İHD: İlk 6 ayda en az bin 804 hak ihlali yaşandı

  • 14:16 16 Eylül 2026
  • Güncel
AMED - İHD Amed Şubesi, 2026’nın ilk 6 ayında Kürdistan’da en az bin 804 hak ihlali tespit edildiğini açıkladı. Raporda, 38’i kadın, 10’u çocuk en az 59 kişinin şüpheli biçimde yaşamını yitirdiği belirtilirken, hak ihlalleri ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin amacı arasındaki çelişkiye dikkat çekildi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, 2026’nın ilk 6 ayında Kürdistan’da yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu, dernek binasında düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
Toplantıda konuşan İHD Amed Şube Eşbaşkanı Ercan Yılmaz, raporun şubelere yapılan başvurular, sahada yürütülen izleme ve gözlem çalışmaları ile basına ve açık kaynaklara yansıyan bilgiler doğrultusunda hazırlandığını belirtti.
 
Yaşam hakkından işkence ve kötü muamele yasağına, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından düşünce ve ifade özgürlüğüne, kadın ve çocuk haklarından cezaevlerinde yaşanan ihlallere kadar birçok alanda hak ihlallerinin sürdüğünü kaydeden Ercan Yılmaz, yılın ilk 6 ayında en az bin 804 ihlal tespit edildiğini açıkladı.  Ercan Yılmaz, gerçek tablonun kayıt altına alınabilen vakalarla sınırlı olmadığını vurguladı.
 
59 şüpheli ölüm
 
Rapora göre, 2026’nın ilk 6 ayında 38’i kadın, 11’i erkek ve 10’u çocuk olmak üzere en az 59 kişi şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.
 
Kadınların, çocukların ve gençlerin şüpheli ölümlerindeki yoğunluğa dikkat çeken Ercan Yılmaz, “Kuşkulu ölümlerin tüm yönleriyle açığa çıkarılması, etkili soruşturmalar yürütülmesi ve yaşam hakkının korunması konusunda devletin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerekmektedir” dedi.
 
Şiddet sonucu en az 26 kadın yaşamını yitirdi
 
Kadına yönelik şiddet ve kadın katliamlarının ağır bir insan hakları sorunu olmayı sürdürdüğünü belirten Ercan Yılmaz, rapora yansıyan verilere göre aile içi şiddet sonucu en az 17, toplumsal alandaki saldırılarda ise en az 9 kadının yaşamını yitirdiğini açıkladı. Kadın katliamlarının önemli bir bölümünün şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçtiğini belirten Ercan Yılmaz, “Kadınlara yönelik şiddetin engellenmesi için koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkili biçimde uygulanması, kuşkulu kadın ölümlerinin bütün yönleriyle soruşturulması ve kadın cinayetlerinde cezasızlığı besleyen uygulamalara son verilmesi gerekmektedir” diye konuştu.
 
Çocukların yaşam hakkı ihlal edildi
 
Çocukların yaşam hakkı ile bedensel ve ruhsal bütünlüklerine yönelik ihlallerin de sürdüğünü kaydeden Ercan Yılmaz; çocukların aile içinde ve toplumsal alanda şiddete ve cinsel şiddete maruz bırakıldığını, iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirdiğini, mayın ve sahipsiz patlayıcılar nedeniyle yaralandığını belirtti. Toplumsal gösteriler ve gözaltı süreçlerinde çocukların kolluk şiddetine maruz bırakıldığına ilişkin iddialara da dikkat çeken Ercan  Yılmaz, tablonun çocuk haklarının korunmasındaki ciddi eksiklikleri ortaya koyduğunu ifade etti.
 
Gözaltı ve tutuklamalarda artış
 
Raporda, 2025’in tamamında Kürdistan kentlerinde en az 588 kişinin gözaltına alındığı, bunlardan 81’inin tutuklandığı hatırlatıldı. 2026’nın ilk 6 ayında ise gözaltı sayısının 652’ye, tutuklama sayısının 123’e yükseldiği belirtildi.Bu dönemde çok sayıda ev ve iş yerine baskın düzenlendiğini, barışçıl eylemlere müdahale edildiğini belirten Ercan Yılmaz, demokratik haklarını kullanan yurttaşların soruşturma ve tutuklama tedbirleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
 
Ocak ayında Şêxmeksûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırılara karşı Türkiye’nin birçok kentinde düzenlenen protestolara yapılan müdahalelerin bu artışta önemli bir yer tuttuğunu belirten Ercan Yılmaz, bazı kentlerde günlerce süren eylem ve etkinlik yasakları ilan edildiğini; aralarında çocukların, gazetecilerin ve siyasetçilerin bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını aktardı.
 
