Basına yönelik saldırılar: Mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz
- 09:01 16 Ekim 2026
- Güncel
İZMİR- Dijital medyaya dönük saldırıları değerlendiren DİSK Basın İş Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Kara, “Bir gazeteciyi susturmak, bir medya kuruluşuna kayyım atamak veya erişim engeli getirmek sadece o medya kuruluşuna yapılan bir saldırı değildir. Açıkça kadınlara, gençlere, emeklilere, yoksul halka getirilen bir saldırıdır. Hem gazeteciler olarak, hem kadınlar olarak sesimizi yükselteceğiz, mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Dijital medyaya yönelik baskı ve sansürler devam ederken Halk TV'nin İstanbul'daki binasına dün sabah saatlerinde polis baskını düzenlendi. Baskının ardından kanala kayyım atanırken, televizyon yayını durduruldu. Polis ekiplerinin binadaki aramaları sürerken, kanalın bulunduğu yol trafiğe kapatıldı ve çalışanların binaya girişine izin verilmedi. Halk TV’ye yönelik soruşturma kapsamında 11 kişinin gözaltına alındığı açıklandı.
Konuya yönelik Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın İş) Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Kara ile görüştük.
‘Gazetecilik yargılanamaz, durdurulamaz’
Halk TV’ye kayyım atanmasını yalnızca bir medya kuruluşuna yönelik müdahale değil, doğrudan halkın haber alma hakkına ve basın özgürlüğüne bir saldırı olarak değerlendirdiğini belirten Özlem Kara, Tele1’e atanan kayyımı hatırlattı. Özlem Kara, “Bunlar bir zincirin parçaları gibi geliyor. Daha sonra bir sürü medya kuruluşuna saldırı oldu. Gazetecilere yönelik gözaltılar, tutuklamalar oldu. Bizim disiplin kurulu üyemiz Derya Okatan, 2 Ekim’den bu yana tutuklu. Bu, direkt iktidarın halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne açık bir saldırısıdır. Medya kuruluşlarının kayyım yoluyla susturulmaya çalışılması, iktidarın eleştirel yayıncılığa tahammülsüzlüğünün açık bir göstergesidir. Ben bu baskıların daha çok artmaya başlayacağını düşünüyorum. Çünkü iktidar, kendi izin verdiği sınırlar içerisinde gazetecilik yapılmasına izin vermeye çalışıyor. Ama gazetecilik öyle bir şey değildir. Gazetecilik, iktidarın çizdiği sınırlar içerisinde yapılacak bir meslek değildir. Biz halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Bu baskılar, seçim dönemine girilmesiyle birlikte maalesef daha fazla artacak. Çünkü iktidar, eleştiride bulunan veya işte yapılanları halka göstermeye, halka söylemeye çalışan medya kuruluşlarını, gazetecileri susturmaya devam edecek aslında. Ama biz bu kadar baskıya, bu kadar sansüre rağmen susmayacağız. Gazetecilik yargılanamaz diyoruz, gazetecilik durdurulamaz diyoruz. Biz gazetecilik yapmaya devam edeceğiz” dedi.
