İHD Batman Şubesi: OHAL’in sürekli uzatılması açık bir Anayasa ihlali

  • 12:00 17 Ekim 2017
  • Güncel
BATMAN - İHD Batman Şubesi OHAL'in uzatılmasına ilişkin yaptığı açıklamada, " OHAL'in sürekli uzatılmasının en önemli sebebi iktidar partisinin iktidarını anti demokratik düzenlemelerle sürdürme çabasından başka bir şey değildir. Burada açık bir Anayasa ihlali vardır" dedi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Batman Şubesi, OHAL’in yeniden uzatılmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL'in 6'ıncı kez uzatılmasının OHAL sürecinde Türkiye'nin anayasal ve yasal rejiminin değiştiğine dikkat çekilerek, OHAL'in uzatılmaması gerektiğini ve derhal sona ermesi gerektiğini vurgulandı.
 
'OHAL kalıcı hale getirilmiş'
 
Açıklamada şimdiye kadar 5 kez OHAL’in uzatılıdğını kaydederek, bu süre zarfında 667 ile başlayan ve 694 ile sona eren 28 KHK yayınlandığı belirtildi. Açıklamanın devamında şöyle denildi: “OHAL'in Anayasaya uygun olarak ilan edilmemesi ve çıkarılan KHK'ların TBMM onayına sunulmamasının yanı sıra bu KHK'larla bugüne değin 306 kez 300 civarında kanunda kalıcı değişiklikler yapılarak yasal sistem tamamen değiştirilmiş, OHAL rejimi kalıcı hale getirilmiştir. OHAL koşulları altında siyasal iktidarın her türlü anti demokratik davranışı sonucu 16 Nisan 2017'de kanuna aykırı YSK kararı ile kabul edildiği belirtilen Anayasa değişiklikleri ile Türkiye'nin anayasal rejimi değişmiş, tek kişi yönetimine dayalı Türk tipi başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı hükümet modeline geçilmiştir. Bu modelin geçiş aşamasında partili cumhurbaşkanı hızla icraatlarına başlamış, Türkiye OHAL koşullarında parti devletine dönüştürülmüştür.”
 
 225 bin tutuklu ve hükümlü
 
OHAL süresince yaşanan hak ihlallerinden birinin de cezaevleri olduğuna yer verilen açıklamada, “Türkiye cezaevlerinden 225 bin civarında tutuklu ve hükümlü mahpus bulunmaktadır. Kapasitenin 180 binlerde olduğu göz önüne alındığında bu kadar çok kişinin hapishanelerde tutulması Türkiye'deki sistemin ne kadar antidemokratik ve baskıcı olduğunu göstermektedir. Hapishanelerde başta tecrit olmak üzere işkence ve kötü muamele ile ilgili yoğun şikâyetler gelmektedir. Hapishaneleri denetlemekle görevli kuruluşlar bu görevini yapmamakta ve böylece her türlü hak ihlalinin yaşanmasına katkı sunmaktadırlar" denildi.  
 
Açıklamada, OHAL koşullarında hak ihlallerine dair tespit edilen durumlar şöyle sıralandı.
 
“*23 Temmuz 2016'da yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile gözaltı süresi 30 güne çıkarılmış, 27 Temmuz'da yürürlüğe giren 668 sayılı KHK ile gözaltının ilk 5 gününe avukat ile görüş yasağı getirilmiştir. Bu uygulama 6 ay boyunca kesintisiz uygulanmıştır. 23 Ocak 2017'de yürürlüğe giren 682 sayılı KHK ile gözaltı süresi 30 günden 14 güne indirilmiş, gözaltında avukat görüş yasağı ilk 1 güne indirilmiştir. Bu koşullarda Adalet Bakanlığı'nın sözlü olarak açıkladığı ve Temmuz 2017 tarihi itibari ile 169 bin 013 kişi hakkında adli işlem yapılarak gözaltına alındığı, bunlardan 50 bin 510'unun tutuklandığı, 43 bin 489'unun adli kontrol ile serbest bırakıldığı, diğerlerinin gözaltı süresi içerisinde işlem yapılmayarak serbest kaldığı, bunun dışında 8 bin 87 kişinin kaçak durumunda olduğu anlaşılmaktadır.
 
