Direniş 27 yıl sonra güncellenen komployu kırdı

  • 09:03 15 Şubat 2026
  • Güncel
Öznur Değer
 
HABER MERKEZİ - Uluslararası güçlerin 4 kıtayla dahil olduğu Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo, 27 yıl sonra başladığı Suriye’de güncellendi. 27 yıl sonra, ulus-devlet modeline karşı demokratik ulus paradigmasının hayat bulduğu Suriye-Rojava’da yeniden oynanan komplo, ulusal birlik ruhuyla kırıldı.  
 
“Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin mimarı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim 1998’de başlatılan ve 15 Şubat 1999’da İmralı Ada Hapishanesinde esir alınışıyla somutluk kazanan uluslararası komplo, 27’nci yılında başladığı Suriye’de tekerrür etmek istendi. Avrupa, Afrika, Asya ve Amerika olmak üzere 4 kıtadan ABD, İsrail, Rusya, İtalya, Irak, Suriye, Kenya, Yunanistan ve Türkiye dahil çok sayıda ülkenin dahil olduğu ve bu nedenle “uluslararası komplo” olarak bilinen bu süreçte, asıl amaçlanan Ortadoğu’da Kürtsüz bir yeni dünya düzeni inşa etmekti. 
 
Ulus-devlet mi demokratik ulus mu? 
 
Ulus-devlet politikasıyla adeta çit çekilen Ortadoğu’da ulus-devletsiz demokratik modellere yönelik müdahalelerin 21’inci yüzyılda da devam etmesi sonucu, kuşkusuz ilk hedef alınan model Ortadoğu’da ilk demokratik adım olarak beliren Demokratik Ulus paradigması oldu. “Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü” Toplum paradigması olarak bilinen ve Abdullah Öcalan’ın tecrit altında tutulduğu İmralı Adası’nda geliştirdiği bu model, Ortadoğu başta olmak üzere dünyaya umut aşılarken, 9 Ekim-15 Şubat komplosunun, demokratik ulusa karşı ulus-devlet paradigmasında ısrar eden hegemonik güçler tarafından 6 Ocak’ta tekerrür etmek istendiğine tanıklık ettik. Ortadoğu haritasının Suriye üzerinden yeniden dizayn edilmesini amaçlayan 5 Ocak Paris görüşmesi sonrası masada alınan kararla, 6 Ocak’ta Suriye’de Kürtlerin yaşadığı mahalle olan Şêxmeqsûd ile Eşrefiyê mahallelerine HTŞ tarafından saldırı düzenlenmesi, açık bir şekilde uluslararası komplonun devamı olarak okundu. ABD, İsrail, Fransa, Suriye ve Türkiye’nin de dahiliyetini içeren bu plan, dengeleri değiştirecek ve Kürtlerin uluslararası arenada resmi statü kazanmasını engelleyecek kapsamlı bir hamle içeriyordu. Tıpkı 9 Ekim 1998’de başlatılan komplo gibi, Kürtlerin kimliksiz kalışındaki ısrarı dayatan bu tablo, tarihsel öngörü ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Rojava kırmızı çizgimdir” müdahalesiyle sonuçsuz kaldı.
 
ABD’den dünya ülkelerine tehdit 
 
9 Ekim komplosunu başlatan iki temel aktör olan ABD-İsrail, Ortadoğu başta olmak üzere tüm devletlere baskı uygulayarak komploya alet etmiş ve Abdullah Öcalan’ı -ve onun şahsında temsil edilen tüm değerleri ve halkını- yurtsuz bırakmayı amaçlamıştı. Bu şekilde “barınacak” yer bırakılmayan Abdullah Öcalan teslim olacak ve örgütü de tasfiye olacaktı. Ortadoğu’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’ya kadar dört kıtadan sayısız ülkeyi kapsayan bu komplo sürecinde ABD tüm devletleri tehdit ederek mutlak suretle Abdullah Öcalan’ı kabul etmemeleri ve ülkeye almamaları yönünde sıkı sıkıya tembihlemişti. Bunun sonucunda Suriye başta olmak üzere birçok ülke ABD baskılarına boyun eğmek zorunda kalmış ve komplonun bir parçası haline gelmişti. 
 
Komplo neden Suriye’de başladı ve Suriye’de tamamlanmak istendi?
 
