‘Hesaplaşmak için mücadele edeceğiz’

  • 14:22 5 Haziran 2022
  • Güncel
 
ANKARA - “Geleceğin Türkiye’si için Hafıza, Hakikat, Hesaplaşma” konulu konferansının “Hafıza” bölümünde yapılan konuşmalarda “Hesaplaşmak için mücadele edeceğiz” denildi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) tarafından düzenlenen “Geleceğin Türkiye’si için Hafıza, Hakikat, Hesaplaşma” konulu konferans devam ediyor. 
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı Rıza Türmen’in sunumu ardından AKP döneminde hak ihlallerine uğrayanlar ve yakınları söz aldı.
 
‘Adalet istiyoruz’
 
İlk olarak Gezi Direnişi’nde yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz söz aldı. Emel, “O kadar çok acı yaşıyoruz ki saymakla bitmiyor. Acılar katlanarak, çoğaldı. Adalet istiyoruz. Bu ülkeye adaletin gelmesini istiyoruz. 9 yıldır adalet arıyoruz. Adaletin geleceği günü sabırsızlıkla bekliyorum. İyi ki varsınız” dedi.
 
‘Hesaplaşmadan adalet gelmeyecek’
 
Ali İsmail’in abisi Gürkan Korkmaz ise “Ali, Ethem, Medeni Yıldırım adına buradayım” dedi.  “Gezi halktı” diyen Gürkan, Gezi öncesi apolitik bir ailede büyüdüklerini ve sonrasında Ali İsmail’in katledilmesiyle ülke gündeminin merkezinde kendilerini bulduklarını belirtti. Ali İsmail’in ölümüne giden süreci anlatan Gürkan, yaşanan adaletsizliğe ilişkin “Türkiye’nin hukuk tarihine bu lekede kazınacak” diye konuştu. Korkmaz, “Adalet istiyorum. Hesaplaşmakta gerekiyor. Hesaplaşmadan bu adamların adaleti getireceği yok. Mücadelemiz Ali İsmail, Ethem, Abdullah, Berkin, Medeni adına devam edecek. Bu salondaki herkesin birer Ali İsmail olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Birlikte kazanacağız’
 
10 Ekim Katliamı’nda yaralananlardan Elif Özdemir de Suruç’ta yaşanan katliama, katledilen gençlere dair itirazlarını dile getirmek için Ankara Gar Meydanı’nda olduklarını anımsattı. Katliamda birçok arkadaşlarını kaybettiklerini hatırlatan Elif, “Adalet, mücadelemizle, direncimizle gelecek. Göstermelik mahkemelerle, talimatlı hakimlerle, savcılarla bu adalet gelmeyecek. Mümkün değil. Gezi’de onca canımız toprağa düştü. Roboskî’de gencecik insanlarımız toprağa düştü. Güneş balçıkla sıvanmaz. Adalet gün yüzüne çıkacak. İyi ki birlikteyiz. İyi ki bir aradayız. Birlikte mücadele verip, birlikte kazanacağız” diye konuştu.
 
‘Yapacak çok şeyimiz var’
 
Barış Akademisyenleri adına Işın Ünal söz aldı. Barış Bildirgesi’ne neden imza attıklarını anlatan Işın, “Barış bildirisini imzaladığımıza hiçbir zaman pişman olmadık” dedi. O dönemde başbakan olan Ahmet Davutoğlu’nun da imza attıkları bildirgenin ifade özgürlüğü kapsamına girmediğine dair açıklamalarda bulunduğunu hatırlatan Işın, “Şu anda 6’lı masada oturuyor. Şu anda ne düşünüyor bilmiyorum” sözlerine yer verdi. Barış Bildirgesi imzacısı akademisyenlerin ana akım medyada, internet sitelerinde fotoğraflarıyla hedef haline getirildiğine değinen Işın, “Fakülteye gitmekte zorlandık. Küçük yerleşim yerlerinde oturan arkadaşlarımız evlerinden çıkamaz oldu. Ağır tehditler aldık. Bu bize olan tehdit ve saldırı arkasından barış bildirisi imzacıları 2 bin 200’e yükseldi. Demokratik gelecek için konuşuyoruz. Üniversiteler açısından durum çok vahim. Üniversite yönetimleri ve akademisyenleri olarak yapacak çok şeyimizin olduğunu söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.
 
‘Zulme karşı direnmek gerek’
 
Cemevi Baskınları adına Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, gönderdiği mektup ile düşüncelerini dile getirdi. Mektubunda 22 Mayıs 2014’te katledilen Uğur Kurt’u anan Zeynel, “Ne bilsin ki Uğur, bu gözü dönmüş zalimlerin, zorbaların bir ibadethaneyi, içerisinde insanlar varken hedef alarak bir canı öldüreceğini. Masum bir canı, bir cemevinin, ibadethanenin bahçesinde öldürmenin bedeli 12 bin 100 lira oldu. Bir ailenin hayatını karartan, çocuklarını yetim bırakan katile verilecek ceza bu mudur? Bunun için sessiz kalmamamız zulme karşı tek ses olup direnmemiz gerekiyor” dedi.
 