İşkence ve kötü muamele iddiaları
 
Gözaltı merkezlerinde, gözaltı yerleri dışında, toplumsal gösteriler sırasında ve cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele iddialarının rapora yansıdığını ifade eden Ercan Yılmaz, kişilerin kaçırılarak veya durdurularak tehdit edildiği ve ajanlık dayatmasına maruz bırakıldığı yönündeki iddiaların da sürdüğünü söyledi.
 
Ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırılara karşı düzenlenen protestolar sırasında gözaltına alınanların işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığına ilişkin vakaların rapora yansıdığını belirten Ercan Yılmaz, şöyle konuştu:“İşkence ve kötü muamele iddialarının etkili biçimde soruşturulmaması ve sorumluların cezasız kalması bu ihlallerin devamına zemin hazırlamaktadır. Rapora yansıyan ihlaller, bugüne kadarki cezasızlık uygulamalarının ısrarla sürdürülmesinden bağımsız düşünülemez. İşkence ve kötü muamele iddiaları derhal ve etkili bir biçimde soruşturulmalı, cezasızlık politikasına son verilmelidir.”
 
Basın ve Kürtçe üzerindeki baskılar
 
Düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerin devam ettiğini belirten Ercan Yılmaz, gazetecilerin gözaltına alındığını, tutuklandığını, yargılandığını ve haber takibi sırasında engellendiğini aktardı. Basın kuruluşları ile derneklere yönelik baskınların yanı sıra yayın ve içeriklere getirilen erişim engellerinin ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlandırdığını söyledi. Kürtçenin kullanımına yönelik müdahale ve engellemelerin de rapora yansıdığını kaydeden Ercan Yılmaz, dil kurumları ile Kürtçe konuşan ve şarkı söyleyen yurttaşların engelleme ve yargı baskısıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
 
Cezaevlerinde tecrit ve tahliye engellemeleri
 
Cezaevlerinde sağlık hakkına erişimin engellenmesi, kelepçeli muayene, irade dışı sevk, haberleşme ve sosyal faaliyetlere getirilen kısıtlamalar, çıplak arama iddiaları, tecrit ve izolasyon uygulamaları ile tahliye engellemelerinin sürdüğünü belirten Ercan Yılmaz, İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarına dikkat çekti.
 
Hasta tutsakların sağlık hizmetlerine zamanında ve etkili biçimde erişiminin sağlanmasını isteyen Ercan Yılmaz, ağır hasta tutsakların durumunun insan hakları ve insan onuru temelinde değerlendirilmesi, infazda eşitliğe aykırı uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu.
 
‘İhlaller sürecin amacıyla çelişiyor’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Ercan Yılmaz, Ekim 2024’te başlayan ve çatışmalı dönemin sona ermesine yönelik atılan adımların Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi ve kalıcı toplumsal barışın sağlanması bakımından önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
 
Silahların susması, çatışmalardan kaynaklanan yaşam hakkı ihlallerinin sona ermesi ve sorunun siyasal zeminde ele alınmasının kıymetli olduğunu belirten Ercan Yılmaz, sürecin toplumsal barışa dönüşebilmesi için halkın sonuçlarını kendi yaşamında da görmesi gerektiğini vurguladı.
 
Düşüncelerini açıklayanların soruşturulduğu, barışçıl gösterilerin yasaklandığı, yurttaşların demokratik tepkileri nedeniyle gözaltına alındığı ve tutuklandığı bir ortamda barışa ilişkin toplumsal güvenin güçlenemeyeceğini belirten Ercan Yılmaz, şöyle devam etti:“2026 yılının ilk altı ayında tespit ettiğimiz ihlaller ile devam eden sürecin amacı arasındaki çelişkiye dikkat çekmek istiyoruz. Kürt meselesinin demokratik çözümünün tartışıldığı bir dönemde Kürtlerin kendilerini doğrudan ilgilendiren gelişmeler karşısında düşüncelerini açıklamalarının ve barışçıl biçimde protesto hakkını kullanmalarının güvenlikçi politikalarla bastırılması kabul edilemezdir.”
 
Ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırılara karşı düzenlenen protestolara yapılan müdahaleleri bu çelişkinin açık örneklerinden biri olarak gösteren Ercan Yılmaz, barış ve müzakere ortamının güçlenmesinin ifade, örgütlenme, toplantı ve gösteri özgürlüklerinin güvence altına alınmasına bağlı olduğunu kaydetti.
 
‘MGK kararı bir an önce alınmalı’
 
Meclis’ten geçen çerçeve yasayı önemli bir ilk adım olarak değerlendiren Ercan Yılmaz, sürecin başarıya ulaşmasının evrensel insan hakları standartlarını temel alan kapsamlı bir demokratikleşme programıyla mümkün olacağını ifade etti.
 
Düzenlemenin, Kürt sorunundan kaynaklanan yargılama ve mahkûmiyetlerin sonuçlarını mümkün olan en kısa sürede ortadan kaldırması gerektiğini belirten Ercan Yılmaz, “Yasanın hukuk dünyasında sonuç üretebilmesi için şart koşulan MGK kararının bir an önce alınması gerekmektedir” dedi.
 
