Gültan Kışanak: CHP yerel seçimlerde Kürtlerden nasıl oy isteyecek?

  • 09:14 11 Ekim 2017
  • Güncel

Habibe Eren

KOCAELİ - Tutuklu bulunduğu cezaevinden mektup yollayan DBP Diyarbakır Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, halkın oylarıyla seçilen 94 belediyeye kayyım atandığını, belediye eş başkanlarının tutuklandığını ve belediye meclislerinin devre dışı bırakıldığını hatırlattı. Bu noktada muhalefeti ve özellikle CHP'yi eleştiren Gültan, "Şimdiye kadar bu konuyu bir kez olsun gündemine almayan, bu konuda tek bir söz söylemeyen, hiç değilse bir komisyon kurup durumu inceleme zahmetine bile katlanmayan bir parti, yerel seçimlerde Kürtlerden nasıl oy isteyecek?" diye sordu.
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, 25 Ekim 2016 tarihinde hakkında soruşturma olduğu gerekçesi ile gözaltına alındı ve 30 Ekim 2016 tarihinde tutuklandı. Tutuklamanın hemen ertesi günü ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine kayyım atandı. Gültan, bir yıla yakındır  tutuklu bulunduğu Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nden mektup gönderdi. Gültan mektubunda "Yerel Demokrasi ve Adalet" vurgusu yaparken, CHP'ye de eleştirilerde bulundu.
 
Gündem yerel demokrasi
 
"'Herkesin bir derdi, değirmencinin su derdi var' diye bir söz var. Aslında su olmasa, değirmen çalışamaz, değirmen çalışmazsa un olmaz, un olmazsa ekmek olmaz... Bu işin sonu açlığa kadar varır. Velhasıl, değirmencinin derdi, herkesin derdi olmalı. Benimki de bu mesele" sözleriyle mektubuna başlayan Gültan, Türkiye'de çok yoğun ve kritik gündemler olduğunu ancak yine yerel demokrasi hakkında yazmak istediğini kaydetti.
 
'AKP mutlak iktidarın taşlarını döşüyor'
 
Gültan, "Ekim ayı itibarı ile TBMM yeni yasama yılına başladı. Öyle görünüyor ki öncelikli gündem Cumhurbaşkanlığı sitemi ile ilgili uyum yasalarını çıkartmak olacak. Siyasi partiler yasası, yerel ve genel seçimlerle ilgili yasalardan köklü değişiklikler gündeme gelecek. AKP kendi gündemini sektirmeden tahrik ediyor. Mutlak iktidara giden yolun taşlarını bir bir döşeyerek yoluna devam ediyor" dedi.  
 
'Tarihsel sürece dair en yakıcı soruya cevap aramalı'
 
"Demokrasi, hak, hukuk, özgürlük, barış derdi olanlar ne yapıyor?" sorusunun şu anki tarihsel süreçte, en yakıcı soru olarak hala yanıtlanmadığını vurgulayan Gültan, şunları kaydetti: "Bu soruya verilecek cevap atılacak adımlar, yürütülecek mücadele önümüzdeki seçimleri kazanıp kazanmamaktan çok daha büyük bir önem taşıyor. Zira seçimlerin yapılıp yapılmayacağı, yapılırsa sonuçların kabul edilip edilmeyeceği bile bir muamma. Keşke demokrasinin işlediği, herkesin temel hak ve özgürlüklerinin garanti altında olduğu bir ülkede yaşasaydık; seçimler de halkın geçici süreyle vekalet verdiği, beğenmediğini değiştirdiği, yönetimleri ve meclisleri seçmek için yapılsaydı. Ne yazık ki durum böyle değil."
 
'Muhalefet idare eder pozisyondan çıkmalı'
 
Gültan, devamında şunları belirtti: "Bu açıdan bakıldığında 'Adalet Nöbetleri', 'Adalet Yürüyüşü, 'Adalet Kurultayı', 'Bu böyle gitmez, kadınlar izin vermez' kampanyası ve benzeri çalışmalar son derece kıymetli. Kelimeleri özenle seçmeye gayret ediyorum. Cezaevinden gelişmeleri eksiksiz takip etmek kolay değil. Ama muhalefet açısından 'Yetmez ama evet' pozisyonu, ölümcül bir hata olur. 'İdare eder' pozisyonundan çıkıp 'Yetmez, daha özgürlükçü olalım', 'Yetmez, herkes için adalet isteyelim', 'Yetmez, daha özgürlükçü olalım', 'Yetmez, gerçekleri konuşmaktan korkmayalım' deme zamanı." 
 