Cumartesi Anneleri: Yanımızda olun
 
Cumartesi Anneleri adına Özgür Gündem gazetesindeyken katledilen gazeteci Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe konuşmacı olarak katıldı. Kardeşinin Bitlis’te genç bir gazeteci iken katledildiğini dile getiren Ayşe, “Abimin davası zamanaşımına uğradı. Annem 1995 yılından beri eylemde yer alıyor. Bizler cezasızlığın ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Cezasızlık, failler için ödül oluyor. Daha fazla cezanın işlenmesini teşvik ediyor. Türkiye’nin uluslararası sözleşmelere imza atmasını istiyoruz. Zorla kaybettirmelerde zamanaşımı denilen bir şey ile karşılaşıyoruz. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının ortadan kaldırılması gerekir. Faillerin yargılanmasını isterken yargılananlar haline geldik. Hak savunucuların yanımızda olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Benim o gözlere sözüm var’
 
Çorlu Tren Kazası’nda oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz ise, tren kazasında yaşananları anlattı. 8 Temmuz 2018’de katliam yaşandığında arama, kurtarma yapılmadığını dile getiren Mısra, “Üstünün örtülmesi için çaba harcanıyordu. Cenazeler trenin altındayken bilirkişi rapor hazırlamaya gelmiş. Her birimize ayrı ayrı hastanede olduklarını söyleyerek, bizi gönderiyorlar. Oğlumun ikiye katlanmış bedeninde açık olan gözleri bana ‘Anne hesap soracaksın’ diyor. Benim o gözlere sözüm var. Ben gencecik anne oldum. Kucağımda evlatsız kaldım. Son duruşmada katliamda yaşamını yitiren annesini unutup, unutmayacağını soran Kemal’e annesini unutturmayacağız. Kemal’e, oğlumun gözünün açık gitmesine neden olanlardan ne pahasına olursa olsun, hesap soracağız” ifadelerini kullandı.
 
Farplas direnişi: Düzeni değiştirmek elimizde!
 
Farplas direnişçilerinden Nejla Dolaşık da konferansta söz aldı. Nejla, şöyle konuştu: “Ben Farplas’a İnsan Kaynakları olarak girdim. Patron bana, ‘Bunları işçilere imzalat, imzalamazlarsa baskı kur’ diyerek işten atma dilekçesini imzalatmam gerektiğini söyledi. Ben işçi çocuğuyum, tarafım belli. Bunu kabul edemem dedim ve işten atıldım. Gebze’de direnişler sıklıkla olur. İşçiler daha iyi bir yaşam için bir araya gelirler. Farplas’ta olduğu gibi her yerde de işten atılır. 150 kişi işten atılınca kendilerini fabrikaya kapattılar. Polis geldi. Arkadaşlarımız darp edilerek gözaltına alındı. Gebze Emniyet Müdürü ve Kaymakamı firmaya geçmiş olsun ziyareti yaptılar. Biz de emek dostları olarak direniş alanındaydık. Taraflar belli. Bu düzeni değiştirmek de bizim elimizde.”
 
‘Hasta tutsaklar bu ülkenin kanayan yarası’
 
Konferansta söz alanlardan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Alişan Şahin, “Konferansın temeli, hafıza, hakikat ve hesaplaşmadır. Bu ülkede zulme uğrayan halkların hafızasının silinmesi için çok mücadele edildi. Ancak silemediler. Burada yaptığımız aslında hafızalarımıza yeni hafızalar eklemedir. Gelecek için hukuki hesaplaşmayı nasıl örgütleriz, diye bir şeyler ortaya konulması gerekir. Bu konferansın sonuç bildirgesinde de somut adımların atılacağı altyapı oluşturur. Bu ülkede Kürt’seniz, solcu, sosyalistseniz devletin kapısına adım attığınız anda kötü muamele başlıyor. Gözaltı, tutuklama, emniyet ya da karakoldan bahsetmiyorum. Demokrasi güçlerinin, ana muhalefetin sessiz kalmasının da bunlara cesaret verdiğini düşünüyorum. Bunlar katlana katlana bugüne geldi. Hasta tutsaklar bu ülkenin kanayan yarasıdır. Ülke bir korku cehennemine çevrildi. Halkları borçlandırarak, köleleştirdiler. Bu ülkeyi yönetmeye çalıştılar. Ceza İnfaz yasasında 2020 yılında bir değişiklik yapıldı. Yazılı bir faşizm belgesidir. Kürtler, solcular, sosyalistler hariç bu yasayı çıkarıyoruz, dediler. Uyguladılar” ifadelerini kullandı.  
 