‘Kadınların, işçilerin, ezilenlerin sesini duyurmaya devam edeceğiz’
Türkiye’de siyasal alanda yaşanan baskılarla basın üzerindeki baskıyı birbirinden bağımsız değerlendirmenin doğru olmadığını dile getiren Özlem Kara, muhalefetin, gazetecilerin, sendikaların, toplumsal muhalefetin sesini kısmaya yönelik uygulamaların aynı baskı ikliminin parçası olduğunu kaydetti. İktidarın zorlandığı dönemlerde eleştirel sesleri daha fazla hedef aldığını dile getiren Özlem Kara, “Gazetecileri tutuklayarak, medya kuruluşlarına kayyım atayarak, soruşturmalar başlatarak veya tehdit ederek gerçeklerin üzeri örtülemez. Kadınların, işçilerin, gençlerin, emeklilerin, LGBTİ’lerin, yoksulların ve toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sorunları görünür kılan gazetecilik doğrudan hedef haline geliyor. Aslında burada doğrudan halk hedef haline geliyor. Yani bir gazeteciyi susturmak, bir medya kuruluşuna kayyım atamak veya erişim engeli getirmek, sadece o medya kuruluşuna yapılan bir saldırı değil. Açıkça kadınlara, gençlere, emeklilere, yoksul halka, LGBTİ+’lara yönelik bir saldırı. Yani onların sesini duyurmaya çalışan gazeteciler susturuluyor. Aslında halk susturulmaya çalışılıyor burada. İşte bu yüzden de özgür basın, yalnızca gazetecilerin çalışma alanı değil. İşte kadınların, işçilerin ve ezilenlerin sözünün duyurulabildiği en önemli alanlardan biri ve iktidar bunların duyulmasını istemiyor. Ve biz de iktidarın bu baskı politikalarına rağmen, yine tekrar ediyorum, kadınların, işçilerin, ezilenlerin, yoksulların, emeklilerin sesini duyurmaya devam edeceğiz” sözlerini kullandı.
‘Sesimizi sokakta duyurmamız gerekiyor’
Yapılan saldırılara dönük çalışmalarının olduğunu belirten Özlem Kara, çalışmalarını ilerleyen süreçte paylaşacaklarını duyurdu. Özlem Kara, “Şu an içinde bulunduğumuz ortamda mücadele, sosyal medyadan veya işte sosyal medyadan yapılacak bir eleştiri yazısıyla veya bir basın açıklamasıyla, basın metniyle olacak bir şey değil. Şu anki ortamda bizim gerçekten sesimizi sokakta duyurmamız gerekiyor. Bununla ilgili bir mücadele yürütmemiz gerekiyor. Bizim gazeteciler olarak artık sosyal medyadan bence çıkmamız gerekiyor. Sesimizi sokağa yansıtmamız gerekiyor. 70 yaşındaki bir teyzeye de sesimizi duyurmamız gerekiyor ve bunu Twitter’dan yapamayız. Bu yüzden daha çok sosyal medya dışında halkla birlikte, bir arada olmamız gerekiyor. Halkın bize aslında bir dayanak oluşturması gerekiyor. Çünkü nasıl biz halkın sesini duyuruyorsak bir noktada halkın da bizim sesimizi duyurması ve yanımızda olması, dayanışma içerisinde olması gerekiyor. Bütün halkımızı gazetecilere, medya kuruluşlarına yönelik bu saldırıya, sansüre karşı dayanışmaya çağırmaktan başka şu an yapabileceğimiz bir şey yok. Çünkü hepimiz bir puzzle’ın parçalarıyız. Birimiz döküldüğü zaman diğerlerimiz de tek tek dökülmeye devam edeceğiz. Dayanışma büyütür diyorum” şeklinde konuştu.
‘İktidar kadın örgütlülüğünü görmek istemiyor’
Türkiye’de toplumsal cinsiyet üzerine haber üreten gazetecilerin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesine değinen Özlem Kara, son olarak şunları söyledi: “Yakın süreçte JINNEWS Haber Ajansı’nın sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Biz yayına girmeden önce Mezopotamya Haber Ajansı’nın sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Mesela Kaos GL’ye de erişim engeli getirildi. Gazeteci Yıldız Tar’ın hesaplarına da erişim engeli getirildi. Yani Türkiye’de şu anda ataerkil politikaların getirdiği baskılar ve sistem nedeniyle de gerçekten iktidar artık kadın meselesini, kadın dayanışmasını, kadın örgütlülüğünü de görmek istemiyor. LGBTİ+’ların örgütlülüğünü de görmek istemiyor ve buna yönelik de haber yapan ya da bir kadının sesini duyuran bütün hesapları kendisi görmek istemediği için halkın da görmesini engellemeye çalışıyor ve bu hesaplar üzerinde de bir baskı yaratıyor. Ama bunun sonunda da biz hem gazeteciler olarak hem kadınlar olarak hem de LGBTİ+’lar olarak dayanışmaya ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.”







