‘Yıkım kararı, sürgün politikalarını sürekli hale getirme çabasıdır’
- 09:09 25 Ekim 2017
- Güncel
Duygu Ciniviz
DİYARBAKIR - Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Büşra Cizrelioğulları, AKP iktidarının Sur’un ardından Fiskaya’ya bağlı Dicle ve Feritköşk Mahalleri için aldığı Afet Riskli Alan kararına ilişkin, “Bölgede devam eden yıkım, sürgün ve dönüşüm politikalarını sürekli hale getirme çabası içerisindeler” dedi.
Öz yönetim direnişlerinin ardından hezimete uğrayan iktidar Diyarbakır’ın Sur ilçesinde direnişi bahane ederek 6 mahalleyi tamamen yıkarken, yasağın olmadı Alipaşa ve LalebeyMahalleleri’nde de 2. Etap yıkım çalışmalarına başladı. Yurttaşlar evlerini bırakmamakta kararlıyken, devlet zor kullanarak evleri boşaltıyor. Yenişehir’e bağlı Fiskaya semti de son alınan kararla Afet Riskli Alan ilan edilerek yıkıma maruz bırakılmak isteniyor. Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Büşra Cizrelioğulları, siyasi iktidarın bölgedeki yıkımları meşrulaştırmak için afet riskini gerekçe göstererek tüm kentleri bir rant aktarım alanı haline dönüştürmeye çalıştığına dikkat çekti.
‘Kolektif yaşamın hiçe sayıldığını gördük’
Afet riskli alan ilan ettikten sonra neredeyse tüm kentlerde akabinde acele kamulaştırma ve kentsel dönüşüm ve yıkımın boyutlarının genişletildiğini kaydeden Büşra, tarihi Sur’un ve çevresinin de devlet eliyle sermayedarlar arasında parsellendiğini gördüklerini belirtti. Büşra, “Alipaşa’da yıkıma karşı evlerini savunan insanlar karşı insanlık dışı uygulamalara maruz bırakıldılar. İktidarın bölgede uygulamaya koyduğu yıkım politikası ile tarihin, insanın, toplumsal değerlerin ve kolektif yaşamın hiçbir kıymetinin kalmadığını gördük” diye konuştu.
‘Yıkıma karşı panel ve çalıştay hazırlığındayız’
Büşra, savaş ve rant odaklı yürütülen politikaların hem mahalle halkını hem de kentin genelini endişelendirdiğinin altını çizerek, sokaklarını, evlerini, anılarını savunmak ve korumak isteyen mahalle halkı ile dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Sur’un Yıkımına Hayır Platformu’nun 6 aydır dayanışma çabalarının yıkımı durdurmanın çok ötesinde bir anlam taşıdığını kaydeden Büşra, doğaya, topluma ve insana saygıyı temel ilke olarak kabul eden platformun yıkımın karşısında ortak mücadele hattının örgütlenmesine büyük bir anlam biçtiğini söyledi. Büşra, “Ulusal ve uluslararası alanda diplomasi, hukuk, teknik ve örgütlenme alanlarında çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca Sur’la ilgili Kent içinde mücadele eden tüm bileşenleri bir araya getirecek ve Sur’a devam eden yıkıma güçlü bir ses olacak bir Panel ve Çalıştay hazırlığı içindeyiz” dedi.
‘Hukuki süreçler neticelenmiyor’
Suriçinde yürütülen çok boyutlu yıkıma karar veren siyasi merciler ve yetkililer tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduklarını vurgulayan Büşra, “ Bu sürecinin yurttaşlar üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi görmek ve hissetmek gerektiğini bugüne kadar yaptığımız tüm açıklamalarda defalarca dile getirdik. Fakat yetkililer halkın çığlığına kör ve sağır bir şekilde pervasızca uygulamalarını devam ettirdiler. Sur’un geleneksel dokusunu ve sosyal yaşantısını dönüştürmeye yönelik bakanlıkça alınan kararlara ve yapılan planlara hem itiraz ettik hem de dava süreçlerini başlattık. Aynı zamanda mahallelerde devam eden, insanlık dışı uygulamalarla yürütülen yıkımdan sorumlu kişiler hakkında da kamu davası açılması talebiyle nöbetçi savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Bu anlamda hukuki süreçlerde henüz neticelenmiş bir durum yok” ifadelerine yer verdi.
‘UNESCO’ya acil çağrıda bulunduk’
Büşra, devam eden yıkımı uluslararası sahaya taşımak için hem platformun hem de kentte bulunan birçok sivil toplum kuruluşunun UNESCO’ya mektup ve yazışmaları olduğunu ifade etti. Alipaşa ve Lalebey mahallelerindeki tarihsel ve kültürel dokunun korunması ve yıkımın acil bir şekilde durdurulması için UNESCO’ya harekete geçme çağrısını yaptıklarını belirten Büşra, UNESCO’dan tarafsız bir heyetin acilen Sur’a gönderilmesini istediklerini dile getirdi.
‘Daha fazla ses çıkarmalıyız’
Büşra, “Sur halkının yaşadığı bu zorlu ve zahmetli süreçten herkes sorumluluk duymalı ve yıkıma hayır demeli. Yıkımda sorumluluğu olan yetkilileri Sur halkını dinlemeye ve kadim Sur kentine saygıya duymaya çağırıyoruz. Yine Feritköşk ve Dicle Mahallelerinde alınan riskli alan kararı sonrası da Alipaşa’ya benzer bir sürecin yaşanacağını ön görüyoruz. Bu karara ilişkin dava sürecini başlatmaya yönelik girişimlerimiz oldu fakat OHAL kapsamında itiraz ve dava süresinin düşürüldüğünü öğrendik. Bu nedenle dava dosyasını sunamadık. Sur ve Fiskaya için tüm duyarlı kamuoyunu daha fazla ses çıkarmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.







