Kadınların bereketli elleri kendi seralarının toprağında…

  • 09:18 13 Ekim 2017
  • Güncel

Filiz Zeyrek 

MERSİN- Kürdistan’ın bereketli topraklarından Mersin’e göç etmek zorunda kalan 6 kadın, kurdukları serada memleketlerine olan özlemle toprağı işliyor. Kadınlar, seracılığın tüm zorluklarına rağmen torağa sevgiyle dokunduklarını ve karşılığını misliyle aldıklarını belirtiyor.
 
Kimisi çocuğunu kimisi okulunu bırakmak zorunda kalan 6 kadını bir araya getiren kurdukları seraları. Çukurova'nın sıcak nemli ikliminde serada çalışan kadınlar, ekonomik kriz emeklerinin karşılığını almalarına engel olsa da bereketli ellerini topraktan çekmelerine gerekçe olmuyor. 
 
Mersin'in Akdeniz İlçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesine 15 yıl önce göç eden aynı aileden 6 kadın kurdukları serada sebze meyve üretimi yapıyor. Tarlada çalışan mevsimlik işçilerin emek sömürüsüne tanık olan kadınlar, kendi alternatif seralarında bereketli elleri ile toprağı işliyor. Toprak ile iç içe olmayı seven kadınlar, toprağa verdikleri sevginin karşılığında aldıkları ürünlerle mutlu olmayı başarıyor.     
 
'O toprakların verimini seramıza taşıyoruz'
 
Batman'ın Sason ilçesinden Mersin'e göç ettiklerini söyleyen 23 yaşındaki Belkıs Onat, daha önce ailecek tütün üretimi yaptıklarını belirtiyor. Maddi yetersizliklerden dolayı okulu bırakarak küçük yaştan itibaren tarlalarda çalıştığını kaydeden Belkıs, "Kürdistan'ın bereketli topraklarında çalıştım. Oralara çok bağlıydık ama yaşanan baskılar katliamlar bizi buraya göç ettirmek zorunda bıraktı. Kürdistan toprağında üretim yapmayı çok istedik ama olmadı. Biz de şimdi o toprakların verimini seramıza taşıyoruz. Tarımla uğraşmak bizim aile geleneğimizden geliyor" diyor. 
 
'Toprağa sevgimizi veriyoruz'
 
İşlerinin zorluğunu anlatan Mizgin Onat da şunları dile getiriyor: " Her gün saat 06.00' da uyanıyor buraya geliyoruz. Akşam saat 19.00'a kadar çalışıyoruz. Kendi işimiz olduğu için daha fazla zaman geçiriyoruz burada. İlk fide ekiminden hasat zamanına kadar, emek vererek çalışıyoruz. Vakit alan bir iş bizimkisi. Sabır istiyor… Toprağa sevgimizi veriyoruz, o da karşılığını bize misliyle veriyor."  
 
Tarım ilaçlarındaki fiyat yüksekliğinden de yakınan Mizgin, emek verdikleri ürünleri sebze hallerine çok cüzi bir miktara sattıklarını, tüketiciye ise çok fahiş bir fiyata ulaştığını sözlerine ekliyor. 
 
'Sera sıcaklığı iki katına çıkarıyor'
 
Filiz Onat ise iki çocuk sahibi olduğunu ve seraya geldiğinde onları evde bırakmak zorunda kaldığını söylüyor. İşini severek yaptığını kaydeden Filiz, bir kadın olarak kendi parasını kazanmanın rahatlığını yaşadığını ifade ediyor. Kadınların yok sayıldığı bir sistemde üretim yapmanın zorluğunu dile getiren Filiz, "Bu seralarda çalışmak bizi gerçekten zorluyor. Bilindiği gibi Çukurova çok sıcak bir iklime sahip ve biz o sıcağı ikiye katlayan naylon seralarının altında çalışıyoruz. Bazı günler boğulacak gibi oluyoruz" şeklinde konuşuyor. 
 
'Toprak ile iç içe olmak rahatlatıyor'
 
Kadınların çalışma yaşamında emeklerinin görülmediğini söyleyen Fatma Onat ise ülkede yaşanan ekonomik krizin kendi emeklerinin karşılığını almasına da engel olduğunu belirtiyor. Fatma tüm zorluklara rağmen toprak ile iç içe olmanın kendisini rahatlattığını ekliyor.