Sur’un tarihi yapıları ‘yok oluyoruz’ diye sesleniyor!
- 09:02 2 Ekim 2017
- Güncel
DİYARBAKIR - UNESCO listesine giren Sur ilçesindeki tarihi yapılar günümüzde yıkım ile karşı karşıya bırakılırken, başta UNESCO olmak üzere birçok kesim buna karşı sessizliğini koruyor. Ablukaların ardında kimsesizleştirilen yapıların çığlığını ise kimse duymuyor.
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Diyarbakır Sur ilçesindeki tarihi yapıların yıkımına karşı yeterince tepki ve kamuoyu oluşmazken, Kurşunlu Cami, Dört Ayaklı Minare, Surp Giragos Ermeni Kilisesi, Ermeni Katolik Kilisesi ve tarihi evler yasaklı mahallelerde bulunduğu gerekçesiyle gün geçtikçe daha da tahribata uğratılarak yıkılıyor.
Direniş ve tarihin izleri..
Cemal Yılmaz, Hasırlı, Savaş ve Fatihpaşa mahallelerinde dünyanın en uzun yasağı devam ediyor. 1 yıl 9 ay 34 gündür yasağın devam ettiği mahalleler 103 günlük tarihi direnişin de en büyük tanığı. Devletin belleksizleştirme politikalarından etkilenen bu mahallerde hem tarih, hem de direnişin izleri yok edilmeye çalışılıyor.
Ayrıca Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin 28 Kasım 2016’da Dört Ayaklı Minare'nin önünde katledilmesinin ardından yasak ilan edilen bu 4 mahalleye açılan tüm sokaklar beton bariyerlerle kapatılmış durumda. Dağkapı Meydanı’ndan Sur’un tüm mahallelerine kadar her alana mobese kameralarının yerleştirildi.
16.yüzyıldan bu yana tanık
Belleksizleştirme politikalarından en çok nasibini alan yapılardan biri de kuşkusuz Dört Ayaklı Minare. Tahir Elçi ile özdeşleşen ve bundan kaynaklı özellikle devletin ‘yokmuş’ gibi davrandığı yapının tarihi ise unutturulamayacak kadar eski.
Dört Ayaklı Minare; Şeyh Mutahhar Camii (Şeyh Mattar Camii, Dört Ayaklı Minare Camii, Kasım Bey Camii, Kasım Padişah Camii) , Akkoyunlular döneminde 1500 yılında Akkoyunlu’lar döneminde Kasım Bey tarafından inşa ettirildi ve o dönemin en önemli anıtsal eserlerinden biri oldu. Geçmişi 16.yüzyıla dayanan minare yekpare taş sütun üzerinde dört köşeli olarak inşa edilmiş hali ile Anadolu’nun tek dört ayaklı minare örneğidir.
Hoşgörünün de temsili
Halkların bir arada yaşadığı Sur’da tek başına hoşgörünün de temsilidir Dört Ayaklı Minare… Çünkü dört ayak, dört İslam mezhebini simgeler. Bir inanışa göre yedi defa sütunların altından geçenin dileği kabul olur. Büyük olasılıkla camiye sonradan eklenen minare üzerinde bir balkon ve petek bulunmaktadır.
Hasan Paşa Hanı’nın yanındaki dar bir sokak içerisinde bulunan Cami, kare planlı ve tek kubbelidir. Yanlarda üçer, kuzey ve güneyde ikişer penceresi olup tümünün içinde ve dışında kemerle kapanan girintiler bulunur. Mihrabın iki yanında bulunan ve üzerleri pencere kemeri gibi duran bölümler, üst kattaki küçük birer mahfile merdivenle çıkışı sağlayan birer geçittir.
Ablukalarla tarihi kalıntılar susturulmak isteniyor
Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin 28 Kasım 2016’da dört ayaklı minarenin önünde katledilmesinin ardından Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilanıyla beraber tarihi Dört Ayaklı Minare’de polis bariyerleri ile ablukaya alınarak giriş-çıkışa kapatıldı. Sur’da Dört Ayaklı Minare’yi ablukaya alarak Kürdistan direnişini unutturmayı hedefleyen iktidar tıpkı Ankara’da İnsan Hakları Anıtı’nı “gözaltına” alarak faşizme karşı mücadeleyi susturmak istiyor.
Dört Ayaklı Minare, Sur ve diğer tarihi yapılar yıkımla karşı karşıya, Tahir Elçi yani Amedlilerin “Barış Elçisi” hala Dört Ayaklı Minare’nin gölgesi altında hala uzanıyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Sur’un tarihi yapıları ise ablukaların ardından binlerce yıllık geçmişlerini de katarak sesleniyorlar: Yok oluyoruz!







