‘Taliban meşru bir hükümet olarak görülmemeli’

  • 16:57 18 Temmuz 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - EŞİK'in Afganistanlı kadın hakları savunucuları Shaharzad Akbar ve Ghizal Haress'in katılımıyla düzenlediği çevrimiçi toplantıda, Taliban'ın kadınlara yönelik sistematik baskısının "Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık" olduğu belirtilerek, bir hükümet olarak görülmemesi vurgulandı.
 
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Afganistan'da Taliban yönetiminin kadınlara ve kız çocuklarına yönelik politikalarını ve uluslararası hukuk mücadelelerini ele alan çevrimiçi bir toplantı düzenledi. Toplantıda, Taliban'ın kadınlara yönelik sistematik baskının "Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık" olarak tanınması çağrısı yinelenirken, rejimin uluslararası alanda normalleştirilmesine karşı ortak mücadele vurgusu yapıldı.
 
‘Talibanlaşmaya karşı mücadele hayati önem taşıyor’
 
Toplantının açılışında konuşan EŞİK gönüllüsü Özlem Altıok, Afganistan'da yaşananların, kadın hakları açısından dünyanın en büyük krizlerinden biri olduğunu belirtti. EŞİK'in Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesinin ardından "Taliban'ı tanımıyoruz, Taliban'ı tanıyanı da tanımıyoruz" diyerek açık tavır aldığını hatırlatan Özlem Altıok, platformun geçen beş yılda Afganistanlı kadınlarla dayanışmayı sürdürdüğünü ve Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunduğunu söyledi. Taliban'ın kadınları toplumsal yaşamın dışına iten politikalarının yalnızca Afganistan'ı değil, kadınların eğitim ve çalışma hakkının dünyanın farklı bölgelerinde yeniden tartışmaya açılmasını da etkilediğini kaydeden Özlem Altıok, "Talibanlaşmaya karşı mücadele hayati önem taşıyor" dedi.
 
‘Taliban meşru bir hükümet olarak görülmemeli’
 
Afgan insan hakları kuruluşu Rawadari'nin Direktörü Shaharzad Akbar ise Taliban yönetiminin kadınlara yönelik baskısının uluslararası toplum tarafından sıradanlaştırılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Kadınların kamusal yaşamdan silinmesini hedefleyen uygulamaların münferit ihlaller değil, bütünlüklü bir baskı sistemi oluşturduğunu vurgulayan Shaharzad Akbar, hiçbir devletin Taliban'ı meşru bir hükümet olarak tanımaması gerektiğini ifade etti.
 
‘Uluslararası toplum tutarsız davranıyor’
 
Shaharzad Akbar, 2025 yılında Madrid'de gerçekleştirilen Afganistanlı Kadınlar için Halk Mahkemesi'nin, Taliban yönetimi altında hak ihlallerine maruz kalan kadınların tanıklıklarını görünür kılmayı amaçladığını dile getirerek işkence, keyfi gözaltı, zorla kaybetme, eğitim ve çalışma hakkının engellenmesi gibi ihlallerin doğrudan mağdurlar tarafından kayda geçirilmesinin, adalet mücadelesi açısından önemli olduğunu söyledi.
 
Öte yandan Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin "Pragmatik angajman" adı altında Taliban'la diplomatik ilişkilerini olağanlaştırmasının Afganistanlı kadınların yaşadığı ağır hak ihlallerini görünmez kıldığına dikkat çeken Shaharzad Akbar, uluslararası toplumun tutarsız davrandığını sözlerine ekledi.
 
İnsanlığa karşı suç
 
Toplantıda konuşan Ghizal Haress de görev aldığı Afganistan Kadınları Halk Mahkemesi'nin, Taliban'ın kadınlara yönelik uygulamalarını uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirdiğini anlattı. Mahkemenin Taliban'ın eğitim, çalışma, hareket özgürlüğü ve kıyafete ilişkin yasaklarının birbirinden bağımsız kararlar değil, devlet eliyle yürütülen sistematik bir politika olduğu sonucuna vardığını kaydeden Ghizal Haress, mahkemenin bu nedenle söz konusu uygulamaları Roma Statüsü'nün 7’inci maddesi kapsamında toplumsal cinsiyete dayalı zulüm niteliğinde insanlığa karşı suç olarak değerlendirdiğini aktardı.
 
Uluslararası Adalet Divanı süreci
 
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin 2025 yılında Taliban lideri Molla Hibetullah Ahundzade ile Başyargıç Abdülhakim Hakkani hakkında kadınlara yönelik zulüm suçlamasıyla tutuklama kararı çıkardığını hatırlatan Ghizal Haress, bunun yanında Almanya, Hollanda, Kanada ve Avustralya'nın CEDAW kapsamında başlattığı sürecin Uluslararası Adalet Divanı'na taşınması halinde bunun sözleşme temelinde açılacak ilk dava olacağını söyledi. Aynı devletlerin bir yandan Taliban'a karşı uluslararası hukuk mekanizmalarını işletirken diğer yandan diplomatik temaslarını sürdürmesinin ciddi bir çelişki oluşturduğunu belirten Ghizal Haress, bunun rejimin uluslararası alanda meşruiyet kazanmasına katkı sunduğunu dile getirdi.
 
Toplantı, Afganistanlı kadınların adalet, özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle dayanışmanın büyütülmesi ve toplumsal cinsiyete dayalı zulmün uluslararası hukukta insanlığa karşı suç olarak tanınması çağrısıyla sona erdi.