Suç tarihi ve suç tipine göre yapılan kategorik ayrımların toplumsal barışa hizmet etmeyeceğini belirten Ercan Yılmaz, yasadan yararlanacak kişilere siyaset yasağı getirilmesinin de sürecin amacıyla bağdaşmadığını söyledi. Ercan Yılmaz, demokratik siyasete katılımın önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
 
Sürecin toplumun geniş kesimleri tarafından sahiplenilmesi için Meclis’te yürütülecek çalışmalara ve çerçeve yasayla oluşturulan komisyonlara sivil toplumun, insan hakları ve kadın örgütlerinin, baroların, meslek örgütlerinin ve çatışma çözümü alanında çalışma yürüten kişilerin katılımının sağlanması gerektiğini belirten Ercan Yılmaz, kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmesinin toplumsal güveni güçlendireceğini ifade etti.
 
Umut hakkı çağrısı
 
Barış akademisyenleri ile “irtibat ve iltisak” gerekçeleriyle ihraç edilen kamu emekçilerinin düzenlemelerin dışında bırakılmasının önemli bir eksiklik olduğunu belirten Ercan Yılmaz, tutsakların durumunun da süreç kapsamında ele alınması gerektiğini söyledi.
 
Kürt sorunundan kaynaklanan yargılama ve mahkûmiyetlerin ortaya çıkardığı sonuçların giderilmesini isteyen Ercan Yılmaz; hasta tutsakların sağlık ve tahliye sorunlarının çözülmesi, infaz hukukundaki ayrımcı uygulamalara son verilmesi ve İdare ve Gözlem Kurullarının tahliyeleri keyfî biçimde erteleyen uygulamalarının kaldırılması çağrısında bulundu.
 
Ercan Yılmaz, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadıyla ortaya konulan umut hakkının uygulanmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması da hukuk devleti ilkesinin ve uluslararası yükümlülüklerin bir gereğidir” dedi.
 
AYM ve AİHM’in ihlal kararlarının uygulanması, kayyım uygulamalarına son verilmesi gerektiğini belirten Ercan Yılmaz, 40 yılı aşkın çatışmalı süreçte yaşanan ağır ihlallerin araştırılması, sorumluların tespit edilmesi ve yaşamını yitirenlerin yakınlarının adalet taleplerinin karşılanması için hukuki ve idari adımlar atılmasını istedi.
 
‘Demokratikleşme adımları acil’
 
İlk 6 ayda tespit edilen en az bin 804 ihlalin demokratikleşme yönünde atılması gereken adımların aciliyetini ortaya koyduğunu vurgulayan Ercan Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Barışçıl toplantı ve gösterilere yönelik müdahalelere, keyfî gözaltı ve tutuklamalara, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlandıran uygulamalara, işkence ve kötü muameleye ve cezasızlık politikasına son verilmelidir. Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri giderilmeli, demokratik siyaset üzerindeki baskılar kaldırılmalı ve temel insan haklarının gerektirdiği yükümlülükler yerine getirilmelidir. Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda ortaya çıkan bu önemli fırsatın kalıcı bir toplumsal barışla sonuçlanması için silahsızlanma süreci kapsamlı bir demokratikleşme programıyla tamamlanmalıdır. Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması ve toplumun sürece etkin biçimde katılımının sağlanması barışa olan inancı ve güveni güçlendirecektir.”
Rapordaki ihlal bilançosu
 
Ercan Yılmaz’ın ardından İHD Bölge Temsilcisi Tahir Saçaklı, raporda yer alan ihlal bilançosunu açıkladı.
 
Ercan Yılmaz’ın ardından İHD Bölge Temsilcisi Tahir Saçaklı, rapordaki bilançoları açıkladı. Raporda yer alan kimi ihlal bilançoları şu şekilde:
 
Raporda yer alan kimi ihlal bilançoları şu şekilde:
 
“*Yaşam hakkı ihlali: 24
 
*Saldırıya uğrayanlar: 18
 
*Şüpheli ölümler ve intihar girişimleri: 59
 
*Çatışmalı ortam nedeniyle yaşanan ihlaller: 5
 
*Kadınlara yönelik hak ihlalleri: 34
 
*Çocukların yaşam haklarına yönelik ihlaller: 54
 
*İşkence yasağı: 77
 
*Kişi özgürlüğü ve güvenliğine yönelik ihlaller: gözaltına alınanlar 652, tutuklananlar, 123, ev hapsi 2, ev baskınları 161
 
*Hapishanelerde yaşanan ihlaller: 30”
 
Raporda, toplamda yaşanan en az bin 804 ihlale yer verildi. Raporun tamamına (https://ihddiyarbakir.org/Content/uploads/bef3110b5715ca15c6995d5511846e8d.docx) üzerinden ulaşabilirsiniz.