‘Y Tipi cezaevleri birer tecrithane’

  • 09:04 24 Aralık 2022
  • Güncel
Şehriban Aslan
 
ÊLIH - İHD Êlih Şubesi avukatlarından Gülbahar Kaya, yeni açılan Y Tipi cezaevlerinin tam anlamıyla bir “tecrithane” olduğu değerlendirmesi yaptı.
 
Kurdistan ve Türkiye’de siyasi tutsakların kaldığı cezaevlerinde günden güne baskı ve işkenceler artarken bu baskı ve işkenceler “yeni tip” cezaevleri ile sürüyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan tutsaklar için açılan Y Tipi kapalı cezaevi ile tutsakların tekli odalarda tecrit içinde tecride maruz kalmaları amaçlanıyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Êlih Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Avukat Gülbahar Kaya, Y Tipi cezaevlerini değerlendirdi.
 
‘Tutsaklar temel ihtiyaç konusunda çok zorlanıyor’
 
Gülbahar, cezaevlerindeki koşulların her zamanki gibi ağır olduğunu ve insanlık onurunu zedeleyen şartların devam ettiğini söyledi. Tutsakların özellikle temel ihtiyaçlarına erişimde ve iletişim haklarında sorun yaşadığını kaydeden Gülbahar, “Zira ekonomik gidişatın dışarıda özgür dolaşanları bile zorladığı şu günlerde cezaevlerindeki tutsaklar ailelerinden gelen harçlıklarıyla geçinmek zorunda kalıyorlar. Her ne kadar yemek gibi ihtiyaçları kısmen karşılansa da yetersiz kalıyor. Temel hijyen ürünlerine ulaşım bilhassa kadın mahkumları zorluyor. Koğuşlarda bulunan semaver ve ışıklardan dolayı fahiş miktarda elektrik faturası geliyor” şeklinde konuştu.
 
Kürtçeye sansür!
 
Tutsakların kışlık giysilere erişiminin de engellendiğini söyleyen Gülbahar, “Özellikle bir ziyaretimiz esnasında, evden gönderilen ve sınırlı sayıda kabul edilen kışlık giysilerin ‘sırf köpekler tarafından koklanarak denetlenmesi’ sebebiyle teslim konusunda bekletildiğini öğrendik. Yine iletişim hususunda mahkûmlar sorunlar yaşıyor. Örneğin Kürtçe ibareler bulunan mektuplar ya hiç teslim edilmiyor ya da sansürlenerek mahkûmlara veriliyor. Anadili ve okuma dili Kürtçe olan mahkûmlar kütüphaneden tam istifade edemiyor zira kütüphanede sadece Türkçe kitaplar bulunuyor. Havalandırma saatlerinin yetersizliği de çok ayrı bir sorun haline gelmiş” dedi.
 
Çıplak arama işkencesi
 
Aldıkları çok sayıda ihlal başvurusu içinde öne çıkanlardan birinin de çıplak aramalar olduğuna dikkat çeken Gülbahar, “Gözaltına alınmayla dayatılan çıplak aramalar cezaevlerindeki girişte de karşımıza çıkıyor. İnsanlık onuru ile bağdaşmayan bu muamele bir işkencedir. Bununla ilgili kamuoyu olarak da hukuki olarak da sesimizi çıkarmaya devam ediyoruz. Gerekli hukuki süreçleri de takip ediyoruz” sözlerine yer verdi.
 
‘Y Tipi Cezaevleri tam anlamıyla tecrithanedir’
 
“Cezanın amacı özellikle infaz da kişiyi topluma kazandırmaktır” diyen Gülbahar, ancak bu sürecin kanun koyucular tarafından “rehabilitasyon süreci” olarak algılandığına işaret etti. Gülbahar, “Alfabetik sıraya göre açılan cezaevleri maalesef iktidarın çok şeritli yollardan sonraki biricik övgü kaynakları. Son açıklanan Y Tipi cezaevleri ise kelimenin tam anlamıyla tecrithanedir. Zira 3 katlı ve her katta bir mahkûmun bulundurulması hedeflenen bu cezaevlerinde ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahkûmlar’ tutulmak istenmektir. Cezaevlerinin çoğunda hijyen, sağlık, kapasite gibi pek çok sorun bulunurken, tutuklu ve hükümlü sayısında da her geçen gün artış yaşanıyor” şeklinde konuştu.
 
‘Y Tipi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar için’
 
Cezaevlerinde yaşanan sorunların gölgesinde yeni bir cezaevinin kurulmasının amacına değinen Gülbahar, sürecin işkenceye dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Y Tipi cezaevlerinin yüksek güvenlikli olduğunun ve tutsakların tek kişilik odalarda tutulduğunun altını çizen Gülbahar, şu bilgileri verdi: “Ortalama kapasiteleri ise 300-400 civarındadır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler için dizayn edilmişlerdir. Y Tipi cezaevlerinde tutulmak istenenler; 5275 sayılı yasanın 9/3 maddesi uyarınca tehlikeli mahkûm statüsünde olan mahkûmlardır. Mahkûmların taleplerine karşı genelde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar tek odalarda kalmayı istemeseler de, sözde güvenlik gerekçeleri ile bu talepleri zaten reddediliyor. Antalya Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Ereğli 1 ve 2 Nolu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Çorlu 1 ve 2 Nolu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Sarıçam 1 Nolu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Burdur 1 Nolu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu aktif olan cezaevleridir.”
 
‘Mafyaya verilen raporlar hasta tutsaklara verilmiyor’
 
Gülbahar, cezaevlerinde tutulan hasta tutsakları hatırlatarak, Adli tıp Kurumu (ATK) raporlarına işaret etti. Gülbahar şunları söyledi: “ATK raporlarının alınış süreleri ve cezaevlerindeki ağır koşullar göz önüne alındığında baştan sona eziyet veren bir işkence sürecidir. Mafya babalarına ‘içeride kalamaz’ diyerek ağır hasta raporu veren ATK raporları 80 yaşında yürümekte bile zorlanan Mehmet Emin amcaya ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu veriyor. Ağır hasta, kanserin son evresine gelen hastalara ölümlerine bir kaç gün kala rapor veriliyor. Oysa kişinin vedalaşma hakkı var bedeniyle ve ailesi ile… ATK’nin verdiği raporların çoğu skandal niteliği taşıyor. Hasta mahkûmlar için her gün hak arayanlar için ise izleyici olmak daha ağır geliyor. Oysa mesleğin etik olması için hukuk sistemi yurttaşın yanında olmalı. Bu kurumların revize edilmesi gerekir. Umudumuz adil ve hakkaniyetli kararlar verecekleri günleri görmek.”