'Kürtlerden nasıl oy isteyecek?'
 
Basından takip kadarıyla CHP'nin yerel seçimlerde sandığa birlikte gitme seçeneği üzerinde çalıştığını ifade eden Gültan, belediyelere atanan kayyımları hatırlatarak, "2014 seçimlerinde, halkın oylarıyla seçilen 94 belediyeye hükümet el koydu. Belediye eş başkanları tutuklandı, görevden uzaklaştırıldı, belediye meclisleri devre dışı bırakıldı. Milyonlarca insanın yaşadığı kentlerde, bir tek seçilmiş organ bırakılmadı. Açıkçası, 94 il ve ilçede 2014 yerel seçimlerinin sonuçları iptal edildi. Yerel demokrasi askıya alındı" dedi. 
 
CHP'ye bu noktada eleştiriler sunan Gültan, "Şimdiye kadar bu konuyu bir kez olsun gündemine almayan, bu konuda tek bir söz söylemeyen, hiç değilse bir komisyon kurup durumu inceleme zahmetine bile katlanmayan bir parti, yerel seçimlerde Kürtlerden nasıl oy isteyecek, bilmiyorum. Kaldı ki diyelim böyle bir ortaklaşmaya karar verildi, halk neye güvenip gidip oy verecek. 'Verdiğim oy boşa gidecek, seçtiğim kişiyi yine görevden alacaklar' kaygısı nasıl aşılacak?" diye vurguladı.
 
'Soruşturma açılması bile kayyım atanması için yeterli'
 
"Halk her şeye rağmen sandığa gitti ve yerel temsilcilerini seçti diyelim. 674 sayılı KHK yerinde durduğu sürece, İçişleri Bakanının bir işaretiyle seçim sonuçlarının çöpe atılmasını nasıl önleyecekler? " diye soran Gültan, "Hatırlatalım. 674 sayılı KHK'nin 38'inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununa bir fıkra eklendi. 'Terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle' (KHK'daki tanımı böyle) görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının yerine, hükümetin bir memur atamasına olanak yaratıldı. Dikkatinizi çekerim, herhangi bir mahkeme kararına bile gerek yok, sadece soruşturma açılması görevden uzaklaştırma ve yerine kayyım atanması için yeterli" ifadelerini kullandı.
 
674 Sayılı KHK ve yerel seçimlerin geleceği
 
674 sayılı KHK ve belediyelere atanan kayyımlarla ilgili detaylı bilgi veren Gültan, "Yine aynı KHK ile atanan kayyuma, belediye meclislerini devre dışı yetkisi de verildi. 674 sayılı KHK'da. .... 'bu belediyelerde (kayyum atanan belediyelerde) belediye meclisi, başkan (yani kayyım), çağrısı olmadıkça toplanamaz... ' hükmü de yer alıyor. OHAL kalksa bile bu düzenlemenin değişmeyeceğini, 5393 Sayılı Belediye Kanuna bu fıkranın aynen işlendiğini de hatırlatmakta fayda var. Kısacası bu KHK iptal edilmediği sürece, yerel yönetim seçimlerinin hiçbir kıymeti yoktur. Yeni seçilen belediye başkanına 'terör' bahanesiyle bir soruşturma açmak, yargının bu kadar siyasallaştığı bir dönemde hiç de zor değil. Yıllar önce katıldığı bir basın açıklaması, bir sosyal medya paylaşımı vs. mutlaka uydurulacak bir suçlama bulunur" diye belirtti.
 
Kadir Topbaş'ın istifası
 
Bu noktada son güncel örnek olarak İBB ve Kadir Taopbaş'ı işaret eden Gültan, "İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yaşandı. Sanırım Kadir Topbaş 'FETÖ' şüphelisi olarak görevinden alınmaktan, tutuklanmaktan 674 Sayılı 'Kayyım Yasası'nın yarattığı garabet nedeniyle kurtuldu. Çünkü Kadir Topbaş'ın hakkında böyle bir soruşturma açılsaydı, görevden uzaklaştırılacak yerine de kayyım atanacaktı. Yasa gereğince İstanbul için bu rezaleti göze alamadılar. Herhalde istifa 'temiz iş' oldu" dedi.  
 
'Suskunluk CHP'yi de kurtarmaz'
 
Gültan son olarak, "Kadir Topbaş'ı geçen yıl Kolombiya'da yapılan UCLG (Dünya Konseyi Toplantısında) kayyumları savunan bir konuşma yapması bile kurtarmadı. Bugünkü suskunluk yarın CHP'yi de kurtarmaz" diye belirtti.