8 yılın ardından yeniden çok yönlü çözüm adresi oldu

  • 09:04 23 Şubat 2026
  • Güncel
 
Pelşin Çetinkaya
 
AMED- 8 yıllık kayyım uygulamasının ardından yeniden açılan ve kadınlara çok yönlü destek veren DİKASUM’a 2025’te 393 başvuru yapıldı; sosyolog Evin Ezen Alp, başvuruların yalnızca fiziksel şiddetle ilgili olmadığını, kadınların ekonomik, psikolojik ve diğer destek talepleriyle de merkeze başvurduğunu belirtti. 
 
Amed Büyükşehir Belediyesi, kadınların yaşadığı sorunların tespiti ve çözümüne yönelik politikalar ve projeler üreten olan Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM), 8 yılın ardından 2025 yılının Ocak ayında yeniden açıldı. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle yaşadıkları sorunların tespiti ve çözümüne yönelik kadın özgürlükçü politikalar ve projeler üreterek uygun hizmetler sunmaya devam ediyor. Sadece Amed’deki kadınlar değil tüm kadınlara uzanan çalışma sistemine sahip olan DİKASUM’da kadınları güçlendirecek birçok çalışmanın yanı sıra ev içinde ya da kamusal alanda erkek şiddetine uğrayan ya da uğrama olasılığı bulunan, can güvenliği riski olan kadınlar ile sosyo-ekonomik yoksunluğa düşmüş, kalacak ve gidecek yeri olmayan kadınların çocuklarıyla birlikte güçlenmelerini ve korunmalarını sağlamak amacıyla sığınma evine kabul gibi hizmetlerin yanı sıra erkek şiddetine uğrayan ya da uğrama riski olan kadınlara ücretsiz hukuki, psikolojik ve bireysel danışmanlık gibi hizmetler de verilmeye devam ediyor.
 
Sosyolog ve aynı zamanda DİKASUM’da çalışan Evin Ezen Alp, DİKASUM’un 2025 yılında aldığı başvurulara ve açıldığından bu yana gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirecekleri çalışmalara ilişkin konuştu.
 
‘Şiddet, erkek egemen düzenin ürünüdür’
 
Kadınların yaşadığı şiddetin kaynağının köklü erkek egemen sistem olduğunu belirten Evin Ezen Alp, “Bölgede kadınların yaşamlarını belirleyen en önemli yapısal problemlerden biri, köklü ve çok katmanlı erkek egemen sistemidir. Bu sistem kadınların her alanda eşitsizliklere maruz kalmasına neden olmaktadır. Bu, sadece bireysel değil aynı zamanda toplumsal, politik alanda ve karşı karşıya kaldığı tüm mekanizmalarda o desteğe erişmesinde de eşitsizliğe sebep oluyor. Bu durum kadınların eğitimden istihdama, karar alma mekanizmalarından kamusal yaşama katılımına kadar tüm bu eşitsizliklere maruz kalmasına sebebiyet veriyor. Bahsettiğimiz bu durum aynı zamanda en ağır sonucu şiddeti oluşturuyor. Ve bu şiddet maalesef sadece tek bir türden oluşmuyor. Bu anlamda kadına yönelik şiddet yine toplumsal erkek egemen sistemin oluşturduğu toplumsal düzenin kadınlar üzerindeki tahakkümünden kaynaklanmaktadır da diyebiliriz. Bu, kadını yine her alanda desteklere erişimde ya da kendi ayakları üzerinde durmada, bağımsız bir yaşam sürdürme karşısında bir engel olarak çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.
 
