33 soru önergesine yalnızca 5 yanıt: Bakanlığa ciddiyet çağrısı
- 14:26 16 Ekim 2026
- Siyaset
ANKARA - Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin 33 soru önergesinden yalnızca 5’ine yanıt verdiğini belirten DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş Altın, verilen yanıtların da soruları karşılamayan kopyala yapıştır olduğunu belirterek, “Adalet Bakanlığı’nı ciddiyete davet ediyoruz” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merdin Milletvekili Beritan Güneş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, geçmiş yasama döneminde Adalet Bakanlığının, cezaevleri ve tahliye engellemelerine ilişkin milletvekillerinin soru önergelerine verdiği yanıtları ve yaşanan hak ihlallerine ilişkin tutumunu Meclis’te gerçekleştirdiği basın toplantısında eleştirdi.
33 önergeden 5’i cevaplandı
Bakanlıklara verilen önergelerin 15 gün içinde cevap vermesi ve çözüm üretmesi gerekirken, aylar sonra dönüş yapıldığı bazen ise hiç dönüş yapılmadığını söyleyen Beritan Güneş Altın, verilen cevapların ise çözümden uzak ve kopyala yapıştır olarak verildiğini belirtti. Beritan Güneş Altın, 17 bakanlıkta da sistemli olarak aynı tavır ve tarzın uygulandığını söyleyerek, özel olarak Adalet Bakanlığı’nın uygulamalarından bahsetti. Beritan Güneş Altın “ Geçen yasama yılı içerisinde Adalet Bakanlığı’na 33 tane önerge verdik ve 33 tane önergenin 24 tanesine cevap vermeye tenezzül etmediler.4 tanesini ise henüz cevaplama süresinin sona ermediğini ifade ettiler. Bu şu demek oluyor ki Geçen yıl Adalet Bakanlığı'nın kapısını biz 33 kere çalmışız ama onlar tam 28 defa biz evde yokuz demişler. Sorduğumuz sorulara cevap vermemişler. Beş önergemize cevap vermişler 33 önerge içerisinden. Verilen cevaplar sorulan sorular karşısında çok yetersiz. Mevzuatı bilen bir yerden sorduğumuz sorulara mevzuatı tekrar eden ve esas soruya cevap vermekten uzak, lakayıt cinsiyetçi tavırlarını önergelerin de yansıtmışlar” diye konuştu.
‘Kürtçe mektuplara yönelik sansür sorularımız yanıtsız bırakıldı’
Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin verdikleri soru önergesini hatırlatan Beritan Güneş Altın, “Erzincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutsakların yaşadığı çok boyutlu ihlalleri bakanlığa sormuşuz. Bu ihlallerin kaynağı nedir gibi çeşitli soruları bakanlığa sorduk. Vermiş olduğumuz önergeye 8 sayfalık bir cevap geldi. Fakat bu 8 sayfalık cevap içerisinde ne yazık ki sorularımıza yanıt bulamamışız. Sadece 2-3 satır içerisinde lakayt bir biçimde sorularımıza cevap vermişler. Yine Erzincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutsaklar Kürtçe mektup yazdıkları ya da Kürtçe mektup aldıkları için sansüre uğruyorlar. Bu doğru mu? Kürtçeye sansür mü uyguluyorsunuz, diye sormuşuz. Yine Erzincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde Jineolojî ve Demokratik Modernite gibi dergilerin teslim edilmediğini tutsaklar ve avukatlar tarafımıza iletti. Sizlerin bundan haberi var mı? Jineolojî’yi, Demokratik Modernite’yi neden Erzincan Hapishanesi’ne sokmuyor yönetim? Siz buna göz mü yumuyorsunuz? Bunun gerekçesi nedir? Bu bir hak ihlali değil midir, sorularını sormuşuz. Ne yazık ki cevap alamamışız" diye belirtti.
