‘Müslüman, Türk ve erkek olamayana yaşam hakkı yok’

  • 09:19 27 Eylül 2017
  • Güncel
Safiye Alagaş
 
DİYARBAKIR - HDP EŞ Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine dönük saldırı sırasında mezarlıkta bulunan Avukat Reyhan Yalçındağ, Kürdistan’da mezarlıklara dönük hayata geçirilen tahammülsüzlüğün Hatun Tuğluk şahsında doruğa ulaştığını ifade etti. Reyhan, “Müslüman, erkek, Türk olmayana yaşam hakkı tanınmayan bir bakış açısıyla karşı karşıyayız” dedi. 
 
Türkiye'nin yakın tarihinde mezarlıklara ve cenazelere dönük birçok kez ırkçı saldırılar gerçekleştirildi.  Bu saldırılar ise son 2 yılda yoğun bir şekilde yaşanmaya devam ediyor. Çatışmalarda hayatını kaybeden PKK'lilerin, polis tarafından katledilen sivillerin bedenleri sokakta teşhir edilirken, günlerce cenazeler ya sokak ortasında ya da buzdolaplarında bekletildi. Cenazelerin defnedilmelerine izin verilmeyerek camilerin kapılarına kilit vuruldu. Bunun yanı sıra PKK'lilerin mezarlıkları defalarca tahrip edildi, taşları parçalandı. Son olarak HDP Milletvekili Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesi defnedildiği sırada ırkçı saldırılara uğrayıp mezardan çıkarıldı. Cenazeye katılan HDP'liler ve Hatun Tuğluk ırkçı, cinsiyetçi sözlere maruz bırakıldı. 
 
Aile ırkçı saldırı nedeniyle Hatun’un cenazesinin Ankara'da defnedilmesini istemeyerek, cenazeyi Dersim'de defnetti. Kürdistan’da, Türkiye’de yaşanan ırkçı ve nefret dolu saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve Ankara’da yaşanan ırkçı saldırının tanığı olan Avukat Reyhan Yalçındağ, iktidarın agresif, kutuplaştırıcı ve toplumun yarısını düşman olarak gösteren girişimleri sonucu korkunç bir tablonun açığa çıktığına dikkat çekti. 
 
Reyhan, mezarlıkta saldırının başladığı ilk andan itibaren yaşananları yan yana koyduğunda şu sonucun ortaya çıktığını ifade etti:“Bu saldırı öyle spontane, gelişi güzel, kendiliğinden gelişen bir olay değildi. Son derece örgütlü, bilinçli, dakika dakika nerede ne yapacağını, nasıl olacağını, ne tür saldırılar yapacağını konuşmuş bir çete bir güruhla karşı karşıyaydık.” 
 
‘Müdahalesizlik saldırganlara cesaret verdi’
 
Polisin muhalif her türlü eylemselliğe büyük bir çaba içerisinde müdahale ettiğinin altını çizen Reyhan, çoğu zaman tazyikli su ile yetinmeyen devlet güçlerinin ateşli silaha başvurarak birçok sivili katlettiğinin altını çizdi. Reyhan, yıllarca bu tür dosyaların avukatlığını yaptığını dile getirerek, “Polisin toplamsal olaylarda istediği zaman nasıl güç kullandığını biliyoruz. Ama 2 saatlik zaman dilimi içerisinde bırakın müdahale etmeyi tam tersine müdahalesizlik ve seyirci kalma durumu saldırganlara büyük bir cesaret verdi. Hızla sayılarının artmasına yol açtı. Emniyet görevlileri, kaymakamlık, valilik, bakanlık, hükümet hepsi bu saldırı ile bağlantılı şekilde hareket etti” diye konuştu.
 
Reyhan, yetkililerin 2 saat boyunca HDP Milletvekillerinin telefonlarına cevap vermediğini, sürekli acil koduyla mesajlar bırakıldığını, danışmanlarına durumu anlatmalarına rağmen kimsenin harekete geçmediğini hatırlattı.
 
‘Hastalıklı bakış açısı’
 
Cenazeye saldırıyla birlikte gelinen noktanın ne kadar vahim olduğunun belirten Reyhan, o gün o mezarlığa gömülenin aslında naaş olmadığını insanlık onuru olduğunu ifade etti. Reyhan, AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın nerdeyse saldırıyı HDP’lilerin yaptığını söyleyeceğini aktararak, AKP’nin bakış açısının ‘HDP’li olanın bu topraklarda ölmeye hakkı yok’ tarzında olduğunu söyledi. 
 
Reyhan, “Bana göre son derece hastalıklı son derece patolojik son derece ruh sağlığı yerinde olmayan bir bakış açısı. İşin trajik yönü şu ki; bu ruh sağlığı yerinde olmayan zihniyet bugün ülkeyi yönetiyor” diye belirtti.
 
‘Müslüman, erkek ve Türk olmayana yaşam hakkı yok’
 
1990’lı yıllarda yine çatışmalarda yaşamını yitirenlerin cenazelerine dönük yapılan işkencelere şahit olduklarını dile getiren Reyhan, Türkiye’nin hala aynı zihniyetle hareket ettiğini kaydetti. Reyhan, Varto’da Ekin Van’ın bedenin teşhir edildiği, Cizre’de Taybet İnan’ın cenazesinin günlerce yerde kaldıği, sokağa çıkma yasaklarında katledilen Cemile Çağırga’nın defnedilmesine izin verilmediği için cenazesinin buzdolabında bekletildiği süreçleri hatırlattı. Reyhan, “Bütün bunlar kaynağını tek tip devlet yaratma ülküsünden alıyor. Müslüman, erkek, Türk olmayana yaşam hakkı tanınmayan bir bakış açısıyla karşı karşıyayız” diye vurguladı.
 
Dindar ve inançlı kesimin yaşatılan zulme en yüksek sesle karşı çıkması gerektiğinin altını çizen Reyhan, vicdanlı insanların artık yaşanan vahşetin bir parçası olmadıklarını söylemesi gerektiğini ifade etti.
 
‘Kürdistan dışında gömmeyi ret edecek’
 
İktidarın her fırsatta farklı kesimlere ’bölücü’ dediğini belirten Reyhan, iktidarın kullandığı dile dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. Reyhan konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Bu hafızaya sahip tek bir Kürt bireyi bir yakını yaşamını yitirdiğinde kesinlikle ve kesinlikle Kürdistan toprakları dışında bir yere gömmeyi tercih etmeyecektir. Kürdistan’da mezarlıklara dönük hayata geçirilen tahammülsüzlük Hatun Tuğluk şahsında doruğa ulaştı. Artık mezarlar dahi bölünecek. ”