TMMOB’lu kadınlar: Sur halkı tüm zorluklara rağmen direniyor

  • 09:17 12 Ekim 2017
  • Güncel
Duygu Ciniviz
 
DİYARBAKIR - Sur’da yıkımı devam eden iki mahallede izlenimlerde bulunan TMMOB'lu kadınlar, “Sur’un sahip olduğu başka bir tarihi doku var. Burada tüm zorluklara rağmen direnen insanlar var” diyerek dayanışmayı yükseltme çağrısında bulundu.
 
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde ‘Acele kamulaştırma’ adı altında Alipaşa ve Lalebey Mahalleleri’nde alınan yıkım kararı devam ediyor. Yıkımın başladığı 23 Mayıs’tan bu yana mahallelere belirli aralıklarla elektrik ve su verilirken yurttaşlar tüm olumsuzluklara rağmen direnmeye devam ediyor. Sur’un Alipaşa ve Lalebey Mahalleri’nde devam eden yıkımı incelemek ve yurttaşlar ile dayanışma amacıyla Sur’a gidenTMMOB Genel Sekreter Yardımcısı Gülsüm Sönmez,  “Sur’un tarihsel dokusu hepimizi çok etkiledi. Dar sokaklar, geleneksel yaşam tarzı, avlular… Şimdi hepsi yıkıma karşı direnişte” diye konuştu.
 
‘Yapılanlar haksızlık’
 
SİT alanı ilan edilen alanlarda koruma planlarının olması gerektiğini belirten Gülsüm, normalde devletin koruma çerçevesi dahilinde ailelere destek sağlayarak tarihi yapıları yeniden kent yaşamına kazandırması gerektiğini belirtti. Buna karşın devletin, şuan Sur’da yaptığı tek şeyin ise halkı zorla yerinden etmek olduğunu belirten Gülsüm, “Devlet Sur’da ‘acele kamulaştırma’ kararı ile düşük fiyatlarla insanların ellerinden evlerini alıyor. Evlerini vermeyen aileler ise zorla çıkarılmış hatta içerisinde yurttaşlar varken evler yıkılmış. Bu uygulama Sur’da çok büyük bir haksızlık yaşanıyor” dedi.
 
‘Yaşanan bu zulmü onaylayamayız’
 
Sur’un Diyarbakır açısından tarihsel ve kültürel olarak sembolik anlamının da olduğunu ifade eden Gülsüm, Sur’un sergilediği tarihsel, kültürel mirasın yok edilmek istenmesinin çok büyük bir kayıp olduğunu aktardı. Gülsüm, yıkımın devam ettiği mahallelerin demir perdelerle kapatılmasının güvenlik kaygısı ile yapılmadığına dikkat çekerek, Sur’da ne tarz bir çalışmanın hayata geçirildiğinin gizleme çabası olduğunu belirtti.
 
Gülsüm son olarak, “Normal bir inşaat alanında dahi 2 metreyi bulan demir perdeler yapılırken Sur’da hangi amaçla böyle devasa bir demir perdeleme yapıldığını merak ediyorum. Bundan sonrası açısından devletin tavrına karşılık ailelerin mahkemelere yaptığı başvuru sonuçlarını bekliyoruz. Sur’a ulusal ve uluslararası anlamda destek verilmesi gerekiyor. Sivil toplum örgütlerinin bu alanda yaptığı incelemeleri kamuoyu ile paylaşması gerekiyor. Biz hepimiz halkların kardeşliğine inanan insanlarız, yaşanan bu zulmü onaylamamız mümkün değil” diye belirtti.
 
‘Burada özgürlük yok’
 
TMMOB Kadın Çalışma Grubu Başkanı Hanze Gökar ise Diyarbakır’a ilk defa geldiğini belirterek, sosyal medyada gördüklerinin, basından okuduklarının Sur’a gelince anlam kazandığını vurguladı. Hanze, hayata geçirilen yıkımın can yakıcılığını bire bir tanıklık edilerek hissedildiğine dikkat çekerek, ilk kez acının boyutunu hissettiğini söyledi. 
 
Heyet olarak Sur’da gerçekleşen ziyarette çok sayıda yurttaşla görüştüklerine değinen Hanze, “Bu ziyaretler esnasında yurttaşlarla konuştuk ve burada tüm bu zorluklara rağmen yaşam alanlarını terk etmeyip mücadele eden, yaz-kış elektriksizliğe çocuklarıyla direnen insanlar var. İnsanların yaşam alanlarını terk etmeye mecbur bırakılması özgürlüğün aslında olmadığı anlamına geliyor” vurgusunu yaptı.
 
‘İnsanlar zorla yerlerinden çıkarılmak isteniyor’
 
Sur’un etkileyici kültürel dokusuna da değinen Hanze, “Burada bir kültür var, bu kültürün oluşturduğu bir doku var, bu doku etrafında bir araya gelen insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler var… Ve bunların hepsi bir kepçenin ucunda olamaz diye düşünüyorum” dedi.
 
‘Burada bazı şeyler zorla yapılmak isteniyor’
 
Hanze, insanlığın kültürüyle, vicdanıyla var olduğuna dikkat çekerek, Sur’da devam eden yıkım karşısında herkesin insanlık meziyetlerini bir daha gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizdi.
 
Hanze son olarak, “İnsan susuz ne kadar yaşayabilir? Peki ya elektriksiz? Burada bazı şeyler zorla yapılmak isteniyor, insanlar zorla yerlerinden çıkartılıyor. Sur’un demir perdelerle çevrilmesinin bir güvenlik tedbiri olduğunu düşünmüyorum. Aksine zorla çıkarmayla doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.