Akademisyen Seda Altuğ: Barış demokrasiyle birlikte düşünülmeli!
- 09:07 12 Şubat 2026
- Güncel
Rojda Aydın
AMED – Barışın yalnızca çatışmasızlık anlamına gelmediğini belirten Akademisyen Seda Altuğ, kalıcı barışın savaşı ortaya çıkaran koşulların değişmesiyle ve demokrasiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguladı.
Kürdistan ve Türkiye’de 2013 yılında başlayan, yaklaşık iki yıl süren ve sona eren çözüm süreci, barışın yalnızca siyasi bir başlık olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir deneyim olarak tartışıldığı bir dönem oldu. Yaklaşık 10 yılın ardından demokratik bir barış imkanı yeniden gündeme geldi. Son bir yıldır ise demokratik bir barışın inşa edilmesi amacıyla, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde süreç ilerletilmeye çalışılıyor. Ancak aradan geçen bir yıla rağmen iktidarın bu doğrultuda gerekli ve somut adımları henüz atmadığı görülüyor.
Bugün yeniden gündeme gelen demokratik barış sürecini, Akademisyen Seda Altuğ, JINNEWS’e değerlendirmelerde bulundu.
İki dönem arasındaki fark
Önceki çözüm süreci ile bugün yürütülen süreç arasındaki farkın en çok barış fikrinin toplumsal alanda tartışılması olduğunu belirten Seda Altuğ, ilk dönemde barış fikrinin daha görünür ve gündelik hayata temas eden bir tartışma alanı yarattığını ifade etti. Bugünkü sürecin ise daha dar bir çerçevede ilerlediğini söyleyen Seda Altuğ, “İki dönem arasındaki herhalde temel fark ilkinde barış, bir arada yaşama, eşitlik meseleleri daha fazla toplumsallaşmıştı, toplum nezdinde tartışılıyordu. Daha fazla gündelik hayata yansıması vardı. Ayrıca eski çözüm sürecinde geçmişle yüzleşme vardı, Kürtlerin maruz kaldığı devlet şiddeti, geç Osmanlı veya Türkiye tarihindeki tabu konuların tartışılmaya başlaması gibi. Şimdiki çözüm süreci ise daha bürokratik daha siyasi elitler arasında yürüyen bir süreç.”
‘Rojava’da yaşananlarla birlikte kırılma yaşandı’
Toplumun bugünkü barış sürecine yaklaşımında belirgin bir temkin ve güvensizlik olduğunu vurgulayan Seda Altuğ, özellikle son yıllarda yaşanan bölgesel gelişmelerin bu tutumda etkili olduğuna dikkat çekti. Seda Altuğ, “2012 ile bugünü karşılaştırdığımda şimdi toplumun çok daha ihtiyatlı yaklaştığını, çok daha az güven duyduğunu bu sürece, çok daha fazla beklemede olduğunu, özellikle en son Rojava'da yaşananlarla birlikte ciddi bir kırılmanın da yaşandığını söyleyebilirim” dedi.
‘Atılacak adımlara insanlar umut duyuyor’
Mevcut sürecin siyasi aktörler arasında ve Meclis’te yürüdüğünü söyleyen Seda Altuğ, buna rağmen barış talebinin devam ettiğini ancak toplumun beklentilerinin henüz cevapsız kaldığını ifade etti. “Siyasi elitler arası ve daha teknik, bürokratik bir süreç olarak yürüyor” diyen Seda Altuğ, toplumun beklemede ve izleme noktasında olduğunu söyleyerek, “Atılacak adımlara insanlar umut duyuyor. Barışın gelmesini elbette ki istiyorlar. Ama eşitlik temelinde, Kürtleri tanıyan daha samimi daha güven verici adımlar atmasını bekliyorlar” şeklinde konuştu.
‘Yeni bir aşamaya geçtiğini görüyoruz’
Önceki çözüm sürecinin sona ermesinde Rojava başlığının belirleyici olduğunu hatırlatan Seda Altuğ, 30 Ocak mutabakatıyla birlikte yeni bir aşamaya geçildiğini kaydederek, “O dönemki barış süreci Rojava’daki gelişmelerden dolayı sonlanmıştı büyük ölçüde. Şimdi ise Halep savaşıyla birlikte yine Suriye, Türkiye’deki çözüm surecini zora soktu” dedi.
‘Farklı bir küresel bağlamda barış tartışılıyor’
Akademik açıdan bakıldığında önceki dönemin toplumsal tartışma olarak daha üretken olduğunu belirten Seda Altuğ, bugün ise çok farklı bir küresel bağlamda barışın tartışıldığını belirtti. Seda Altuğ, şöyle devam etti: “Akademik perspektiften baktığımda o dönem tartışılan bazı kavramlar akademik yazına da girdi, tartışıldı. Özellikle özerklik meselesi, eşitlik, yüzleşme, tarih ve dekolonizasyon meseleleri.”
‘Son 10 yılda dünya çok değişti’
Dünyanın son on yılda köklü biçimde değiştiğini vurgulayan Seda Altuğ, akademik tartışmaların da bu sertleşen küresel iklime odaklandığını belirtti. Seda Altuğ, “Yani son 10 yıl içinde dünyada, bölgede çok çok değişti. Dünyanın gittikçe daha sertleştiği, uluslararası hukuk normlarının ayakları altına alındığı, dünyanın gittikçe daha güçlü olanın haklı olan olarak görüldüğü bir dünyada yaşıyoruz” ifadelerine yer verdi.
Kalıcı barış demokrasiyle düşünülmeli
Son olarak barışın yalnızca çatışmasızlık anlamına gelmediğini vurgulayan Seda Altuğ, kalıcı barışın savaşı ortaya çıkaran koşulların değişmesiyle ve demokrasiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini söyleyerek, “Barış sadece silahların susması değil, savaşı ortaya çıkaran koşulların değişmesiyle mümkün olur. Kürtlerin hak, tanınma ve eşitlik taleplerinin kabul edilmesi, eşitlik nosyonunun toplumda yaygınlaşması, geçmişle yüzleşilmesi ve buna dair gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması gerekir. Bunun için İfade özgürlüğü ve insanların düşüncelerini ifade etmekten korkmamaları, yani barışın demokrasi ve adalet ile birlikte bir arada yürümesi gerekiyor” diye vurguladı.