‘Bakanlık kafasını kuma gömüyor'
İdare ve Gözlem Kurullarının paralel bir yargılama organı gibi hareket ettiğini örneklerle sorduklarını hatırlatan Beritan Güneş Altın, “Ama ne yazık ki buna da bakanlık cevap vermekten imtina etmiş. Tutsak yakınlarının cezaevine girerken ağız içi arama ve detaylı fiziksel arama şeklinde insanlık onuruyla bağdaşmayacak uygulamalara maruz bırakılmasını, hapishane yönetiminin çıplak aramaya varan pratiklerini bakanlığa sormuşuz. Fakat bakanlık burada da kafasını kuma gömmeyi tercih etmiş. Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde ve Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutsaklar bütün bu olan bitenler sebebiyle açlık grevine başladılar. Biz bu durumu bakanlığa ilettik. Bakanlığın verdiği cevap ise gerçekten içler acısı. Bakanlık, Erzincan’daki ihlallere dair bir şey söylemiyor ama ‘Açlık grevine girenlere B vitamini verdik’ diyor. Bütün bu ihlallere hiçbir şey demiyor. Açlık grevinin nedenlerine dair tek bir kelime etmiyor. Bununla ilgili yapılmış herhangi bir soruşturmadan bahsetmiyor. Fakat açlık grevinin sonucuna müdahale olarak B vitamini verdiğini söylüyor. İşte biz bu tavrı lakaytlık dışında hiçbir şekilde açıklayamıyoruz. Biz bu tavrı cinsiyetçi politikalar haricinde hiçbir şekilde açıklayamıyoruz. Hak ihlallerinin, insanlık dışı uygulamaların Adalet Bakanlığı’nın ya sessiz bir ikrarı ya da talimatıyla gerçekleştirildiğini düşünmekten ne yazık ki kendimizi geri tutamıyoruz. Bütün bu olanlara baktığımızda karşımıza çıkan tablo bu” sözlerini kullandı.
‘İmralı talebi yeniden suç işleme riski sayıldı’
Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan bir kadın tutsağın iyi hal değerlendirme puanının 40’ın üzerinde olmasına rağmen tahliyesinin engellendiğini belirten Beritan Güneş Altın, “İdare ve Gözlem Kurulunun keyfi ve hukuksuz kararıyla infazının yakılmasının gerekçesini sormuşuz. İdare ve Gözlem Kurulunun kararı o kadar absürt ki bizler bunu sormadan edemedik. Ama sizin bu kararı savunacağınızı da hiç düşünmedik. Gerçekten bu kararı savunarak Adalet Bakanlığı tarihinde yeni bir skandala imza attınız. Mahpus kadının kendisine dayatılan pişmanlığı kabul etmediği ve daha da ilginci İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne nakil talebinde bulunduğu, bunun da tekrar suç işleme riskinin yüksek olduğuna dair kanaate neden olduğu belirtilmiştir. Peki bu kanaate kim varıyor? Cezaevi idaresinde oluşturulan, keyfi ve hukuksuz kararlarıyla gündeme gelen İdare ve Gözlem Kurulu. İdare ve Gözlem Kurulunda kim var? Cezaevindeki tesisatçıdan aşçıya, aşçıdan cezaevi müdürüne kadar pek çok yanlı ve yargılama noktasındaki vasfının ne olduğu belli olmayan kimseler bu kararı almışlar. Demişler ki bu kişi eğer İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne gitmek istiyorsa o zaman tekrar suç işleme riski var. İşte bu skandal cevabı da bizler buradan teşhir etmek istiyoruz. Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak. Bir kurul kararıyla başta masumiyet karinesi olmak üzere tüm temel hukuki ilkelerin ayaklar altına alındığı bu cevabı Adalet Bakanlığı bizlere verdi. Adalet Bakanlığı sormuş olduğumuz önergeye 3 sayfalık bir cevap vermiş. Fakat bu 3 sayfanın 2,5 sayfasının mevzuatlarla dolu olduğunu ifade edebilirim” ifadelerini kullandı.
