Mahkeme, Nuriye ve Semih'in tutukluluğuna devam kararı verdi: Deliller toplanmamış

  • 18:37 28 Eylül 2017
  • Güncel

ANKARA – Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılandığı davanın ikinci duruşmasında avukatlar, “Kaçma şüphesi var denildi, eylemin adı oturma eylemi, oturduğu yerden Yüksel’den zorla kaldırıldı bu insanlar. Ya tutuklama için gerçek hukuki nedenler bulun ya da bu iki eğitimciyi tahliye edin" diye belirtti. Mahkeme ise 204 gündür açlık grevinde olan iki eğitimci için ‘delillerin toplanmamış olması’ ve ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığı’ iddiasında bulunarak, Nuriye ve Semih’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. 
 
Açlık grevinin 76’ncı gününde "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın tutuklu olduğu davanın ikinci duruşması Sincan Cezaevi Kampüsünde bulunan duruşma salonunda başladı. İki eğitimcinin açlık grevi 204'üncü güne girerken, Nuriye zorla tutulduğu Sincan Cezaevi Hastanesi'nden yine iradesi dışında iki gün önce Ankara Numune Hastanesi yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Nuriye hastanenin gönderdiği 'tıbben sakıncalı' yazısı gerekçe gösterilerek duruşmaya getirilmezken, Semih Özakça duruşmaya getirildi.
Semih’in 20 sayfalık savunmasının ardından duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Semih Özakça duruşma salonuna tekrar getirildi ve aynı davadan tutuksuz yargılanan ihraç edilen öğretmen ve Yüksel direnişçisi Acun Karadağ dinlenildi. 
 
Acun Karadağ: Önce Nuriye savunma yapmalı
 
Savunmasını yapmayacağını ancak söyleyecekleri olduğunu belirten Acun, şöyle konuştu: “Ben Semih’i gördüğümde gözyaşlarımı tutamadım, bu kadar zalimlik olmaz. Tutuksuz yargılanıyorum, yani bu yargılama açlık grevine yöneliktir. İki eğitimci 204 gündür aç, Nuriye’yi buraya getirmemek için hastaneye kaldırdılar, Nuriye savunma yapmadan ben de yapmayacağım."
 
Bilirkişi THİV’den: Tıbbi müdahale zarar vericidir
 
Ardından avukatlar THİV Genel Sekreteri Dr. Metin Bakkalcı'nın bilirkişi olarak dinlenmesine dair talepte bulundu. Mahkemenin talebi kabul etmesinin ardından bilirkişi değerlendirmesinde bulunan Metin Bakkalcı, açlık grevinin etkilerini ve zorla tıbbi müdahalenin sonuçlarını anlattı. 
 
'Kontrol dahi edemedik'
 
Metin, “Açlık grevi yapanlar bu hayatı olağanüstü değerli ve kıymetli bulurlar, ‘Bir çözüm olsun da yaşamımız son bulmasın’ isterler. Açlık grevi yaşama verilen bu değer ile intihardan ayrılır. İntiharda kişi yaşama isteği duymaz. Öncelikle bu farkı belirtmek istiyorum. B1 vitamini açlık grevi süresinde kritik bir etkendir. Zorla tıbbi müdahale etik açıdan doğru değildir, zarar vericidir, tıbbi müdahale zorla yapılamaz. Bu insanların açlık grevi kararı vermelerinde otorite tarafından seslerinin duyulmaması etkili oldu, buna şahit olduk" diye konuştu. Metin, “Açlık grevlerinde düzenli kontrol çok önemlidir. Bu insanlar tutuklandıkları günden itibaren tıbben kontrollerini yapamadık. Sunduğumuz raporlar, sadece kapatılmanın bile kişiye ruhsal ve bedensel olarak nasıl etki ettiğini gösteriyor” dedi.
 
Savcı tutukluluğun devamını istedi
 
Ardından mütalaasını açıklayan savcı, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın Adli Tıp Kurumu'na sevki ile değerlendirme raporu alınmasını ve tutukluluğunun devamını istedi.
 
