NADA’dan 1 Mayıs’a dair açıklama
- 14:32 30 Nisan 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - 1 Mayıs’a dair açıklama yapan NADA, çalışma ve yaşam koşullarında hızlanan bozulmaya dikkat çekerek, mevcut ekonomik politikaların ve silahlı çatışmaların sosyal kırılganlığı derinleştirdiğini ve işçi grupları arasındaki uçurumu derinleştirdiğini kaydetti.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika Demokratik Kadınlar İttifakı (NADA), 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle, işçilerin hızla kötüleşen koşullarına dikkat çeken bir açıklama yayınladı.
Açıklamada, işçilerin kazanımlarını kutlama vesilesi olması gereken 1 Mayıs'ın acı bir tabloyla gerçekleştiği belirtildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bugün, yıkıcı savaşların, açgözlü kapitalist politikaların ve insanı yalnızca kâr ve sömürü denklemlerinde tüketilecek bir sayı olarak gören sistemlerin ağırlığı altında, işçi sınıfının ve özellikle de kayıt dışı sektördeki kadınların artan acılarını gösteren bir gerçeklikle karşı karşıyayız."
NADA, Gazze, Yemen, Sudan, Lübnan, Suriye, Irak, Libya ve diğer çatışma bölgelerinde işçi sınıfının ve kadınların herhangi bir sosyal koruma olmaksızın ailelerini geçindirme sorumluluğunu üstlenmeye zorlayan savaşların en büyük yükünü taşıdığını belirtti.
Açıklamada, bu bölgelerdeki kadın işçilerin zorunlu işsizlik ve iş güvencesizliğinden, temel hizmetlerin yokluğuna kadar uzanan zorlu yaşam koşullarıyla karşı karşıya kaldığı, bunun da kadınları yoksulluk ve onun sosyal sonuçlarıyla doğrudan yüzleşmeye zorladığı vurgulandı.
Açık savaş yaşanmayan ülkelerde bile kadın işçilerin düşük ücretlerden ve doğum izni, sağlık sigortası ve keyfi işten çıkarmaya karşı koruma gibi temel haklardan yoksun oldukları belirtilen açıklamada, ayrıca tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde güvencesiz çalışma ortamlarının yaygın olduğu, sömürü ve tacizin arttığı ve kadınların hem ücretli iş hem de ücretsiz ev işi olmak üzere çifte yük taşıdığı ifade edildi.
Üretim sektörleri üzerinde doğrudan etki
Açıklamaya göre, tarım, kalkınma ve sanayi sektörlerinde çalışan kadınlar en ağır darbeyi alanlar arasındaydı. Tarım arazilerinin tahrip edilmesi ve çiftçilerin yerinden edilmesi yaygın kayıplara yol açarken, kalkınma kurumlarının kapanması ve projelerin dondurulması binlerce iş kaybına neden oldu. Açıklamada, bu gerçekliğin, özelleştirme, tekelleri teşvik etme ve piyasa kontrollerini kaldırma yoluyla eşitsizliği derinleştirdiğine inanılan ekonomik ve sosyal politikalara bağlandığı, bunun da daha yüksek fiyatlara ve azalan ücretlere yol açtığı belirtildi.
Sosyal güvenlik sistemlerinin ortadan kaldırılması ve sağlık ve eğitimin özelleştirilmesinin, özellikle kadınlar olmak üzere çalışan aileler üzerinde, adil servet yeniden dağıtım politikalarının yokluğunda ek yükler getirdiği vurgulanan açıklamada, kadın haklarında küresel bir gerileme yaşandığı, birçok ülkede muhafazakâr ve dindar sağcı hareketlerin yükselişe geçtiği kaydedildi. Açıklamada, bu hareketlerin kadınların tarihsel kazanımlarını azaltan ve ataerkil düşünceyi yeniden üreten yasalar çıkarmaya çalıştığı belirtildi. Açıklamada ayrıca, bedensel ve cinsel haklarla ilgili sağlık hizmetlerindeki azalmaya dikkat çekildi.
Yoksulluğun kadınlaşması ve toplumsal cinsiyet politikalarının yokluğu
Bölgede "yoksulluğun kadınlaşmasının" yaygınlaştığı, kadınların işsizlik, ücret ayrımcılığı ve kamu hizmetlerine sınırlı erişimden orantısız bir şekilde etkilendiği savunulan açıklamaya göre, kadınlar ayrıca ücretsiz bakım işlerinin de büyük yükünü taşıyor ve bu katkılar ekonomik politikalara dahil edilmiyor ve göz ardı ediliyor.
Açıklamada, devlet bütçelerinin hazırlanmasında toplumsal cinsiyet yaklaşımının entegre edilmemesinin, ayrımcılığı ele almak yerine yeniden üreten adaletsiz kamu politikalarına yol açtığı belirtildi.
Yetkililere çağrı
Açıklamada yetkililere şu çağrı yapıldı:
“*Kadınların fiziksel ve cinsel haklarının güçlendirilmesi,
*Kapsamlı ve güvenli sağlık hizmetlerinin sağlanması,
*Servetin adil dağılımı ve büyük karlar üzerinden kademeli vergilendirme yoluyla sosyal adaletin sağlanması,
*Kapsamlı sosyal korumanın güvence altına alınması,
*Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve eşit ücretin sağlanması,
*Karşılıksız bakım emeğinin sosyal ve kurumsal olarak tanınması ve paylaşılması
*Toplumsal cinsiyet yaklaşımının kamu politikalarına ve devlet bütçelerine entegre edilmesi.”
NADA, açıklamasında, bölgedeki ve dünyadaki feminist hareketleri, bağımsız sendikaları, insan hakları örgütlerini ve demokratik sivil güçleri, kadın ve erkek işçilerin haklarını savunmak için çabalarını birleştirmeye ve geniş bir cephe oluşturmaya çağırdı.
Açıklamada son olarak, feminist mücadelenin, çeşitli sömürü ve dışlanma biçimleriyle sınıf mücadelesiyle kesiştiğini vurguladı.








