İran’da protestolarda oğlunu kaybeden annenin notları

  • 09:28 13 Şubat 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - İran’daki protestolarda oğlu Alireza’yı kaybeden Maryam Hosseini, evlatlarını yitiren diğer annelerin belirsizlik içindeki acısına dikkat çekerek, "Ben en azından çocuğumu gömdüm, mezarına gidip ağlayabiliyorum. Peki ya çocuklarının nerede olduğunu bile bilmeyen o çaresiz anneler ne yapıyor?" diye sordu. 
 
İran’daki eylemler devam ederken, olayların hızı azaldıkça yaşanan trajik hikayeler de gün yüzüne çıkıyor. Ülke genelindeki internet kısıtlamaları nedeniyle tanıklıklara ancak günler sonra erişilebiliyor. Eylemlerde oğlunu kaybeden Maryam Hosseini’nin notları, olaydan yaklaşık bir hafta sonra Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Berivan Kutlu'nun  eline geçti. Güvenlik gerekçesiyle ismini değiştirilen Maryam Hosseini’nin oğlu, eylemler sırasında annesinin yanında yaralanarak hayatını kaybetti. Maryam Hosseini, yaşadığı büyük acıya rağmen öfkesi galip geldiğinde hâlâ eylemlere katılıyor. 
 
‘Bir cuma günü mollalar onu elimden aldı’
 
Maryam Hosseini’nin tuttuğu notların bir kısmı ise şöyle: "25 yıl önce bir cuma günü hayatıma girmişti, 25 yıl sonra yine bir cuma günü mollalar onu elimden aldı. Oğlum Alireza henüz 25 yaşındaydı. Bu, hayatımda gördüğüm dördüncü yara. Artık bir geleceğim, hiçbir şeyim yok. Tanrı yara paketimi tamamladı, kurtuluş oku bana isabet etti.
 
Hayatım karardı, sahip olduğum her şey gitti. O uzun boylu çocuk üzerimden geçti ve bitti. O gün yanımdaydı, gözyaşları, iç çekişler ve inlemelerle konuşmak istiyordu. Bana, 'Anne, bu dünyada sahip olduğum tek kişi sensin. Beni önemsediğini biliyorum, beni güvenli bir yere götür' dedi.
 
Alnından öptüm, 'Gitme' dedim. O kadar cesur, saf ve asil bir çocuktu ki... Sanki öleceğini biliyordu. Ağlayan sesi bir an durdu, 'İki küçük oğlun daha var' dedi.
 
Tanrım, hükümet neden insanların çocuklarını öldürüyor? Çocuklarını alamayan ya da nerede olduklarını bilmeyen o anneler ne yapıyorlar? En azından ben çocuğumu gömdüm. Peki ya o çaresiz anneler? Geçen her gün daha kötü hissediyorum. Alireza burada değil... Onu bir an bile unutamıyorum. Gittiğine inanmak çok zor.
 
Çocuğumu eve götürmeme izin verin
 
Rudaki Sokağı'na (Salsabil) gelmiştik. Salsabil, Khosh, Karun ve Jijun gibi tüm sokaklar insanlarla dolup taşmıştı. 8 Ocak Perşembe günü saat 20.00 sularında başlayan olaylarda, oğlum saat 22.00'de uyluğundan vuruldu. Çok kan kaybediyordu.
 
Güvenlik güçleri kalabalığın üzerine ateş açıyordu. Alireza kavşağa geldiğinde bana doğru topallayarak geliyordu ve aniden yere düştü. 'Anne, bacağıma ateş ettiler' dedi. Güvenlik güçlerinin önünde ellerimi kaldırıp, 'Çocuğumu öldürmeyin, beni öldürün!' diye bağırdım. Birkaç kişiye yalvardım: 'Çocuğum yaralandı, onu eve götürmemize yardım edin.'
Elleri ve ayakları kan içindeydi. Keskin nişancılar ve lazerli silahlarla her tarafa ateş açılıyordu. Motosikletli gruplar sürekli devriye geziyordu. Oğlumla birlikte üç kişi daha yaralanmıştı; Alireza düşmüştü ve yürüyemiyordu.
 