Aysel Tuğluk
 
Aysel Tuğluk’a SEKA Devlet Hastanesi tarafından verilen “Cezaevinde kalamaz” raporunu hatırlatan Alişan, “Avukatlar müracaat etti. Sonrasında TİHV’in de raporu var. Ancak ATK’nin, içerisinde nöroloji hekimi olmayan kurulu ‘cezaevinde yaşayabilir’ raporu yazdı. Aysel’in durumu nörolojik bir vakadır. ATK’nin, başında yaptığı hukuksuzluğu ortaya koyuyor. Bu sefer göstermelik bir nörolog kurula getirildi. Başvuru reddedildi. Karakolda gözaltında başlıyor. Savcılıkta, kovuşturma ve Yargıtay’da devam ediyor. ÖHD olarak, hukuksuzluklara karşı direneceğiz, tarihe mahkemelerde not düşeceğiz” dedi.
 
‘Sistem değişmedikçe hiçlik devam edecek’
 
Roboskî’de yaşamını yitirenler adına Roboskî ailelerinden Ferhat Encu konuştu. Roboskî’de yaşananları ve hukuki süreçleri aktaran Ferhat, “Sorumluların açığa çıkarılmasını istiyoruz. Bu ülkede demokrasi, adalet, özgürlükler inşa edildiğinde bu koca hiçlik bir şeye dönüşecek. Bu sistem değişmediği sürece hiçlik de devam edecektir” sözlerine yer verdi. Demokrasi ve özgürlükleri savunan güçlerin sistematik bir yok etme politikasıyla karşı karşıya olduğunun altını çizen Ferhat, “Bu ülkede cezasızlık politikası yönetim haline getirilmeye çalışılıyor. Unutmadık, unutturmayacağız. Elbette hesap soracağız. Hesap sorulunca adalet bulunabiliriz. Faşizmin kendini kurumsallaştırdığı, demokrasi güçleri katliam ve hukuksuzluklarla karşı karşıya olsa da mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Sustuğumuzda, göz yumduğumuzda katliamlar, adaletsizlikler çoğalacaktır” diye ekledi.
 
‘İktidar katliamdan sonra Soma’da başka bir düzen kurdu’
 
301 madencinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı için Kamil Kartal konferansta konuştu. Siyasal iktidarın ortaya çıkmış tepkiyi bastırmak için çeşitli vaatler gündeme getirdiğini belirten Kamil, katliamın ardından Soma’nın çok fazla değiştiğini söyledi. Kamil, “Soma’da 301 anne, baba evlatsız kaldı. 432 çocuk yetim kaldı. Katliamdan sonra 11 çocuk doğdu. Siyasal iktidar tepkiyi bastırmak için Soma’da başka bir düzen kurdu” şeklinde konuştu.
 
‘Biz bitmeden dava bitmeyecek’
 
Suruç Aileleri adına söz alan ve katliamda eşi Ferdane ve oğlu Nartan’ı kaybeden Metin Kılıç, “Bu davalar biz bitti demeden bitmeyecek. Sorumlular hesap vermediği sürece gerçek adalet sağlanmayacak” dedi.
 
Ferit Şenyaşar: Adalet sağlanana kadar mücadele!
 
Şenyaşar Ailesi adına Ferit Şenyaşar söz aldı. Verdikleri hak mücadelesi ve sağlık koşulları nedeniyle annesi Emine Şenyaşar’ın konferansa gelemediğini söyleyen Ferit, katliamı anlattı. Devlet gücüyle halkın baskı altına alınmaya çalışıldığını ve bunun için kendilerinin kurban seçildiğini dile getiren Ferit, şöyle devam etti: “4 yıla yakındır. Üç insanımız katledilmiş bir kardeşimizde rehin olarak cezaevinde tutuluyor. Hastane katliamı yüzlerce kamu çalışanı önünde yapıldı. Kolluk kuvvetinin önünde meydana geliyor ve hastane davasında 4 yıldır gizlilik kararı var. Adliye önünde nöbet eylemi başlattık. Nöbetimize milyonlarca insan sahip çıktı. Bütün hukuk örgütleri, siyasi partiler ilgileniyor. İktidara bağlı olmayan sivil toplum kuruluşları yanımızdadır. Kamuoyunun baskısından dolayı milletvekilinin kardeşi cezaevindedir. Mücadelemizi sürdürüyoruz. Göstermelik adalet istemiyoruz. Gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemiz sürecek.”
 
Konferansa 45 dakika ara verildi. Konferansın ikinci bölümü “Hakikat” oturumuyla devam edecek.