REPAK: Mücadelemiz özgür bir toplumun inşası için

  • 11:35 8 Mart 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ- 8 Mart’ın demokrasi ve özgürlük ruhu olduğunu belirten REPAK, “Kadınlar, binlerce yıllık erkek egemen zihniyetin yok etme saldırıları karşısında bilinç ve güçleriyle durabilir, mücadelelerini en yüksek aşamaya taşıyabilir” mesajı verdi. 
 
Kürt Kadın İlişkileri Örgütü (REPAK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. 
 
Açıklama şöyle:
 
“Bugünü, hakları ve özgürlüğü için mücadele eden tüm dünya kadınlarının, özellikle de Kürt kadınlarının günü olarak kutluyoruz. 8 Mart, dünya genelindeki kadınların birlik günü ve eylemlerini ortaya koyduğu bir gündür. 2026 yılı bir değişim yılı oldu ve bu daha yılın başından itibaren açığa çıktı. Ne yazık ki biz bu günü, savaş ve çatışmaların Ortadoğu’da arttığı olumsuz bir siyasal atmosfer içinde kutluyoruz.
 
Yine her zaman olduğu gibi günlerimizi erkek egemen zihniyete karşı savaş ve mücadeleyle geçiriyoruz. Bugün bu gerçeğin herkes için açığa çıkarılması gereken bir zamandır. İnsanlık, hegemonik güçlerin dünyaya egemen olduğu bir dönemden geçiyor ve ulus-devlet toplumsal doğaya en büyük zararı vermiştir. En büyük darbeyi toplumsal doğaya vurmuştur. Toplumun üzerinde yaşadığı tüm alanlar; ekonomi, ekoloji, sağlık, barınma, eğitim ve temel savunma gibi bütün sahalar devlet tarafından gasp edilmiştir. Halk, toplum ve kadınlar savunmasız bırakılmıştır.
Bir ay önce Rojava Kurdistanı, Suriye geçici hükümetine bağlı silahlı gruplar tarafından kuşatılmıştı ve şimdi de görüldüğü gibi Doğu Kürdistan ve İran’da ağır ve vahşi bir savaş yaşanıyor. Ancak yalnızca Kürdistan’ın etnik kırım tehdidi altında olduğunu söylemek doğru değildir; aynı zamanda Filistin, Lübnan, Afganistan ve daha birçok ülke de sürekli savaş ve çatışmalar içindedir ve bu savaşların sonuçları açık biçimde görülmektedir. Kadınlar her toplumun temelidir ve görülen odur ki yine bu savaşlarda kurban edilen kadın olmaktadır; katliam ve tehditlerden kadınların siyasal ve toplumsal alana katılımının engellenmesine kadar.
 
Kadınların rolleri 
 
Bilinmelidir ki dünyanın her yerinde kadınlar çeşitli şiddet türleriyle yüz yüze kalırken, Kürdistan Bölgesi’ndeki kadınlar da erkek egemen zihniyetle çok görünür bir düzeyde karşı karşıya kalmaktadır; ister psikolojik alanda olsun ister fiziksel alanda. Bu ırkçı ve ataerkil zihniyet yaşamın tüm alanlarında, ister evde olsun ister siyasal ve toplumsal alanda, kadınlara saldırmaktadır. Kadınlar kendi bilinçleri ve güçleriyle, binlerce yıllık erkek egemen zihniyetin bu yok etme saldırıları karşısında durabilir ve mücadelelerini en üst düzeye çıkarabilir.
 
Kadınlar mücadeleleri, emekleri, öncülükleri ve direnişleriyle tüm dünya için direnişin sembolü olmuştur. Şimdi yaşamın her alanında görünür bir rol ve başlangıç gücüne sahiptirler. Ataerki kadınların ilerleyişini engellemeye çalışsa da kadınların yüreğinin özü her seferinde kendini yeniler ve her seferinde farklı yol ve yöntemlerle mücadele alanlarına hazır hale gelir. Bu aşamada özellikle Güney Kürdistan’da ulusal birliğin bu biçimde ilerlediği koşullarda, gerek siyasal alanda gerek bu gelişmenin diğer alanlarında kadınlar önemli bir role sahip olmuştur.
 
Bundan sonra da kadınlar; Rosa Luxemburg, Sara, Deniz, Mîna Xanim, Hepsexan, Leyla Qasim ve Viyan Soran gibi kadınlardan kendilerine kalan mücadele ve mirası daha yüksek ve daha güçlü bir düzeye taşıyacaktır. Kadınların mücadelesi, her aşamada öncü ve tarihsel bir rol üstlendiklerini dünyaya kanıtlamıştır.
 
Tüm çabamız özgür toplumun inşası için 
 
Son olarak REPAK olarak, kadın hakları ve insanlık için temiz canlarını feda eden tüm mücadeleci kadınları anıyoruz. Kadın haklarının mücadeleci ve öncü ismi, Irak Kadın Özgürlüğü Örgütü Başkanı Yanar Muhammed’in birkaç gün önce erkek egemen zihniyet tarafından Bağdat’ta katledilmesi şahsında, mücadeleyi büyütme sözümüzü yineliyor ve diyoruz ki; bu mücadeleci kadının izinden yürüyecek ve onun yerini dolduracağız. 21. yüzyılı kadınların özgürlük yüzyılı yapacağımıza söz veriyoruz. Tüm çabamız ve mücadelemiz özgür bir toplumun inşası içindir. Kadınların ortak emeğinin gücü ve aydınlığıyla sözümüzü yeniliyor ve ilan ediyoruz ki, hayatlarımızdaki karanlığı ve ataerkil egemenliği söküp atacağız. Tüm günleri 8 Mart yapacağız; dünyanın kadınları için her gün 8 Mart gibi ışık ve umutla dolu olsun.”