Ceylan’ın ardından 8 yıl: Adalet gelmedi, onlarca çocuk katledildi
- 11:09 28 Eylül 2017
- Güncel
DİYARBAKIR- Armutlu’da Sevcan, Lice’de Ceylan, Kızıltepe’de Uğur, Diyarbakır’da Enes, Cizre’de Nihat, Miray… Kimi, kurşunlanarak, kimi gaz fişeğiyle, kimi havadan bombardımanla, yüzlerce çocuk, savaş politikaları sonucu katledildi. Öldürülen çocuklar ülkesine dönüşen Türkiye’de Ceylan için aranan ancak bulunamayan adaletin ardından hiçbir değişmedi. Hala onlarca çocuk katledilmeye devam ediliyor.
İktidarların savaş konseptlerini devreye koymasıyla birlikte, katliamlar ve infazlarda "Kadın da olsa çocuk da olsa gerekeni yapacağız" anlayışıyla hareket etmesi savaş yılları boyunca Türkiye'de yüzlerce çocuğun "silahla vurulmak, bombayla öldürülmek, mayına basmak, zırhlı araç altında kalmak, savaş uçaklarıyla vurulmak, infaz etmek" yöntemleriyle katledilmesine neden oldu. Bu politika sonucu katledilenlerden biri de 12 yaşındaki Ceylan Önkol’du…
Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyünde koyunlarını otlatan 12 yaşındaki Ceylan Önkol, 28 Eylül 2009 günü öğle saatlerinde üzerine düşen havan mermisiyle yaşamını yitirdi. Annesinin parçalarını eteğinde taşıdığı Ceylan'ın ölümü üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen katilleri ne bulundu ne de yargılandı. Ceylan'ın parçalanmış bedeni patlama sesini duyan köylüler tarafından bulundu. Cenazesi olay yerinde 6 saat bekletilirken, Lice Cumhuriyet Savcısı'nın iki tabur arasında kalan bölgeye "can güvenliğim yok" diyerek gitmedi. Otlattığı hayvanların patlamadan zarar görmemesi, herhangi bir çukurun oluşmaması nedeniyle Ceylan'ın doğrudan hedef alındığı iddia edildi.
Takipsizlik kararı Ceylan’a istenilen adaleti engelledi
Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Nisan 2013 tarihinde ise Ceylan'ın ölüm nedeniyle ilgili şüpheliler hakkında, "görevini kötüye kullanmak" suçlamasıyla açılan soruşturmada, takipsizlik kararı verdi. Savcıyı "güvenlik" gerekçesiyle olay yerine götürmeyen jandarma görevlileri hakkında takipsizlik kararında "Şüphelilerin görevlerini ihmal ettiklerini ve müsnet suçun unsurlarının oluştuğuna dair delil bulunmadığı anlaşılmasıyla, şüpheliler aleyhine kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir" demişti. O takipsizlik kararı Ceylan için istenen adaleti engelledi ve ardında onlarca çocuk katledilmeye devam edildi.
Dava zaman aşımına kaldı
Ceylan katledildikten bir yıl sonra avukatlar dava dosyasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. AİHM'e giden davadan da bir sonuç çıkmadı. Failler hakkındaki takipsizlik kararıyla yetinmeyen savcılık, Nisan 2014 tarihinde bu kez dosyadaki mevcut delil ve raporların faillerin tespiti için yetersiz olduğunu iddia ederek, faillerin tespit edilmemesinden dolayı "daimi arama" kararı verdi. Verilen bu karar, dosyanın zaman aşımı ile yüz yüze bırakılması olarak yorumlandı.
Ceylan’ın ailesinin avukatları aracılığıyla yaptığı başvuruyu değerlendiren AİHM de olayda Türkiye’nin bir ihmalinin bulunmadığına hükmetti. Aile avukatları, bu karara itiraz ederek dosyayı AİHM Büyük Dairesi’ne taşıdı. AİHM Büyük Dairesi de geçen ay kararı onayınca uluslararası hukuk yolları da tükendi.
Ceylan sanatçıların, direnişçilerin dizelerinde unutturulmadı
Geçtiğimiz aylarda Sanatçı Tarkan ve Sezen Aksu Ceylan’ın gözlerini ele alan bir şarkı yayınladılar. Ceylan’ın kocaman gözleri hem sanatçılar hem de çok sayıda direnişçinin yol haritası olurken, yaşanan katliam unutulmasın diye Ceylan her dize de yerini aldı.
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde kuşatmaya karşı 103 gün süren direnişte katledilen ve cenazesi 6 ayın ardından teşhis edilen YPS-JIN üyesi Çiğdem İldan (Jiyan Şer), "Bu topraklarda çocuklar erken büyür" sözlerinin doğrulaması olarak Ceylan’a dizelerinde yer vermişti. Jiyan'ın günlüğüne tıpkı kendisi gibi Liceli olan 12 yaşındaki Ceylan ile ilgili satırları yaşamını yitirdikten bir süre sonra ortaya çıkmıştı. Jiyan o dizelerinde Ceylan’ı şöyle anlatıyordu:
Işığın huzmesine takılır gözlerim
Güneşin ışınlarına yansır gülüşlerim
toprağın her zümresinde
Bu toprakların çocuğuyum
Bu toprakların kızıyım
Ne kadar da benzerim toprağıma
onu gibi yaralıdır yüreğim
Dağlar gibi sert asi
Toprağı gibi yumuşak ve şefkatli
Tüm inanlığın özeti
Mezopotamya'nın kızıyım
Rüzgar savurur dört yanım
karanlıklar içinde yapayalnız
Ülkem kadar yalnız ve sessiz
Oysa ben tarihin en yaramaz çocuğu
Sesim yankılanır doğada
Bir tek atış
Bir tek ses
Sonra...
parçalar bedenler kanlar...
Kan kızılına boyanır
hayallerimde saklı yaşam kareleri
Yüreğim akan bir Dicle
Yüreğim ulaştırır kendine
Gözlerimin aynası yıldızlara
Bir ton patlattı üzerimde
Ben bir çocuk değil yaralı olan ülkeyim







