataş okudu.
Kimyasal silahların birçok uluslararası anlaşma ile yasaklandığını hatırlatan Mehmet, Türkiye’nin de söz konusu anlaşmaların tarafı olduğunu söyledi. Mehmet, “Cenevre protokolüne rağmen savaşlarda ve silahlı çatışmalarda kimyasal silahların kullanılması engellenememiştir. Bu konu uzun tartışmalardan sonra BM nezdinde 1993 yılında bir sözleşmeye kavuşmuştur. Kimyasal silahların geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve kullanımının yasaklanması sözleşmesi olarak adlandırılan bu sözleşmeyi Türkiye 29 Nisan 1997 tarihinde yürürlüğe koymuştur” dedi.
‘Nitelikli suç’
Mehmet, kimyasal silah kullanımın suç olduğunun altını çizerek, “Türk Ceza Kanunu’nda kimyasal madde silah olarak tanımlanmış ve bu silahla işlenen suçlar nitelikli suç olarak değerlendirilmiştir. Kimyasal silah kullanımıyla ilgili iddiaların ciddiliği dikkate alınmalı ve Türkiye iç hukuku uyarınca yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulmalıdır. Ayrıca uluslararası yükümlülük üstlenen bir ülke olan Türkiye kendi iç denetim mekanizmalarını da harekete geçirmelidir. Bu iddialar ancak bu şekilde hareket edilerek sonuçlandırılabilir görüşündeyiz” sözlerine yer verdi.
‘Hedef gösterilmesi kabul edilemez’
Kimyasal silahlara ilişkin açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve kimyasal silah kullanımına dair haberler yapan gazetecilerin hedef gösterilmesini eleştiren Mehmet şöyle devam etti: “Bilimsel görüş açıklayan adli tip uzmanı ve insan haklan savunucusu Şebnem Korur Fincancı hakkında suç duyurusunda bulunulması ve siyasi iktidar sözcüleri tarafından hedef gösterilmesi sonucu bugün gözaltına alınması kesinlikle kabul edilemez. Aynı zamanda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün göz altına alınan 11 gazeteciden tutuklanan dahil olmak üzere derhal serbest bırakılmalıdır. Halkın haber alma hakkına müdahale olan bu tür eylemlerin demokratik bir ülkede yeri bulunmamaktadır.”
‘Araştırılmalı’
Kimyasal silah kullanımının ciddi bir sorun olduğunu vurgulayan Mehmet, “Olay yeri incelemesi, otopsi ve diğer delil toplama yöntemleri (BM Minnesota Otopsi Protokolü) kullanılmadan, zan altında bırakılan bir bakanlığın, ‘Böyle bir şey yok, bu bir yalandır’ açıklaması mutlak doğru olarak ele alınmamalıdır. Aksi takdirde uluslararası sözleşme ve 5564 sayılı kanunun bir önemi kalmayacaktır. Dolayısıyla bu tip durumlarda yargı organları ile idari ve siyasi denetim mekanizmalarının üzerinde düşen görevi yapmaları gerekmektedir” diye konuştu.