Avukatlar: Oturdukları yerden kaçma şüphesiyle alındılar
 
Savcı mütalaasının ardından Nuriye ve Semih'in avukatları beyanda bulundu. Avukat Murat Yılmaz, “Geçen celse jandarma tutanağı ile duruşmaya getirilmediler. Duruşma Sincan Kampüsüne alındı. Nuriye'nin durumu aynıydı, bu defa duruşmadan iki gün önce Numune Hastanesine götürüldü. Mutlak suretle Nuriye’nin duruşmalara getirilmesini talep ediyoruz. Müzekkerelerinize 10 gün içinde cevap vermeyenler için suç duyurusunda bulunmalısınız, bizim talebimiz budur” dedi.
 
‘Ya gerçek neden bulun ya da tahliye edin’
 
Avukat Aytül Kaplan da, “Nuriye ve Semih her ne kadar 23 Mayıs’ta tutuklansa da tutuklama kararı Yüksel’de halkın kitlesel olarak toplandığı gün verildi. Tutukluluk incelemesinde kaçma şüphesi var denildi, eylemin adı oturma eylemi, oturduğu yerden Yüksel’den zorla kaldırıldı bu insanlar. Sayın yargıçlar, ya tutuklama için gerçek hukuki nedenler bulun ya da bu iki eğitimciyi tahliye edin" diye belirtti.
 
‘Boş dosyada ortaya tanık atılabildi’
 
Duruşmaya 5 dakika ara verildi. Aranın ardından avukat Betül Vangölü Kozağaçlı savunmaya geçti. Zorla tıbbi müdahalenin zararlarını anlatan Betül, “Ben zorla müdahale sonrası ilkokuldan sonrasını hatırlamayan müvekkillerimi gördüm" dedi. Açlık grevi suç olmadığı halde tutuklanmalarına karar verildi. Bu boş dosya ile bir yere kadar gidilebilecekti, bu yüzden ortaya bir tanık ifadesi atıldı. İlk duruşmada Nuriye'nin sorgusu yapılmadığı için tutuk devam kararı verdiniz. Nuriye hastaneye kaçırıldı, getirilmedi. Sorgu gerekçesi ile tutuk devam kararı verirseniz bu sorgu hiç yapılmayabilir. Zorla müdahale edilebilir, hafızasını kaybedebilir, ölebilir” diye konuştu.
 
Dosya adı ‘açlık grevi’
 
Avukatlar savunmalarında şu ifadelerde bulundu: “İşimizi geri istiyoruz demek bir protesto olabilir, direnme hakkı olabilir ama bir suç olamaz. Duruşma listesinde dahi, dosyanın adını açlık grevi dosyası olarak gördük. Bu dava çok açık ki bir örgüt üyeliği davası değildir. Bu dava benim istediğim gibi yaşayacaksın ya da yaşamayacaksın dayatmasına direnme davasıdır."
 
Tutukluluk devam
 
Aranın bitimiyle kararını açıklayan mahkeme heyeti, 204 gündür açlık grevinde olan iki eğitimci için ‘delillerin toplanmamış olması’ ve ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığı’ iddiasında bulunarak, Nuriye ve Semih’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme kararına tanık B.E.’nin henüz dinlenmemiş olmasını da gerekçe gösterdi.
 
Duruşma 20 Ekim 2017 tarihinde saat 10.00'a ertelendi.
 
Yerleşke dışında saldırı
 
Öte yandan Sincan Cezaevi Yerleşkesi dışında pankart açarak “Nuriye ve Semih’e özgürlük” diyen iki kişiye, saldırı gerçekleşti. Slogan atanların yanına gelen bir şahıs ırkçı ve cinsiyetçi küfürler savurarak eylem yapanlara saldırdı. Arayan giren sivil polisler ise saldırıya uğrayanları korumak yerine saldırgan şahsı korudu.