Kadınlar hayatları için sokağa çıkıyor: Yasalarınız böyle geçmez, taleplerimiz var
- 14:21 27 Eylül 2017
- Güncel
ANKARA - Kadınlara sorulmadan yapılan, taleplerini ve mücadelelerini görmezden gelen yasa tasarılarını kabul etmediklerini belirten Ankara Kadın Platformu, “Bu yasalar böyle geçmez. Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz” diyerek, 1-2 Ekim’de sokaklarda olacaklarını bildirdi.
Ankara Kadın Platformu, 1 Ekim’de kadınların eş zamanlı illerde yapacağı “Yasalar Böyle Geçmez" eylemine ilişkin Mülkiyeliler Birliği’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Bu yasalar böyle geçmez” ve “Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz” pankartı asılan salonda, açıklamayı Ankara Kadın Platformu adına Nur Aytemur okudu.
Temmuz ayının son haftasında İçişleri Bakanlığı tarafından Meclis Başkanlığı’na sunulan “Nüfus Hizmetleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nı hatırlatan Nur, ‘Müftülük Yasası’ olarak bilinen tasarıyı kadınların haklarına yönelik bir saldırı olarak gördüklerini vurgulayarak, “Bu yasalar böyle geçmez diyoruz” dedi.
‘Türkiye’de kadınlara şiddet, tecavüz, ölüm düşüyor’
Erkeklerin sadece Ağustos ayında 27 kadını katlettiğini, 26 çocuğu cinsel istismara ve 35 kadını ise cinsel şiddete maruz bıraktığını hatırlatan Nur, “İktidarın kadınların var olan haklarına saldırılarını hızlandırmayı kendine rol biçtiği görülüyor. En büyük 20 ekonomi içinde olmakla övünen Türkiye’de, 2017 yılında hala kadınlara ve çocuklara şiddet, ensest, tecavüz, yoksulluk, sağlık hizmetlerine erişememe ve ölüm düşüyor” diye belirtti.
‘Kızına şehvet haram değil’ diyenlere nikah yetkisi!
Nur, bütün bu tablo içinde hükümete şu soruyu yöneltti: “Onlara soruyoruz ‘Mağazalarda ambalajı açılmış teşhir ürünleri hep yarı fiyatına satılır.. Anlayana’ yazan, ‘Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil’ fetvası veren müftülere mi nikah kıyma yetkisi vereceksiniz? Müftülere verilen nikah kıyma yetkisinin yüzde 40 oranlarına ulaşan ensest vakalarına, çok eşli evliliklere, kadına yönelik şiddet sonrası elini kolunu sallayarak gezen zanlılara karşı hiçbir çözüm olmayacağı aksine mevcut baskı ve istismarı arttıracağı bizler açısından çok nettir.”
‘MEB istismar yaşanan Ensar’la protokol imzalıyor’
Nur, “Bu düzenlemeler bir ihtiyaca cevap vermediği gibi, inancı, düşüncesi mevkisi ne olursa olsun kadınların mevcut hiçbir sorununa da çözüm olmayacaktır. Düzenlemenin vaat ettiği daha güvencesiz, daha yoksul ve daha az özerk kadınlardır” dedi. Kadınları, LGBTİ’leri ve çocukları etkileyecek politikaların bununla sınırlı olmadığını da vurgulayan Nur, şunları kaydetti:
“Eğitimde, istihdamda yapılan birçok düzenlemenin kadın düşmanı bu bakışın bir parçası olduğunun farkındayız. Ensar Vakfının Kuran kurslarında çocukların sistematik olarak tecavüze uğradığının açığa çıkmasından çok değil, birkaç ay sonra Milli Eğitim Bakanlığı Ensar Vakfı ile protokol imzalamış ve vakfın organize edeceği faaliyetlere çocukların katılımını bizzat teşvik edeceği öğrenilmiştir.”
‘Kadınlara asker doğurun deniyor’
Müftülere nikah yetkisi verilen yasa tasarısının, hükümetin içte ve dışta sürdürdükleri savaş politikalarından bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Nur, “Kadınların en az 3 çocuk daha fazla asker doğurması açıklamaları yapan saray rejiminin daha fazla dindar, daha fazla kindar, daha fazla kul ve köleye ihtiyaç duyduğunu göstermektedir” dedi.
Kadınlara sorulmadan yapılan, taleplerini ve mücadelelerini görmezden gelen yasa tasarılarını kabul etmediklerini belirten Ankara Kadın Platformu, 1-2 Ekim’de sokaklarda olacağını bildirdi.
Kadınlar 1-2 Ekim’de sokaklarda olacak
1 Ekim’de, diğer illerdeki kadınlarla eş zamanlı olarak saat 15.00’de Sakarya Meydanında eylem yapacak olan Ankara Kadın Platformu, 2 Ekim’de saat 10.00’da Meclis önünde ‘Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz’ diyecek.
