Gazetecilere destek: Hepimiz özgür basınız

  • 09:02 27 Ekim 2022
  • Güncel
 
İSTANBUL - Özgür Kürt basınının 11 çalışanının gözaltına alınmasına tepki gösteren siyasetçiler, “Gazetecilerin gördükleri işkenceye karşı baş eğmeyişi, ortak direniş tutumumuzdur. Bu, baskı ve zorbalıkları kendi sonlarını getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Hepimiz özgür basınız! Özgür basının yanında olmaya devam edeceğiz” sözleriyle dayanışma mesajı verdi.
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 9 kentte yapılan ev baskınlarında muhabirlerimiz Habibe Eren ve Öznur Değer, Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Zemo Ağgöz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar ve Ceylan Şahinli ile gazeteci Mehmet Günhan 25 Ekim günü sabahın erken saatlerinde işkence edilerek gözaltına alındı. Farklı bir soruşturma kapsamında gözaltına alınan ajansımız muhabiri Derya Ren ise kesinleşen cezası olduğu gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.
 
Mizansene baş eğmediler
 
Polisler ev baskınları sırasında uyguladığı işkencenin yanı sıra gazetecilerin başını eğmeye çalışsa da özgür basın emekçileri tüm bu mizansene karşı hakikatleri yazdıkları gibi başlarını da eğmedi. Soruşturma kapsamında savcılık tarafından 24 saat avukat görüş yasağı getirilirken, yasağın sona ermesi ile avukatlar bir gün sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan gazetecilerle görüştü. Türk bayrakları arasında elleri kelepçeli bir şekilde zorla fotoğraflarının çektirilmeye çalışılan ve birçok işkenceye maruz bırakılan gazetecilerin maruz kaldıklarına dair ise her kesimden tepkiler büyüyor.
 
Özgür basın ile dayanışma gösteren siyasetçiler de gazetecilerin hakikati yazmaktan vazgeçmeyeceklerini ve asla boyun eğmeyeceklerinin mesajını verdi.
 
Hakikat gizlenmek isteniyor…
 
Çok boyutlu bir saldırıyla karşı karşıya olunduğunu belirten Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Dönem Sözcüsü Juliana Gözen, birinci boyutunu iktidarın Kürt halkına yönelik sürdürdüğü savaşın bir ürünü olarak bu operasyonu yaptığının anlaşıldığı şeklinde yorumladı. Kürt basınının darbelenmek, hakikatin de gizlenmek istendiğine vurgu yapan Juliana, “Seçimleri bir savaş alanına çevirme niyetiyle atılmış adımlar bunlar. Muhtemeldir ki daha da sertleşecekler. İkinci olarak şunu söylemek gerekir, polisin gözaltı gerekçesi olarak ‘halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek’ suçu gösteriliyor. Ki bu bizlere geçtiğimiz günlerde Meclisten geçen sansür yasasını işaret ediyor. Halklara karşı işledikleri suçlarda gerçekleri yazmanın sonuçlarına işaret ediyor. Bu operasyon toplumun diğer kesimlerini Kürt halkından uzaklaştırmanın, Kürt halkını yalıtmanın bir aracı olarak kullanılıyor. Üstelik de ülkenin batısına da bir tehdit olarak ‘Konuşursanız sonunuz Kürt basını gibi olur’ mesajı veriliyor. Kürt basınına karşı gerçekleştirilen bu saldırıya neden amasız fakatsız karşı durmamız gerektiğini açıklıyor bizlere” değerlendirmesini yaptı.
 
‘Baş eğmeyişleri ortak direniş tutumumuzdur!’
 
