Rozerin’in dosyası hala AYM’de

  • 09:03 8 Ocak 2023
  • Güncel
Şehriban Aslan
 
AMED - Rozerin Çukur’un Sur’da katledilmesine ilişkin açılan soruşturmada “kovuşturmaya yer yok” kararı ardından AYM’ye taşınan dosyada hala bir gelişme yok. 
 
Amed’in Sûr ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağının sürdüğü 8 Ocak 2016 tarihinde Rozerin Çukur (17) başından vurularak katledildi. Cenazesi ailesine 5 ay sonra verilen Rozerin’in katledilmesine ilişkin açılan soruşturmada 2021 yılında “kovuşturmaya yer yoktur” kararı verildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen karara Sivil Savunma Birlikleri (YPS) üyeleri arasında geçtiği belirtilen bir telsiz görüşmesinde Rozerin’in isminin geçtiği iddiası gerekçe gösterildi.
 
Kararda, “Rozerin Çukur'un olay tarihinde güvenlik güçleriyle çıkan çatışmada öldüğü ve PKK/KCK terör örgütüne katılımının telsiz görüşmelerinden ve emniyet tutanaklarından anlaşılmakla olay nedeniyle şüpheliler adına kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına (…)” ifadelerine yer verildi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu üyesi avukat Eylül Özgültekin, Rozerin’in ve Kurdistan’da katledilen çocukların yargılama sürecine değindi.
 
‘Rozerin hayalleri olan bir çocuktu’
 
Eylül, çocukların yaşam haklarının ihlaline ilişkin dosyalarda faillerin kamu gücünü elinde tutan kolluk görevlisi gibi sıfatları olduğundan Rozerin’in dosyasında olduğu gibi çocukların taraflaştırıldığını söyledi. Eylül, Rozerin’in Sûr’da olmasından kaynaklı, “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” gerekçesiyle soruşturmanın açıldığına dikkat çekti. Rozerin’in 17 yaşında olduğunu kaydeden Eylül, “Rozerin okulda başarılı bir öğrenci; gezmeyi, ders çalışmayı ve fotoğraf çekmeyi seven bir çocuktu. Dönem dönem avukat olmak isteyen, dönem dönem doktor, dönem dönem de psikolog olmak isteyen bir çocuk… Sûr’da ilan edilen yasak kalktığı zaman Rozerin Sûr’da bulunan arkadaşına ders çalışmaya gidiyor. Yasağın tekrar ilan edilmesiyle Sûr’dan çıkamıyor ve orada kalma durumu oluyor. Sonrasında ise başına isabet edilen kurşunla yaşamını yitiriyor” dedi.
 
‘AYM’nin kararını bekliyoruz’
 
Sûr’da katledilen çocuklara dair Helin Hasret Şen dışında diğer çocukların dosyalarının takipsizlikle sonuçlandığına söyleyen Eylül, dosyalara soruşturma izni de verilmediğini belirtti. Eylül, “Süreçlerin çok uzadığı AYM’ye gittiğimiz dosyalardan biri Rozerin’in dosyasıdır. Aslında Rozerin etnisite sebebiyle yaşam hakkı ihlal edilmiş bir çocuk. Başından vurularak yaşamını yitirdi. ‘Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmaktan soruşturma açıldı’ fakat yaşamını yitirdiğinden dolayı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş. Rozerin’in öldürülmesiyle ilgili dosyada da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi ve üst makamlar da bu kararı kaldırmadı ve karar kesinleşti. Dosya tarafımızca AYM’ye götürüldü. Dosyaya ilişkin bakanlığın görüş yazısı geldi ona karşı biz de cevabımızı verdik. Şu anda AYM’nin kararını bekliyoruz” sözlerine yer verdi.
 
‘228 çocuğun yaşam hakkı ihlal edildi’
 
“Her şeyden önce devletin Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi, Medeni ve İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa gereği yaşam hakkına dair hem pozitif hem de negatif yükümlülükleri bulunmaktadır” diyen Eylül, “Çatışmalı süreçlerde 2011 ve 2021 yılına ait hazırladığımız raporlarda yaşam hakkı ihlal edilen 228 çocuk var. Çatışmalarda devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü gözetildiğinde; çatışmaların çocukların yaşadığı alanın en uzağında olması gerekiyor. Fakat birçok çocuğun çatışmanın ortasında kalarak yaşamını yitirdiğine şahit olduk. Dosyalardaki cezasızlık pratiklerin bu tür dosyalarda hem mağdurlar açısından onarıcı adaleti sağlamadığı, hem de failler açısından caydırıcı cezanın gereğini yerine getirmediği için haliyle artabileceğine dair ciddi kaygılarımız var” şeklinde konuştu.
 
‘Soruşturma izni çıkmasını bekliyoruz’
 
Sadece Rozerin’de değil, katledilen diğer çocuklarda da aynı durumun yaşandığına vurgu yapan Eylül, “Rozerin’in dosyasında taraflaştırmadan bahsetmiştim mesela; Uğur Kaymaz’ın dosyası ya da Nihat Kazanhan dosyası birbirinden çok farklı dosyalar değildir. Nihat’ın dosyasında dönemin İçişleri Bakanı ve başbakanı olayın PKK tarafından gerçekleştirildiğini söylemişti. Bu da aslında yargılama makamlarının, yargı erklerinin soruşturmayı bağımsız bir şekilde yürütmesine çok ciddi bir engel oluyor. Yine Nihat Kazanhan dosyasında bilindiği gibi FOX TV’de görüntüler yayınlamıştı ve polis kurşunuyla hedef gözetilerek yaşamını yitirdiği ortaya çıkmıştı. Bunlar da yargılama için yeterli değilse yargılama aşamasına geçmişse ve orada da fail kamu görevlisiyse soruşturma izni çıkmasını bekliyoruz” dedi.
 
‘Kamu vicdanını tatmin etmeyen yargılamalarla karşı karşıyayız’
 
Cizre’de 1 buçuk yaşında gaz kapsülüyle katledilen Mehmet Uytun’un dosyasına da değinen Eylül, şu ifadelere yer verdi: “Mesela Mehmet Uytun 2009 yılında katlediliyor, kaymakam 2012 yılında soruşturma izni vermiyor. Sonrasında üst mahkemelerde de süreci tüketerek AYM’ye başvuru yaptık ve AYM ihlal kararı verdi. Kaymakamlıkça yeniden soruşturma izni verilmedi. Bölge İdare Mahkemesi kaymakamlığın verdiği kararı kaldırdı. Dosya şu an soruşturma ve kovuşturma aşamasında ama keşfe gidilecekti. Fakat kaç yıl oldu 2018, aradan 9 yıl geçmişti ama ortada bina kalmamıştı. Şahit olduğumuz şeylerden biri de kişi belli, yeri belli ama bulunamadığından dosya sürüncemede bırakıldı. Bir diğer şey gaz kapsülü tutanak altına alınmadığı ve imha edildiği… Failin ya da şüphelinin soruşturma aşamasında görev aldığı ve delillerle ilgili sürüncemelerde bulunduğu dosyalara da çok şahit oluyoruz. Soruşturma ya da kovuşturma aşaması geçiyorsa ve faillere bir şey olmuyorsa ‘taksirle insan öldürme’ suçundan ceza veriliyor. Tıpkı Mehmet Uytun dosyasında olduğu gibi. Verilen bu ceza da para cezasına çevrilip 20 eşit taksite bölündü. Kamu vicdanını da tatmin etmeyen adalet açısından hiçbir sonuç elde edilmeyen yargılamalarla karşı karşıya kalıyoruz.”