Bütün kadınları bu yasanın Meclisten geçmesine izin vermemek için bir arada olmaya ve ses çıkarmaya çağıran Ankara Kadın Platformu, ‘Müftülük Yasası’ olarak bilinen Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın neden ‘bu haliyle geçemez’ olduğunu ise şöyle sıraladı:
“*Müftülüklere nikâh yetkisi, eşitsizliğin garantisi:
Tasarının yasalaşması durumunda evlendirme işlemi için müftülüklerin yetkilendirilmesiyle çoğu kadın evlenmek için olsun, ailede sorun yaşayınca olsun kadın-erkek eşitsizliğini doğal sayan, erkeklerin çıkarına olacak şekilde dini referansları temel alan, kadınların boşanmaması gerektiğini savunan bir kuruma başvuruyor olacak. Diyanet İşleri Başkanlığı sosyal politika alanından ve medeni haklarımızla ilgili konulardan çekilmeli, evlendirme işlemi ve psikolojik danışmanlık için yetkili kılınmamalıdır.
*Çocuk yaşta evlendirme cinsel istismardır; kesinlikle engellenmeli, açıkça suç olarak düzenlenmelidir:
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikte ‘sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılır’ şeklinde bir ibare bulunuyor. Aslında bu ibare şu anda yürürlükte olan kanunda da mevcut ve çocukların nüfusa kaydedilebilmesi önemli; ama sözlü beyan cinsel istismarın üzerini örtmenin bir yöntemi haline gelebiliyor. çocuk yaşta evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi ve sözlü beyanın çocukların cinsel istismarının üzerini örtmeye yönelik olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin anlaşılması bakımından araştırılması şart.
*Muğlak bir ‘genel ahlak’ şartı sadece kadınlara zarar:
Zaten evlilik yoluyla vatandaş olmak için ‘evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama’ ve ‘kamu düzeni bakımından engel teşkil etmeme’ şartları hâli hazırda kadınların aleyhine uygulanırken bir de “genel ahlak” gibi iyice muğlak bir şartın eklenmesi kabul edilemez.”
*‘Soyadında kolaylık’ bile yine eşitsiz:
Neden kadınlar evlenirken kendi soyadlarını muhafaza etmek için hâlâ mahkemeye gitmeli? Bu da diğerleri gibi kadınların lehine olacak şekilde kolaylaştırılmalı.
Mağdur Hakları Tasarısı için talepler
Açıklamada Mağdur Hakları Yasa Tasarısı hakkında da bilgi veren Platformu, “Bizler için önemli ve burada dile getirdiğimiz önerilere göre yapılacak değişiklikler sayesinde hayatlarımızı olumlu yönde etkileyecek bir yasa ortaya çıkabilir. Ancak içinde bulunduğumuz OHAL yönetiminde tüm bu mekanizmaların işleyişi neredeyse tamamen durmuşken ve yasalardaki muğlaklıklar uygulamada genellikle bize zarar olarak dönerken aşağıda saydığımız meseleler dikkate alınmazsa bu tasarı biz kadınlar lehine sonuç vermeyecektir” diyerek, Yasa Tasarısına ilişkin taleplerini şöyle sıraladı:
“*Şiddetin kadın-erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu görmezden gelen bir Mağdur Hakları Yasası, şiddet karşısında kadınları güçlendiremez, şiddetin önünü alamaz:
İçinde bulunduğumuz koşullarda kadınlara özel, güçlendirici ve koruyucu yasal düzenlemeler yapılmadan, bitmek bilmeyen kadın cinayetleri ve şiddet engellenemez. Bu da biz kadınlara, şiddet alanında ve kadınların hakları için yıllardır çalışan kadın örgütlerine sormadan gerektiği biçimde yapılamaz.
*Resmi şikâyette bulunmayana hak ve hizmet yok:
Özellikle tasarı kapsamında açılması planlanan ‘cinsel suç mağdurlarına yönelik özel merkezlerdeki hizmetler-ileride mağdur istediği takdirde başlatılacak bir adli süreçte kullanılmak üzere delil toplayarak-avcılığa ifade vermek zorunda bırakılmadan, yani bir soruşturma veya kovuşturma olmadan da sağlanmalı. Ayrıca sayılan suçlar kapsamına girmeyen ama kadınların hayatını etkileyen taciz, ısrarlı takip, psikolojik şiddet vakaları için de geçerli kılınmalıdır.
*Kadınların can güvenliği erkeklere mali külfetten daha önemsiz olmasın diye çocuk teslim sürecinde kararı kadınlara bırakın:
Özellikle teslim adresi ve teslim sırasında bulunup bulunmama kararı, bundan dolayı zarar görebilecek kadınlara bırakılmalıdır. Ayrıca çocuk teslimi için öngörülen süreç geçecek zaman açısından son derece muğlak. Planın ne kadar sürede hazırlanacağı, aile hakiminin onayının ne zaman alınacağı, taraflar plana uymuyorsa zorla yerine getirmenin ne kadar zaman içinde gerçekleştirilmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece bu, ‘kadınların hayatını zorlaştıran bir yasa daha’ olmaktan öteye gidemez.
*‘Haksız fiil’ maddesi kadınların maddi yardıma erişimine engel:
Mağdurun haksız fiilinin maddi yardımın reddi gerekçesi sayılması şiddete uğrayan kadınların kolaylıkla maddi yardımdan yoksun bırakılması anlamına gelebilir. Haksız fiilin sınırları net bir biçimde belirlenmedikçe kadınların zararına uygulanması engellenemediğinden bu ve tasarıdaki tüm muğlak ifadeler açıkça tanımlanarak tekrar düzenlenmelidir.”
Ankara Kadın Platformu