Gazetecilerin işkence karşısında baş eğmediğinin altını çizen Juliana, “Cumhuriyet kutlamaları kapsamında davet edilen gazeteciler ile ilgili gündem devam ederken, ‘hangi cumhuriyet?’ sorusuna cevap veren bir operasyon bu. Halkın haber alma hakkını engelleyen, halkları baskı altında tutan, temel hak ve özgürlükleri yasaklayan bir cumhuriyet bu. İktidar seçimlere giderken kendi istediği politik atmosferi yaratmak için kendisinden olmayan herkese şiddeti yöneltmiş durumda. Fakat şiddet halkları teslim alamıyor. Bugün gazetecilerin evlerinden alınırken gördükleri işkenceye karşı baş eğmeyişi, ortak direniş tutumumuzdur” dedi.
 
‘Basını susturabileceğini sananlar yanılıyor!’
 
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan da “Siyasi iktidarın baskı politikalarından tüm muhalifler nasibini alırken, Kürt siyasetçiler ve gazeteciler daha özel uygulamalara maruz bırakılmaktadır” yorumunda bulundu. Operasyonlar, gözaltılar ve tutuklamaların iktidarın Kürt sorununa yaklaşımının bir yansıması olduğunu dile getiren Selma, “Sansür yasasının Amasra maden ocağında yaşanan işçi cinayetinde gerçeklerin perdelenmesi için nasıl uygulandığına tanıklık ettik. Bir taraftan Sansür Yasası gibi düzenlemeler, halkın haber alma hakkının, gerçeklerin halka ulaştırılması çalışmalarının üzerinde demokrasi kılıcı misali sallanırken diğer taraftan gözaltı, tutuklama, yargılama, cezalandırma yoluyla iktidar gerçeklerin halka ulaşmasını engelleyebileceğini, basını susturabileceğini, basın mensuplarını sindirebileceğini sanıyor ama yanılıyorlar” şeklinde konuştu.
 
‘Zorbalıkları kendi sonlarını getirecek’
 
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İstanbul İl Eşbaşkanı Gürşenay Dalveren ise “İktidar her sıkıştığında, her seçim döneminde kendisine en çok muhalif olan kesimleri, Kürtleri, sosyalistleri, demokrasi güçleri ve maalesef haber alma özgürlüğümüzü sağlayan basına saldırarak baskılarını sürdürüyor” ifadelerini kullandı. İktidarın ayakta kalmak için dezanformasyon ve Sansür Yasası’yla işledikleri suçları ört bas etmek, haber yapma ve yayma özgürlüğünü kısıtlamak istediğine vurgu yapan Gürşenay, “Bu, baskı ve zorbalıkları kendi sonlarını getirmekten başka bir işe yaramayacaktır” diye belirtti.
 
‘Hepimiz özgür basınız!’
 
Yapılan gözaltıların seçime hangi koşullarda girileceğinin göstergesi olduğunu da aktaran Gürşenay, “RTÜK tarafından televizyonlar karartılıyor, iktidar tarafından basın emekçileri gözaltına alınıyor. Bizler haber alma hakkımız olduğunun altını bir kez daha çiziyor ve haykırıyoruz. Bu hakkımızı elimizden alan bu ceberut hükümete karşı, demokrasiye inanan bütün halkların buna bir dur demesi gerektiğinin de altını çiziyoruz. Özgür basın yol açıcıdır, halkların sesidir. Susturulamaz, susturulmasına izin vermeyeceğiz. Hepimiz özgür basınız! Özgür basının yanında olmaya devam edeceğiz. Gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakılsın” çağrısını yaptı.
 
‘Hiçbirimizin başını öne eğdiremeyecekler’
 
 
Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren de, “faşizm”in daha Sansür Yasası yürürlüğe girmeden uygulanmaya başlandığına dikkat çekti. Elif, gazetecilerin sırf hakikati yazdıkları için gözaltına alınmasına dair, “Gerçeğin izinde halkların, kadınların, işçi sınıfının, gençlerin, LGBTI+’ların sesini duyuran gazetecilere ev baskınları ve gözaltılar gerçekleştirildi. Bunun karşısında hiçbirimiz susmayacağız” sözleriyle tepki gösterdi. Gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gerektiğinin altını çizen Elif, “Hiçbirimizin başını öne eğdiremeyecekler, özgür basını da engelleyemeyecekler” dedi.