Erkek egemen sistemin fuhuşa zorladığı A., kadınlardan dayanışma bekliyor
- 09:59 27 Ekim 2017
- Güncel
VAN - Erkek egemen sistem tarafından şiddet sarmalına maruz bırakılan A. kendisine fuhuştan başka seçenek sunmayan sistemi kadın dayanışmasıyla yıkıyor. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından verilen fonun ise bir erkeğe karşı özsavunma yaptığı için kesildiğini belirten A., yeniden fuhuş yapmak istemiyor.
Kadın katliamlarının cezasızlık politikalarıyla ödüllendirildiği, kadına yönelik her türlü şiddetin sistem tarafından sırtının sıvazlandığı ve yasaların mağduru değil faili koruduğu Türkiye’de kadınların yaşam alanları her geçen gün yok ediliyor. A.’nın yaşamı da erkek egemen sistemin, şiddet sarmalı içerisinde fiilen yok etmek istediği bir yaşam...
Eşi tarafından sistematik şiddete maruz bırakılan A.'ya eski eşi tarafından çocukları gösterilmiyor. Çocuklarını göremeyen A.’nın onları yanına almak için başvurduğu bütün kapılar ise yüzüne kapanıyor. Aynı şehirde yaşadığı eski eşinin şiddetine yeninden maruz bırakılma korkusu yaşayan A., çareyi Van’a gelmekte buluyor.
Van’da garsonluk gibi çeşitli işler yapan A., kentte yeniden maruz bırakıldığı erkek şiddetini ise şöyle anlatıyor:
‘Ağzımı kapattıkları için sesim çıkmadı’
“Ben Van’da yabancı olduğum için çalıştığım kafeye gelen bir kadınla arkadaş oldum. Daha sonra birgün kendisini otogara bırakmamı istedi. Kadını otobüse bindirdikten hemen sonra eve dönmek için taksiye bindim. Bindiğim gibi arkadan iki erkek saldırdı. Biri ağzımı kapattı diğeri ise çantamı ve telefonumu aldı. Cüzdanım her şeyim çantamdaydı. Boynumu sert bir şekilde arka tarafa doğru çeken erkek canımı çok yaktı. Bağırmaya çalıştım. Ama ağzımı kapattıkları için sesim çıkmadı.”
Öldürmekle tehdit etmişler!
Taksinin içinde üç erkek olduğunu belirten A. kendisine sürekli şiddet uygulayarak darp ettiklerini anlattı. A. devamında yaşadıklarını şöyle dile getirdi: “Çarşıdan uzağa gittik. Ama Van’ı çok bilmediğim için tam olarak nereye götürüldüğümü hatırlamıyordum. Daha sonra araba durdu. Beni darp ederek indirdiler. Etrafıma baktım, uzun bir yol vardı. Büyük bir çöplük… Çok sonradan öğrendim ki beni şehir dışındaki Özalp yolu üzerinde bulunan ve şehrin çöpünün döküldüğü alana götürmüşlerdi. Orada bulunan başka erkekler de vardı. Kaç kişi olduklarını tam hatırlamıyordum. Ama erkek sayısı sekizi bulmuştu. Bağırmaya çalıştığımda erkeklerden biri elindeki bıçağı göstererek beni öldüreceğini ve yüzümü çizeceğini söylüyordu.”
Kaçırılarak cinsel şiddete maruz bırakılan A., üzerinden yıllar geçmesine rağmen tecavüzün travmalarını hala yaşadığını belirtti. Erkekler tarafından fiziki ve cinsel işkenceye maruz bırakılan A., “ Beni bir mahalleye atarak kaçtılar. Kan kaybım vardı. Bütün vücudum aldığım darbelerden dolayı morarmıştı. Hiç kimse mahallede yaşamıyordu sanki bütün ışıklar sönüktü. Önümü görmekte çok zorlanıyordum. Saatler sonra açık bir fırın gördüm. Kendimi fırına atarak yardım istedim. Daha sonra baygınlık geçirmişim” dedi.
‘Daha sonrada suç duyurusunda bulundum’
Gözünü bir hastanede açtığını söyleyen A. etrafında polislerin olduğu söyledi. Doktorun tedavisinden sonra polis ifadesine girdiğini belirten A. kendisini cinsel şiddete maruz bırakan kişiler hakkında şikâyette bulunduğunu kaydetti. Erkeklerin eşkâlini belirlerken polis tarafından ‘teste’ tabi tutulduğunu ifade eden A., “ Bana tecavüz eden sekiz kişinin arasına polis iki kişi daha yerleştirdi. Sağlıklı düşünüp düşünmediğimi test etmek için… Ben sekiz kişiyi de tanıdım. Ama polis tarafından konulan iki kişiyi tanımadığımı belirterek daha önce hiç görmediğimi ifade ettim. Polis sağlıklı düşündüğümü fark edince bana inandı. Daha sonrada suç duyurusunda bulundum” diye ifade etti.
