Figen Aras: Kadın özgürlüğünü esas almayan barış olmaz

  • 09:01 7 Eylül 2026
  • Güncel
Rozerin Gültekin
 
AMED - Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun yalnızca erkeklerden oluşmasına tepki gösteren Jineoloji Akademisi Üyesi Figen Aras, kadınların sürecin dışında bırakılmayı kabul etmediğini belirterek, “Kadın özgürlüğünü esas almayan barış olmaz” dedi.
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından Takip ve Değerlendirme Kurulu, 24 Ağustos’ta toplantı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki toplantıya Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanlarının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri katıldı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, kurul bünyesinde 4 alt komisyonun kurulduğu belirtildi.
 
Jineoloji Akademisi Üyesi Figen Aras, kurulda yalnızca erkeklerin yer almasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Öcalan’ın perspektifinde kadın özgürlük mücadelesi var’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin iki yıla yakın süredir devam ettiğini ve bazı adımların atıldığını dile getiren Figen Aras, “Karşımızda ulus devlet zihniyetiyle yüz yıldır kendini var eden bir devlet yapılanması var. Ataerkil zihniyetle beslenen ve politikalarını oluşturan bir zihniyet var. Masada diyalog süreci gelişiyor. Bu diyalog sürecinin bir muhatabı olan Öcalan’ın perspektifinde kadın özgürlük mücadelesi var. Bu perspektif, eş başkanlık sistemine kadar siyasete yansıyor ama diğer muhatap olan devlet ise hâlâ kadın aleyhine politikaları bugün bile sürdürüyor. Yeni kurullar oluşuyor. Bunların tamamının erkeklerden oluşması, kadın mücadelesine dönük bir mesajdır. Biz bu süreci tek başına silahsızlanıp siyasete geçme aşaması olarak değil, bununla birlikte toplumsal barış dediğimiz; kadınların, doğanın ve çocukların özgürlüğünü esas alan bir süreç olarak görüyoruz. Bu sürecin kadınların öncü ve özne olduğu, politika belirlediği bir süreç olması gerektiğine inanıyorum” diye belirtti.
 
‘Kadın özgürlüğünü esas almayan barış olmaz’
 
Kurulda yalnızca erkeklerin yer almasına itiraz etmemenin, devletin kadınlara yönelik politikalarını kabul etmek anlamına geleceğini belirten Figen Aras, kadınların sürecin öznesi olması gerektiğini vurguladı. Süreci takip edecek özgün kadın kurullarının oluşturulması çağrısında bulunan Figen Aras, “Bizler mücadeleye bütünlüklü bakmak durumundayız. Kadınlar, sürecin dışında bırakılmayı kabul etmiyor. Kadın özgürlüğünü esas almayan barış olmaz. Böyle bir barış, toplumsal sorunları yeniden doğuracak bir barıştır. En büyük talebimiz, Türkiye ve Kürdistan’daki kadınların birlikte yeni kurullar oluşturması, süreci takip etmesi ve kendi özgün bakış açısıyla sürece katkı sunacağı yol ve yöntemleri kurumsallaştırmasıdır” dedi.
 
Erkeklerden oluşan kurulun verdiği mesaj
 
“Kurulla beraber ‘Devlet erkektir; savaşı da barışı da devlet yapar, her şey erkekten sorulur’ mesajı verildiğini” ifade eden Figen Aras, masalarda kadınların yer almamasının, yok sayılmaya çalışılmasının bir boyutu olduğuna işaret etti. Figen Aras, “Kadınların eve kapatılmasına ve yoksullaştırılmasına dönük politikaların meşrulaştırılması kaygısını taşıyoruz. Devasa bir süreç ilerliyor ama kadın özgürlüğü ne noktada olacak? Kurulda bir kadının dahi olmayışını kabul etmiyoruz. Yaşamın her alanında eş yaşam diyoruz. Birlikte söz almaktan ve politika üretmekten bahsederken böyle bir şey yapılmasının bilinçli olduğunu düşünüyoruz. Devlet temsilcileri barış istiyorsa bunun kadınların öncülüğünde, kadınların binlerce yıldır süzülüp gelen birikimleriyle gerçekleşeceğini görmeleri ve kabul etmeleri gerekiyor. Buna tahammül etmeyenleri de mutlak suretle süreçten dışlamaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
 
'Kurullar oluşturulmalı'
 
Ortaya çıkan kurul fotoğrafına karşı kadın öncülüğünde barış mücadelesini büyüteceklerinin altını çizen Figen Aras, “Barışı soyut ele alırsak yaşamda bir yere oturmaz. Barışı kadınların mücadelesinden, taleplerinden ve sorunlarının çözümünden doğru ele almadığımız durumda barış talebi, masa üstünde kalan bir talebe dönüşür. Kadının olmadığı bir barışa, barış denilmeyecektir. Bundan dolayı bir an önce bu hatalı fotoğrafın düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İzleyen, gözlemleyen ve kaderine razı gelen bir toplumsal yapı hedefleniyor. Eğer biz de sadece masa başında gerçekleşen uzlaşmaları ve tartışmaları dinleyip ona göre kendimizi konumlandırırsak, kendimizi özne yerine koymamız mümkün olmaz. Dünya örneklerine de baktığımızda, barış süreci geliştiğinde kadınlar bir anda yok oldu. Çünkü karşı taraf olan devlet aklı, kadınların başarılı ve ön planda olmasını istemez. Bundan dolayı görüşmeler çok teknik kaldı. Bu deneyimlerden yola çıkarak kurullar oluşturulmalı” dedi.