*OHAL süresince halen cezaevlerinde HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere 11 milletvekilinin tutuklu olduğu, bu süre içerisinde Fiğen Yüksekdağ ile birlikte toplam 5 milletvekilinin vekillerinin düşürüldüğü bir süreç yaşandı.
 
*OHAL KHK'ları ile 94 belediyeye el koyulduğu, bunlardan 89'unun Demokratik Bölgeler Partisi'ne mensup belediyeler olduğu, el konulan belediyelerde görev yapan seçilmiş 74 belediye eş başkanının tutuklandığı, 28 HDP il eş başkanı ile 89 ilçe eş başkanının tutuklandığı, 780 HDP il ve ilçe yöneticisinin tutuklandığı bir süreç yaşanmıştır. Bu süreç devam etmektedir.
 
*OHAL süresince Anayasaya çok açıkça aykırı olan ve maalesef Anayasa Mahkemesi'nin tamamen devre dışı bırakıldığı/kaldığı bir ortamda çıkarılan KHK'larla 113 bin 440 kamu görevlisinin kamu görevinden çıkarıldığı, bunlardan bin 852'sinin göreve iade edildiği bir süreç yaşanmıştır. Kapatılan özel kuruluşlarda görev yapan ve çoğunluğu öğretmen olan 22 bin 474 kişinin çalışma izinleri iptal edilmiş olup bunlardan sadece 614'ünün izni iade edilmiştir.
 
*OHAL süresince HSK kararı ile 4 bin 240 hâkim ve savcı ihraç edilmiş olup bunlardan sadece 166'sı iade edilmiştir.
 
*Kapatılan özel sağlık kuruluşu 48 olup, bunlardan 2'si geri açılmıştır.
 
*Kapatılan özel eğitim/öğretim kurumları (okul, kurs, pansiyon, yurt gibi) 2 bin 25'tir. 15 özel üniversite kapatılmış, 19 sendika ve konfederasyonun faaliyetlerine son verilmiştir.
 
*Bu süre içerisinde devlet tarafından el konularak kayyum atanan şirket sayısı 969 olup bunların ekonomik büyüklüğünün 41 milyar Türk lirası civarında olduğu, buralarda çalışan işçi sayısının 47 bin civarında olduğu bilgisi paylaşılmıştır.
 
*OHAL süresince en büyük zarar ifade özgürlüğüne ve dolayısıyla basın özgürlüğüne verilmiştir. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere kapatılan basın yayın kuruluşu 185 olup sadece 23'ünün açılmasına izin verilmiştir.
 
*OHAL süresince çok sayıda gazeteci tutuklanmıştır. Halen 174 gazeteci tutukludur. 2016 yılında sarı basın kartı iptal edilen gazeteci sayısı 889 dur.
 
*OHAL süresince bin 412 dernek ve 139 vakıf kapatılmıştır. Bu dernek ve vakıflardan birçoğu Fettullah Gülen örgütü ile bağlantılı olduğu ileri sürülmüş olup, geri kalanların ise somut herhangi bir nedene dayanmadan başka yasa dışı örgütlerle bağlantılı olduğu belirtilip kapatıldıkları ifade edilmiştir.
 
*OHAL koşullarında ifade özgürlüğü ihlalleri tavan yapmıştır, Adalet Bakanlığı resmi istatistiklerine göre 2016 yılında Cumhurbaşkanına hakaretten yani TCK 299. Maddeden dolayı 4 bin 187 kişiye dava açılmıştır. Türklüğe hakareti düzenleyen TCK 301. Maddeden ise 482 dava açılmıştır. Bununla birlikte yasadışı örgüt propagandası yapmaktan dolayı 2016 yılında 17 bin 322 kişiye dava açılmıştır.”