‘Şiddeti, politikalar ve toplumsal eşitsizlik üretiyor’
 
Evin Ezen Alp, birden fazla şiddet türünün iç içe geçtiğini ve birçok kadının maruz kaldığı şiddeti tanımlayamadığını vurgulayarak, “Kadına yönelik şiddetin artışı, sadece bireysel davranışlarla bağdaştırılamaz. Kadına yönelik şiddet aynı zamanda politik ya da toplumsal iklimle bağlantılıdır. Savaş, göç ve toplu yaşanan hastalıklar yani toplum içerisinde yaşanan problemler ya da toplumsal travmalar ve politik düzenin neden olduğu cezasızlık politikası, kadın kazanımlarının geriletilmesi, kadının aile içerisinde ya da toplum içerisinde silikleştirilmesi ve bir özne olarak değil de aile olarak ele alınması durumları şiddetin birebir öz halidir. Doğal olarak bu hususlar şiddetin artmasına neden oluyor. Bizler merkez olarak yaptığımız saha çalışmalarında ve burada aldığımız başvurularda da şiddetin nasıl toplumsal eşitsizliklerle iç içe geçtiğini görüyoruz. Birçok şiddet türü bir anda yaşanabiliyor. Tek bir başvurucu birçok şiddet türüne maruz kaldığını ifade edebiliyor. Tabi bunların yanında da önemli bir husus daha var o da şiddet görenin şiddet gördüğünü bilmemesi, tanımaması durumu. Yani şiddet gören kişi bize tek bir şiddet türü ile başvurduğunda biz başvuru esnasında diğer şiddet türüne de uğradığını görebiliyoruz” dedi.
 
‘1 yılda DİKASUM’ a 393 başvuru yapıldı’
 
DİKASUM’un çok yönlü çalışan bir merkez olduğunu söyleyen Evin Ezen Alp, “Aslında toplumda birçok eksiklik de var. Toplum şiddeti tanımıyor. Şiddet türlerini tanımıyor. Karşı karşıya kaldığı ekonomik, psikoloji, cinsel ve dijital şiddeti tanımıyor. Bunların şiddet olduğunu bilmeyenler bile var. Bunların bir an önce tanınması gerekiyor. Fail konusuna gelirsek de şiddet olaylarına baktığımızda fail çoğu zaman en yakınındaki olabiliyor. Evin içinde yaşayan, arkadaşın ya da akraban… Başvurular da bunu gösteriyor.  Bu da bize bir kere daha ‘özel alanın politik alandır’ cümlesinin doğruluğunu kanıtlamış oluyor. Tüm bu sorunlara karşı 2025 yılının Ocak ayında DİKASUM’u yeniden açtık. Açılışından bu yana 393 kadının başvurusunu aldık. 393'ünden 352'si DİKASUM, 41'i de şiddet hattı üzerinden aldığımız başvurulardı. Bunlar sadece şiddet üzerinden aldığımız başvurular değildi. Kadınlar, iş, güvenli barınma alanı ihtiyacı ve ekonomik destek talebiyle de başvurular yapıyordu. Bu da kadınların dayanışma merkezlerine sadece şiddete çare bulma amacıyla değil başka beklentilerinin de karşılanması amacıyla da yaklaştığını gösteriyor” diye aktardı.
 
‘Koordineli yardımla güçleniyorlar’
 
Şiddetten sonra en çok başvuru yapılan alanın ekonomik destek olduğunu söyleyen Evin Ezen Alp, yapılan başvurular arasında kadınların en sık talep ettiği şeyin ekonomik destek olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Bu 393 başvurudan 164'ü bize ekonomik destek ya da iş talebi ile başvur kuran kadınlardı. Tabii birçoğu maruz bırakıldığı şiddetten sonra bağımsız bir yaşam ve ekonomiye atılmak için başvurularda bulundu. Bizler de bu anlamda bir ekonomik destek veremiyor değiliz aslında. Nerelerden bu gücü alabiliriz diye araştırıp, çalışmalar yapıp bu kişileri oraya yönlendiriyoruz. İşte tam da bu noktada kurumlar arası koordinasyonumuz işimizi kolaylaştırıyor. Bu sebeple sadece belediyeler olarak değil, aynı zamanda sağlık kuruluşlarıyla, her türlü kurumla koordine halinde çalışıyoruz. Kadının talebi ne yöndeyse çalışmalarımıza da bu şekilde yön veriyoruz. Örneğin psikolojikse ücretsiz psikolog desteği veriyoruz. Ya da boşanma davası açacak ama buna gücü yoksa baroyla bir anlaşmamız, bir protokolümüz var. Ve ücretsiz avukat ataması yapılıyor. Tabi bu noktada yardımlarımız hem çok hem de çeşitli ve koordineli.”