Peki komplo neden Suriye’de başladı ve Suriye’de tamamlanmak istendi? Suriye, Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus paradigmasına en çok emek verdiği, sayısız devrimcinin yetiştiği, halkın en iyi örgütlendiği ve örgütlülüğün geliştiği bir alandı. Aynı zamanda Rojava, dört parçaya bölünen Kürdistan’ın en küçük parçasıydı. Bu nedenle Kürtlerin “delalî” parçası olarak kaldı. Demokratik ulus paradigmasının çıkış yaptığı yer Türkiye ve Bakur Kürdistanı olsa da hayat bulduğu esas yer Rojava idi. Suriye de en az Türkiye kadar kozmopolit, farklı halk, kültür, inanç, dil ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim topraklardandı. Hem tarih hem de kültürlerin ülkesi. İşte tüm bu denklemler uluslararası müdahaleyi kaçınılmaz kılan gerçeklerin yalnızca bir kısmı.  
 
Demokratik ulus Rojava’da hayat buldu 
 
Abdullah Öcalan, uzun yıllar kaldığı Suriye-Rojava’da sesini dünyaya duyurabilmiş ve 90’lı yıllarda gerek Türkiye’den gerekse de dünyadan çok sayıda gazeteci Bekaa Vadisi’nde onunla röportaj yapmaya başlamıştı. Suriye’de artık kaçınılmaz bir yeni yaşamın nüveleri atılmış ve filizlenmeye başlanmıştı. Suriye’nin stratejik konumunu ikincil plana atarsak, yarattığı ideolojik etki komplonun Suriye’de başlaması için yeterli bir neden olarak görülebilir. Bugün Rojava halkının 7’den 70’e bedenlerini mermilere, bombalara siper etmesi ve “Biz ölümden büyüğüz” diyerek ölüme meydan okuması işte 90’larda yaratılan demokratik ulus paradigmasının vücut bulmuş halini temsil ediyordu. 
 
‘Rojava kırmızı çizgimdir’ can simidi oldu 
 
90’larda Suriye-Rojava’da tohumları atılan demokratik ulus paradigması, 2014 ile birlikte “Jin, jiyan, azadî” felsefesi ekseninde kadın devrimiyle somutlandı. Kürt, Türkmen, Arap, Süryani, Alevi, Hristiyan halkların bir arada yaşadığı Rojava, 2014’ten bu yana Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus ve “Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü” Toplum paradigmasıyla somut adımlarla can bulduğu tek yerdi. 5 Ocak’ta Paris’te alınan “imha” kararı da tam da yaşam bulan bu paradigmanın can bulduğu topraklardan silinmesini hedefleyerek, uluslararası komplonun bir devamı olarak tanımlandı. Yirminci yüzyılda başarıya ulaşamayan komplo, yeni yüzyılda aynı güçler tarafından ikinci bir komplo olarak hamle yapmak isterken, bu defa amaçlanan halkların çatıştırılmasıyla demokratik ulus paradigmasını boşa düşürmek ve paradigmanın can suyu olan mimarını ebediyen halkından uzak tutmaktı. İşte tam da bu eksende Abdullah Öcalan’ın aylar öncesinden söylediği “Rojava kırmızı çizgimdir” belirlemesi, halkta yeniden canlandı ve dört parça Kürdistan ile tüm dünya Kürtlerini aynı ruhta, duyguda ve düşüncede birleştiren temel şiar halini aldı. 
 
Kürtlerin ulusal birlik bilinci ruhuyla kenetlenmesi ve alanlara akması sonucunda HTŞ-QSD anlaşmasıyla boşa düşen ikinci uluslararası komplo girişiminde, dünya bir kez daha direnişçi Kürtlerin eşsiz mücadelesi ve sarsılmaz inancına tanıklık etti ve Kürtler bu defa ulusal birlik ruhuyla dünya tarihine not düştü. 
 
Birinci uluslararası komploda yer alan ülkeler 
 
9 Ekim 1998’de Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılmasıyla başlayan birinci uluslararası komplo sürecinde Abdullah Öcalan sırasıyla şu ülkelerden çıkarılmıştı: Yunanistan (Atina), Rusya (Moskova), İtalya (Roma), Rusya (Moskova), Tacikistan (Bişkek), Rusya (Moskova), Yunanistan (Atina), Belarus (Minks Havaalanı), Yunanistan (Korfu Adası), Kenya (Nairobi), Türkiye (İmralı Adası).