Cumartesi Anneleri: Ali Rıza amcaya Elif anneye sözümüz var
- 13:21 28 Ekim 2017
- Güncel
İSTANBUL- Galatasaray Meydanı'nda 657'inci kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen Dursun Tekin'n faillerinin cezasızlıklar ödüllendirildiğine dikkat çekti. 26 yıldır oğlu Hüseyin Toraman'ı arayan Cumartesi İnsanları'ndan Ali Rıza Toraman'ın 3 gün önce hayatını kaybettiği bilgisinin paylaşıldığı eylemde, Cumartesi Anneleri, "Ali Rıza amcaya, Elif anneye sözümüz var, onların sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.
Cumartesi Anneleri, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı ve kırmızı karanfilleri ile 657'inci kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaptı. Eylemde bu hafta,22 yıl önce gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Dursun Tekin'in davasındaki cezasızlık durumuna dikkat çekilirken, 26 önce kaybedilen oğlu Hüseyin Toraman'ın akıbeti için Cumartesi Meydanı'ndaki eylemlere katılan babası Ali Rıza Toraman'ı 3 gün önce yaşamını kaybetmesine vurgu yapıldı.
HDP İstanbul Milletvekilleri Hüda Kaya ve Pervin Buldan'ın da katıldığı eylemde ilk olarak konuşan Cumartesi Annesi Hanım Tosun, yıllardır Cumartesi Meydanı'nda çocuklarının akıbetini soran aileler olarak eylem yaptıklarını belirterek, bu ailelerden bazılarının yaşamlarını kaybettiğini söyledi. Evladının akıbetini ararken yaşamını kaybedenlerden birinin de Ali Rıza Toraman olduğunu söyleyen Hanım, "Onların mücadele yükü şimdi bizim omuzlarımızda. Ali Rıza Amca'ya, Elif Anne'ye sözümüz var, onların sesi olmaya devam edeceğiz. Onların bıraktığı yükü omuzlarımızda taşıyoruz, failler yargılanana kadar mücadeleye devam edeceğiz" dedi. Hüseyin'in durumunu annesi Elif Anne'nin tüm dünyaya duyurduğunu söyleyen Hanım, "Bu ülkeyi yönetenler ne acıdan ne yasadan ne hukuktan anlamıyorlar. Bir beş dakika bizi kendi yerlerine koysunlar. Hiçbir zaman bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Elif Anne'ye Ali Rıza Amca'ya sözümüz var" diye konuştu.
Hüda: Seslerini sürdüreceğiz
Eylemde konuşan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya da, acıların her geçen gün derinleştiğini ifade ederek, Cumartesi Anneleri'nin bir avuç toprak için mücadele ettiklerini hatırlattı. Burada mücadele ederken yaşamını kaybedenlerin anılarını sahiplendiklerini söyleyen Hüda, "Onların mücadele sesini sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Eylemde haftanın basın açıklamasını Cumartesi İnsanları'ndan Leyla Kaya okudu. Sosyalist kimliğiyle bilinen 21 yaşındaki Düzgün Tekin'e dair bilgileri paylaşan Leyla, Düzgün'ün, sendikal mücadelenin içerisinde olduğunu belirtti. Düzgün'ün ailesine bir haftadır polis tarafından takip edildiğini söyleyerek, kendisini takip eden araçlardan birinin plakasının 34 F 6676 olduğunu kağıda yazarak eve bıraktığını belirten Leyla, "Düzgün Tekin 21 Ekim 1995 tarihinde, İstanbul Güneşli Evren Mahallesi’ndeki akrabasının evinden Bayrampaşa’daki işyerine gitmek için çıktı. Bir daha kendisinden haber alınamadı. O günden sonra evin önünde bekleyen otomobil de bir daha gelmedi" diye konuştu.
Olaydan 18 ay kadar sonra, JİTEM’le bağlantılı itirafçı Kasım Açık'ın Düzgün Tekin ile ilgili açıklamalarda bulunduğunu hatırlatan Leyla, "Basına da yansıyan itiraflarda Açık, Düzgün Tekin’in kendisinin de içinde bulunduğu itirafçılar, polis memurları ve askerlerden oluşan JİTEM birimi tarafından sorgulanarak öldürüldüğünü söyledi. Düzgün Tekin’in bedeninin de Edirne yakınlarındaki askeri alan içinde bulunan Çadırkent çöplüğüne gömdüklerini anlattı. Düzgün’ün eşgal bilgilerini ve üzerindeki giysilerini tarif eden Kasım Açık, olay yeri ile ilgili bir kroki de çizdi. Bu gelişme üzerine 27 Mayıs 1997 tarihinde arama faaliyetinde bulunmak için Düzgün’ün ailesi, arkadaşları ve insan hakları savunucuları Çadırkent’e gitti. Ailenin ve avukatların tüm ısrarlı taleplerine rağmen yetkililer göstermelik bir arama çalışması yaptı ve sonuç alınamadı" dedi.
Düzgün Tekin dosyasında, faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiğini söyleyen Leyla son olarak şu ifadeleri kullandı: "Çadırkent’teki çöplükte elleriyle oğlunun kemiklerini bulmaya çalışan baba Veli Tekin, oğluna kavuşamadan aramızdan ayrıldı. Annesi Elif Tekin hala oğluna kavuşmayı bekliyor. Onun 'dağlar, taşlar, kuşlar bana yön verin, ben oğluma kavuşayım' haykırışını unutmayacağız."