‘68 yaşındaki ağır hasta tutsağın infazı spor yapmadığı için yakıldı’
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde de çok sayıda kadın tutsağın tahliyesinin İGK kararlarıyla engellendiğine dikkat çeken Beritan Güneş Altın, 68 yaşındaki ağır hasta tutsak Delal Tekdemir’in durumunu örnek gösterdi.Beritan Güneş Altın, “Ağır hasta olan bir kadın tutsağın spor yapamadığı için infazı yakılmış. Bunu bakanlığa sorduk. Çünkü bunun pek çok açıdan kabul edilemez olduğunu belirtmek istedik. Bakanlığın buradaki tutumunu merak ettik. Herhalde bunu savunmazlar diye düşündük. Ama ne yazık ki vermiş oldukları cevapta gördük ki 68 yaşında ağır hastalıkları olan Delal Tekdemir’in spor yapmamasını gerekçe göstererek infazını yakan kurulu Adalet Bakanlığı savunmuş. Üç ay sonra 3 sayfalık bir raporla bize geri dönüş yapmışlar. Son 4 satırı yine bizim sorumuza cevap vermeye ayrılmış ve ‘Denetliyoruz. Hiçbir sorun yok’ demişler. Peki eğer hiçbir sorun yoksa 68 yaşında ağır hasta olan Delal Tekdemir nasıl spor yapmadı diye serbest bırakılamaz, infazı yakılır? Bu resmen hem bizlerin hem tutsakların hem ailelerin hem de tüm toplumun aklıyla alay etmek değil de nedir?” diye sordu.
‘Adalet Bakanlığı’nı ciddiyete davet ediyoruz’
Adalet Bakanlığı’nın kadın tutsaklara yönelik yaklaşımını eleştiren Beritan Güneş Altın şöyle devam etti: “Politika ciddiyet işidir ve bakanlıkların, özellikle Adalet Bakanlığı’nın kadın tutsaklar şahsında bu ciddiyetten ne yazık ki mahrum olduğunu görüyoruz. Bizler Adalet Bakanlığı’nı ciddiyete davet ediyoruz. Bugün üç farklı hapishanede kadın tutsakların yaşadığı sorunları dile getirerek Adalet Bakanlığı’nın kadın tutsaklara yaklaşımını teşhir etmek istedik. Çünkü verilen her bir soru önergesi çok ciddi bir kriz sonrasında hem avukatların hem ailelerin hem hak savunucularının hem de toplumun gündemine yansımış ve toplumun vicdanını derinden sarsmış olaylardı. Oysa o bakanlığın adında adalet geçiyor. Adaletin herkes için, her mekânda, her zaman uygulanması gereken bir kriter, bir şart, bir gereklilik olduğunu her fırsatta Adalet Bakanlığı ifade ediyor. Ama konu Kürt olduğunda, konu kadın olduğunda ve cezaevleri olduğunda adaleti ne yazık ki fersah fersah aramak gerekiyor. Aransa da bulunamıyor.
‘Bakanlığın tutumu barış karşıtı ve provokatiftir’
Bu üç örnekle bizler mevcut durumu anlatmak istedik. Bu pratiklerin sürdürülemez olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz. İçinde bulunduğumuz, barışı, demokrasiyi, hakları konuştuğumuz bu tarihsel eşikte kadın tutsaklar şahsında Adalet Bakanlığı’nın bu tavrının barış karşıtı, provokatif olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Adalet Bakanlığı’na sorulan soruların aylar sonra cevaplanmasının, bazen cevaplanmamasının da kabul edilemez olduğunu ifade edelim. Eğer geçen yıl içerisinde biz 33 soru önergesi vermişsek ve bu sadece 5 kere cevaplanmışsa, 5 cevabın 3’ü de skandal niteliğindeyse o zaman Adalet Bakanlığı ile ilgili ciddi bir sıkıntının olduğunu, işleyişin ve mekanizmaların sorgulanması ve denetlenmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Adalet Bakanlığı’na buradan vermiş olduğumuz soru önergelerini yaptıkları işe uygun ciddiyette yanıtlamalarını, yanıtlamamaları durumunda verdikleri her soru önergesi cevabını halkın önünde mahkûm edeceğimizi, teşhir edeceğimizi de ifade etmek istiyoruz."







