İhraçlara karşı direnişin belgeseli: Bir Şehrin KHK'sı

  • 09:30 30 Ekim 2017
  • Güncel

Melike Aydın

DERSİM- KHK'larla ihraç edildikten sonra kendi alternatiflerini oluşturan kamu emekçilerini konu alan 'Bir Şehrin KHK'sı' adlı belgeseli çeken Meral Uç, ihraçlar sonrasında oluşturulmak istenilen psikolojiye karşı direnişin de var olduğunu göstermeyi amaçladığını belirtti. 
 
Dersim'de geçen yıl çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname(KHK) ile ihraç edilen ve buna karşı alternatif çözümler üreten 6 kamu emekçisini anlatan "Bir Şehrin KHK'sı" isimli amatör belgesel sistemin yarattığı çöküntüye karşı direnişi yansıtıyor. Eski Eğitim-Sen Dersim Sekreteri Meral Uç, 23 dakikalık belgeselin çekiminde Diyarbakır'daki arkadaşları ile dayanışarak ilk defa kamerayla çalıştı. Meral, belgeseli ihraçlar sonrasında kamu çalışanlarının neler yaşadığını belgelemek amacıyla çektiğini söyledi. 
 
'İhraçlara karşı direnenleri çekmek istedik'
 
İhraçların yarattığı sorunlara rağmen insanların kendi içlerindeki potansiyelleri görmesi açısından da güzel sonuçlar ortaya çıkardığını söyleyen Meral, belgeselin çekim aşamasını şöyle anlattı: "Özellikle Dersim'de yaşamak için kendi imkanlarını zorlayan arkadaşları çekmek istedik. Çünkü bir çok arkadaşımız ihraç edildikten sonra imkanları olmadığı için Dersim'den gitmek zorunda kaldı. İhraç edilmelerine rağmen kendi alternatiflerini yaratan arkadaşları arayıp bulduk. Zaten ihraçların amacı kişileri yerinden etmekti. Biz de bu anlayışa karşı direnen insanları çekmek istedik."
 
'Toplumsal rollerden ötürü kadınlar alternatifsiz kaldı'
 
Belgeseli hiçbir ekipman ve profesyonel yardım olmadan 10 gün içinde çektiklerini belirten Meral, bu belgeselle ihraçlar sonrasında intiharlara sürüklenecek kadar zor günler yaşayan insanlara güç vermek istediğini sözlerine ekledi. 
Meral, ihraç edilen kadınların erkeklere göre alternatif yaratmakta zorlandığını kaydederek, bunda toplumun kadına biçtiği rollerin etkisi olduğunun altını çizdi. Meral "Kadın ve erkek arkadaşlar ardında ciddi bir psikolojik farklılık olduğunu düşünüyorum. Birincisi kadınlar çoğunlukla ekonomik olarak kendilerine alternatifler yaratmış değiller. Bir şekilde döneceklerini düşündükleri için bekleyiş halindeler. O süreci de daha çok çocuklarına bakarak veya aile içindeki işlerle uğraşarak geçiriyorlar. Birbirleriyle alttan bir dayanışmaları var elbette. Fakat toplum adına bir şeyler için çabalamak erkekler için daha geçerli çünkü erkekler bir şekilde para kazanmak zorunda olduğunu hissediyor. Kadın arkadaşlarda ise memurluğa geri döneceği beklentisi var" dedi. 
 
'İnsanlar adalete olan inançlarını yitirdi' 
 
Bunun yanı sıra ihraç edilen bir kadın arkadaşlarının dağlık alanda arıcılık yaparak doğal ürünlerden geçimini sağladığını söyleyen Meral, toplumsal rolleri parçalayan kadınların da var olduğunu vurguladı. OHAL sürecinde Dersim'in İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerle kıyaslanamayacak kadar baskı altında olduğunu ve her türlü sivil toplum faaliyetinin engel ile karşılaştığına dikkat çeken Meral, şu ifadelerde bulundu: "İşçisi, çiftçisi, memuru herkes kendini ifade edememekten şikayetçi. Herkes adaletsizlik sıkıntısı yaşıyor, 'bu kadar baskı ne doğuracak' diye soruyor. Bir ülkede adalet yoksa insanlar adalete olan inancını yitirir. Bu belgeseli yapmaktaki amacım zaten insanlara alternatifsiz olunmadığını göstermekti."