Faillerin ailelerinden tehdit
Suç duyurusunda bulunduktan sonra sekiz erkeğin gözaltına alınarak tutuklandığını söyleyen A. bu kez de tutuklanan erkeklerin aileleri tarafından tehditlere maruz bırakılıyor. A., ailelerin tehdit sürecini de şöyle anlattı: “Meğerse bunlar akrabaymış ve aileleri Özalp’ın bilinen bir aşiretindenmiş. Aileler tarafından sürekli tehdit edildim. Hatta bir erkeğin babası beni araştırmış. Çocuklarım olduğunu öğrendikten sonra beni çocuklarımla tehdit etmeye başladı. Bana ‘eğer şikayetini geri çekmezsen çocuklarını öldürürüm’ dedi. Bende korktum. Çünkü yalnızdım ve burada kimsem yoktu. Ailem ise boşandığım için beni ret etmişti. İfademi geri çektirdiler ve serbest kaldılar. ”
Fuhuş ‘seçenek’ gibi sunuluyor
Erkek egemen sistem A.’nın tecavüzden sonra ‘normal’ bir yaşam süremeyeceği düşüncesine kapılmasına sebep oluyor. Çevresindekiler tarafından ‘fuhuş’ bir seçenek gibi sunulan A., “Başka seçeneğim olmadığı için bir süre fuhuş yapmaya mecbur bırakıldım” dedi. A. tecavüz sonucu dünyaya getirdiği çocuğunu ise evlatlık veriyor.
Kadın dayanışmasıyla yeni bir yaşam
A.’nın fuhuş yaptığı dönemde iki çocuğu daha dünyaya geliyor. Kendisini fuhuşa sürükleyen sistemden bir çıkış yolu arayan A., KHK ile kapatılmadan evvel Van Kadın Derneği’ne başvuruyor. Dernekteki kadınların kendisine dayanışma eli uzatması ile hayatının değiştiğini ifade eden A., fuhuş yapmayı bırakıyor. Dernek sayesinde Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne çocuklarına fon bağlanması için başvuruyor.
Özsavunma yaptığı için aldığı fon kesildi!
Bu kez başka kadınların herhangi bir erkek şiddetine maruz bırakılmasına göz yummayan A., komşusunun kızına sözlü tacizde bulunan erkeğe özsavunma yaptığı için hakkında soruşturma açılıyor.
A.soruştuma ve para cezasının ardından yaşadığı zorlukları ise şöyle anlattı:
“Komşumun kızına sözlü tacizde bulunan erkeği dövmemin ardından tacizcinin arabasında da maddi hasar oluşmuş. Bedeli ise 300 TL idi. Bana ödeyeceğimi söylediler. Bende ‘maddi durumum yok’ dedim. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonrada bu para faize binerek 6 bin TL halinde bana geldi. Geçtiğimiz aylarda para cezasından kaynaklı iki çocuğumla beraber cezaevine gönderildim. Bunu duyan kadın aktivistler kendi aralarında para toplayarak bin lirayı ödediler. Geriye kalan para ödenmediği için bana müdürlük tarafından verilen para kesildi. Ben kirada iki çocuğumla birlikte kalıyorum. Bu çocuklara nasıl bakarım? Bana sığınma evine git deniliyor. Ben sığınma evinde kalmak istemiyorum. Çocuklarıma kendim bakmak istiyorum. Bana ve çocuklarıma sahip çıkılsın istiyorum.“
Duyarlılık çağrısında bulunuyor!
Kapatılan VAKAD aktivisti Songül Özünver ise artık bir dernekleri olmadığını ve yaptıkları yardımların çok kısıtlı kaldığını belirterek, “ Ben dernek kapatılmadan kısa bir süre önce tanıdım A.’yı ve tanıdığım süre boyunca da kadın aktivistlerle birlikte yardım ettik. Fakat şu aşamada toplayacağımız yardım yetersiz kalır. Yetkililere sesleniyorum: A.’nın parası neden kesildi? Bir kadın bu kadar mağdurken, bir daha mağdur ediliyor. Mağdur kadınlara fuhuş yapmaktan başka seçenek sunulmuyor. Acilen A.’ya ve çocuklarına yardım elinin uzatılması gerek” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.







