Son 3 ayda 23 tutsak katledildi
- 13:59 27 Ekim 2022
- Güncel
ANKARA - İHD Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu bölge cezaevlerinde son 3 ayda 23 tutsağın katledildiğini, tutsakların en az 20 kez işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını açıkladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu bölgesinde bulunan cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini içeren 3 aylık raporu dernek binasında açıkladı. Rapor, İHD Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu’na yapılan başvurular, avukatların cezaevlerine yaptıkları ziyaretler, tutukluların yolladığı mektuplar ve aile görüşmelerinden derlendi.
İHD’nin 2022 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları içerisinde derneğe yapılan 71 başvuru nezdinde hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için ilgili kamu kurumlarına yazı gönderdiği belirtildi.
Basın toplantısında raporu açıklayan İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen ile İHD'den Ömer Faruk Yazmacı ve Ümitcan Akbulut tarafından açıklandı.
11 tutsağın şüpheli ölümü
Nuray, 2022 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında en az 23 tutsağın katledildiğini, 10 tutsağın ağır hastalıkları nedeniyle katledildiğini, 11 tutsağın şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini. 4 tutsağın da intihar ettiğinin iddia edildiğini, bir tutsağın ise ölüm nedeninin öğrenilemediğini söyledi.
Açlık grevleri devam ediyor
Nuray, infaz yakma, tedavi hakkının engellenmesi ve keyfi olarak verilen disiplin cezaları nedeniyle cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerinin sürdüğünü söyledi.
Tutsaklar tedavi edilmiyor
Cezaevlerinde en az 651’i ağır olmak üzere en az bin 517 hasta tutsağın bulunduğunu aktaran Nuray, derlenen veriler ve gelen başvurular çerçevesinde İç Anadolu Bölge Hapishanelerinde en az 48 tutsağın sağlık hakkının ihlal edildiğini kaydetti.
Tutsakların göz ameliyatı, diş tedavileri, hastane kontrollerinin yapılmadığını ifade eden Nuray, gelen başvurularda bir tutsağın siyasi tutsak olduğu için tedavisinin yapılmadığını dile getirdi. Covid-19 tedbirlerine uyulmayarak hastaların sağlığının riske atıldığını kaydeden Nuray, ağır hasta tutsakların infazlarının keyfi olarak yakıldığını söyledi.
Psikolojik ve fiziki işkence
Son 3 ayda en az 20 tutsağın işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını belirten Nuray, Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki verileri paylaşmaması, cezaevleriyle haberleşmenin sürekli olarak engellenmesi, haberleşmenin sıkı bir biçimde denetlenmesi, özellikle taşra cezaevlerinden haber alma konusunda yaşanan güçlükler, adli tutukluların yaşadıklarını basına, yetkili makamlara ve insan hakları örgütlerine iletmemesi nedeniyle işkence ve kötü muameleye maruz kalan tutsak sayısının belirtilen sayının çok üzerinde olduğunun altını çizdi.
Adalet Bakanlığı başvuruları yanıtsız bırakıyor
Cinsel ve sözlü taciz işkenceleri, hastanede darp raporlarının kayıtlara işlenmemesi ve çıplak aramanın dayatılmasının temelinde cezaevi görevlilerine yönelik cezasızlık politikası yattığını söyleyen Nuray, Adalet Bakanlığı'na yapılan hak ihlali başvurularının yanıtsız kaldığı bilgisini ekledi.
Keyfi disiplin cezaları
Cezaevlerinde her türlü hak talebine ve ihlallere karşı verilen tepkilere cezaevi idarelerinin tutanak tutarak ve disiplin soruşturması başlatarak karşılık verdiğini belirten Nuray, bu uygulamaların tutsakların birbirleriyle selamlaşmaları ya da hal-hatır sormaları gibi son derece keyfi gerekçelere dayatıldığını kaydetti. Nuray, şunları söyledi: “Hapishane yaşanan hak ihlallerini ve baskıları dışarıya bildirmek de disiplin soruşturmasına gerekçe olabiliyor. Disiplin soruşturmaları neticesinde tutsak haberleşme hakkı cezaları, hücre cezaları verilebilmektedir. Ancak daha önemlisi bu soruşturma ve cezalar bahane edilerek infazları yakılmaktadır. Zaten İnfaz Kanunu’ndan kaynaklanan haklar hapishane idarelerinin tercihlerine göre uygulanabilmektedir. Ağır hasta olan ve cezalarının son yılında olan mahpuslar, iyi hali olan mahpuslar dahi tahliye edilmemektedirler. Disiplin soruşturmaları ve cezalar nedeniyle iyi halden denetimli serbestlik hakkı zaten mahpuslara kullandırılmamaktadır.”
Kişi güvenliği tehdit ediliyor
Nuray devamında şu sözleri kullandı: “Doğrudan kişi güvenliği hakkını ve sağlık hakkını ihlal eden uygulamalar dışında hapishane yönetimleri çok çeşitli yöntemlerle tutsaklar üzerinde baskı kurmaya çalışmakta, çeşitli hak ihlalleri yaşatılmaktadır. Bu ailelerinden uzak hapishanelerde bulunan mahpusların sevk talepleri kabul edilmemektedir. Hapishanelerdeki bazı mahpuslar ekonomik koşullarından kaynaklı olarak dosyaları ile ilgili hukuki yardım talebinde bulunmuştur" diye aktardı.
Sorumluluk çağrısı
Yaşanan ve sessiz kalınan hak ihlallerine ilişkin öneri ve çözümlerde bulunan Nuray, cezaevlerinde yaşanan hak ihlali ve işkencelere karşı ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların harekete geçmesi çağrısı yaptı.
Nuray son olarak şöyle konuştu: “Heyetlerimiz ve kurumumuz; hapishane rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde, ‘bağımsız’ ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Tüm cezaevlerinde yaşananlara, hak ihlallerine, sağlığa erişim engellerine karşı Adalet Bakanlığı’nı, ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz."







