‘Dile sahip çıkarak üzerindeki baskıları kırabiliriz’

  • 09:07 24 Şubat 2026
  • Kültür Sanat
Büşra Turan
 
AGIRÎ – 10 yılın ardından Agirî’de açılan ilk dil derneği olan Kurdî-Zan Ararat Kürt Dil ve Kültür Derneği Sözcüsü Dicle Bozkurt, dilin varlık ve kimlik mücadelesinin en temel boyutu olduğunu belirterek, Kürtçe üzerindeki sansür ve baskıların ancak toplumsal sahiplenme ve yaygınlaşan dil dernekleri ile aşılabileceğini ifade etti.
 
Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 1999 yılında 21 Şubat'ı Dünya Anadili Günü olarak ilan etti. Ancak Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında yaşayan halklar, yüzyıllardır anadilleri üzerinde uygulanan asimilasyon politikalarına maruz kalıyor. UNESCO’nun "Tehlike Altındaki Diller Atlası" verilerine göre, bir dilin yok olması o toplumun kültürel hafızasının silinmesi anlamına gelirken, Kürtçe üzerindeki kamusal kısıtlamalar asimilasyon riskini kritik seviyeye taşıyor. 
 
10 yıllık aradan sonra Agirî’de yeniden hayata geçirilen Kürtçeye yönelik dernek faaliyetleri, dilin sadece sınıflara hapsedilmesine karşı bir "varlık mücadelesi" yürütüyor. Özellikle ana akım medyada ve kamusal alanlarda Kürtçeye yönelik uygulanan sansür, dilin günlük yaşamın her alanından izole edilmesine yol açarken, açılan dil sınıfları ve kültür kursları, bu politikalara karşı bir direnç noktası oluşturuyor.
 
Kurdî-Zan Ararat Kürt Dil ve Kültür Derneği Sözcüsü Dicle Bozkurt, anadile ve Kürtçeye yönelik politikalara dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Savaşın önemli bir boyutu dil üzerinedir’
 
Dicle Bozkurt, Kürtçe üzerindeki baskıların dilin varlığı ve kimliği hedef aldığını belirterek, yaşanan sürecin bir dil ve varlık mücadelesi olduğunu ifade etti. Dicle Bozkurt, “Dil varlıktır. Yıllardır süren bu savaşın önemli bir boyutu dil üzerinedir. Dil annedir, anadildir, onunla yaşıyor, onunla büyüyor ve yaşamımızı Kürtçe ile sürdürüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi, dil bir varlık savaşıdır. Dil olmazsa yaşam da olmaz. Dil kendini bilmektir, kimliktir. Bu nedenle yaşanan birçok uygulamanın Kürtçe üzerinde yoğunlaştığını görüyoruz. Ana akım medyada, kayyım atanan belediyelerde, okullarda ve kamusal alanlarda bu baskının izleri açıkça görülüyor. Yaklaşık bir yıldır devam eden süreçte Kürtçe adına somut bir adım atılmaması da bizleri rahatsız ediyor. Kürtçenin dar bir alana sıkıştırılmasını istemiyoruz. Meydanlarda, okullarda ve kamusal alanlarda dilimizi özgürce konuşmak istiyoruz ancak Kürtçe üzerinde dar bir çerçeve oluşturulduğunu görüyoruz. Biz de bu dar çerçeveyi kırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Sokaklarda, okullarda ve dil alanında faaliyet yürüten Kurdî-Zan Ararat gibi derneklerin artmasıyla bu baskının aşılacağına inanıyoruz. Ana akım medyada Kürtçeye yönelik sansür uygulanmasını da kabul etmiyoruz” diye konuştu.
 
10 yıl sonra açılan ilk dil derneği  
 
Dicle Bozkurt, Agirî’de uzun yıllar sonra açılan Kürt dil ve kültür derneğinin halktan yoğun ilgi gördüğünü kaydederek, yürüttükleri çalışmalarla Kürtçe ve Kürt kültürü üzerindeki baskıyı kırmayı hedeflediklerini söyledi. Dicle Bozkurt, “2016’dan 2025’e kadar Agirî’de herhangi bir dil ve kültür derneği yoktu. Yaklaşık altı ay önce Kürdî-Zan Ararat Kürt Kültür Derneği’ni açtık. Aradan geçen 10 yılın ardından açılan bu derneğe halkın yaklaşımı çok olumlu oldu. Dil ve kültür alanında çeşitli çalışmalar yürütüyoruz ve en büyük hedefimiz halkın içine girmek. Halkımızla ilişkilerimiz çok güçlü, gelen her kişiyle birlikte çalışmalarımızı daha da büyütüyoruz. Kürt kültürü ve dili üzerinde ciddi bir baskı var ve biz bu baskıyı dernekler aracılığıyla kırmayı amaçlıyoruz. Kurdî-Zan Ararat’ın Agirî’de bu baskıyı bir nebze de olsa azalttığını söyleyebiliriz” sözlerine yer verdi.  
 
‘Dilimiz ve kültürümüzle kazanacağız’
 
Son olarak dernek çalışmalarını anlatan Dicle Bozkurt, şunları söyledi: “Derneğimizde iki dil sınıfı bulunuyor ve Kürtçe A-1 derslerimiz devam ediyor. Ayrıca erbane ve bağlama kurslarımız başladı. İki sınıfta toplam 80 öğrencimiz eğitim alıyor. Okula giden öğrenciler de kütüphanemize gelerek ders çalışıyor. Gençler ve halkımız sürekli derneğe gelip gidiyor. Bu da bizim için büyük bir mutluluk. Kurdî-Zan Ararat’ın kentte çok olumlu bir etki bıraktığını söyleyebiliriz. Bizim isteğimiz, Kürtçenin yalnızca derneklerle sınırlı kalmaması ve dar bir alana sıkıştırılmamasıdır. Kürtçeyi okullarda, evlerde, sokaklarda ve günlük yaşamın her alanında konuşmalıyız. Bir esnafla alışveriş yaparken bile Kürtçe konuşmalıyız. Buna ne kadar çok sahip çıkarsak, dil üzerindeki baskıyı o kadar kırabiliriz. Dilimiz ve kültürümüzle kazanacağız.”