Ameliyathaneyi bastılar
 
Vurulduğu gece saat 10.00'dan 12.30'a kadar mahsur kaldık. Giysilerini yırtıp uyluğundaki yarayı sardım. Onu kardeşinin sırtına bağlayıp üç tekerlekli bir motosikletle babasının evine götürdük. Eniştem onu Emir el-Mümenin Hastanesi'ne yetiştirdi. Orada kan verdiler, oksijene bağladılar.
 
Oğlum nefes alamıyordu, 'Anne, nefes alamıyorum' diyerek ağlıyordu. Onu yoğun bakıma aldılar. Görevliler başka bir hastaneye sevk edilmesi gerektiğini söyledi. Gittiği diğer hastanede ameliyata alındı ancak bilinci yerine gelmedi. Cuma sabahı saat 09.00'da öldüğünü söylediler.
 
Her şey benim için büyük bir soru işareti. O alçaklar (güvenlik güçleri) hastaneye ve ameliyathaneye baskın düzenleyip yaralıları götürüyorlardı, ellerinde silahlarla ameliyathanedeydiler. Çocuğumun cenazesi Şariati Hastanesi morgundan Kahrizak'a nakledildi. Ceset örtüsünde '601 - Alireza' yazan bir etiket vardı.
 
Para için aradılar
 
Şehitler Vakfı beni arayıp, 'Çocuğunuzu Besic (Hükümet yanlısı milis güç) şehidi olarak kaydetmemizi ister misiniz?' diye sordu. Karşılığında maaş mı bağlanacağını sordum ve o parayı kendilerinin yemesini söyledim. Ellerini çocuklarımızın kanıyla ıslattılar, şimdi de bunu mu teklif ediyorlar? Benim oğlum Besic'e katılmadı; aksine çatışma sırasında onlarla mücadele etti. Oğlum Besiclerle savaşırken öldürüldü.
 
Sürekli rüyalarımda
 
Ölümünden sonra onu sürekli rüyalarımda görüyorum. Rüyalarımda beni çatışmanın ortasından çekip kurtarıyor. 'Anne, birlikte gitmedikçe eve gitmeyeceğim' diyor. Eğer o gün yanında olmasaydım, cenazesinin nerede olduğunu asla bilemezdim. Bazen rüyalarımda cenazesini arıyorum, güvenlik güçlerine 'Beni öldürmeyin, zaten çocuğumu öldürdünüz' diyorum, bu kez ateş etmiyorlar.
 
Hem okuyor hem çalışıyordu
 
Alireza, elektronik mühendisliği öğrencisiydi ve bir yandan da çalışıyordu. Ölmeden bir hafta önce, 'Anne, kiracı olman beni üzüyor, seni bu yükten kurtarmak istiyorum' demişti. Her gece Allah’a beni de onun yanına alması için yalvarıyorum ama sesim duyulmuyor.
 
İki yıl önce 'Ruhun Yolculuğu' adlı bir kitap okumuştum; reenkarnasyona ve ölümün farklı bir evre olduğuna inanıyorum. Alireza rüyamda telaşlı bir şekilde bir anaokulundaydı. Ayağının kırık olduğunu görünce oradaki görevliye, 'Neden çocuğum zarar gördü?' diye kızdım. Alireza şaşkın ve kararsız görünüyordu.
 
Onu toprağa verdikten sonra eve döndüm ve beş saat boyunca fotoğrafıyla konuştum. Ona, 'Ağladığım için bana hak ver ama artık huzurla git' dedim. Şimdi eve yürüyorum; İrfan Tahmasbi’nin şarkısını dinleyerek uyuyacağım. Belki Alireza’m rüyama tekrar gelir."