Yağmur Yurtsever: Şiddet hem arttı hem çeşitlendi

  • 09:02 10 Mart 2026
  • Güncel
Devrim Fındık 
 
İSTANBUL - TJA aktivisti Yağmur Yurtsever, erkeklerin kadınları “nasılsa sorulmayacak, soruşturma yapılmayacak” rahatlığıyla katlettiklerine dikkat çekerek kadınların, devlet mekanizmalarına güvenmediğini söyledi.
 
Türkiye'de kadınlara yönelik saldırılar ve  katliamlar  bir kırım haline getirilirken, cezasızlık politikası ve iktidarın önleyici mekanizmaları işletmemesi de kadınları hayattan koparmaya devam ediyor. Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Yağmur Yurtsever, İstanbul’da son dönemde yaşanan kadın katliamlarını ve kadınlara yönelik şiddetin geldiği boyutu ajansımıza değerlendirdi.
 
‘Herhangi bir cinayet olmadığını anlamak gerekiyor’
 
İstanbul’un kadın mücadelesinin güçlü olduğu bir kent olmasına rağmen, kadınlara yönelik şiddetin hem niteliği hem de yoğunluğu bakımından ağır bir tabloyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Yağmur Yurtsever, son dönemde kadın katliamlarında vahşetin ve nefret boyutunun giderek arttığını ifade etti. Yağmur Yurtsever, sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul aslında kadın mücadelesinin, kadın direnişinin yüksek olmasına rağmen şiddetin hem niteliğinin hem niceliğinin yüksek ve yoğunluklu olduğu bir yer. Erkeklerin gittikçe canileştiği, gittikçe kadınlara yönelik cinayetin nefretle dolu olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Erkekler kadın bedenlerini paramparça ederek kadını gerçekten bir nefret ve yok etme ufkuyla öldürüyor. Bunların herhangi bir cinayet olmadığını anlamak gerekiyor.”
 
‘İŞİDvari cinayet biçimleri yaygınlaşıyor’
 
Yaşananların yalnızca İstanbul’a ya da Türkiye’ye özgü olmadığını belirten Yağmur Yurtsever, dünyada derinleşen savaş politikalarının ve yasasızlığın kadınlara yönelik şiddeti daha ağır biçimlerde ortaya çıkardığını dile getirdi. Kadın katliamların çoğu zaman “şüpheli ölüm” olarak kayda geçirildiğini de söyleyen Yağmur Yurtsever, bunun erkekleri daha da cesaretlendirdiğini ifade ederek şunlardan bahsetti: “Bugün dünyada küresel bir savaş biçiminden söz ediyoruz. Türkiye’de de norm dışı bir devlet ve norm dışı bir toplumsallık oluşmuş durumda. Toplumsal bile olmayan, çetelerle yürüyen bir sokak hayatı var. Yasasızlıkla ilerleyen bir gündelik hayat var. Bu zeminde kadınlara yönelik İŞİD vari dediğimiz ama artık kendisini norm olarak dayatmaya çalışan bir cinayet biçimi karşımıza çıkıyor. Erkekler kadın bedenlerini şu rahatlıkla paramparça ediyor: ‘Nasılsa sorulmayacak. Nasılsa araştırması, soruşturması bile yapılmayacak. Yargı süreci bile devreye girmeyecek.’ Dolayısıyla cezasızlık politikaları bugün kadın cinayetlerini, cinayet olarak bile adlandırılmadığı bir noktaya getirdi.”
 
‘İstanbul cezasızlığın yoğunlaştığı bir yer’
 
Yağmur Yurtsever, İstanbul’un hem norm dışı devlet politikalarının hem de çeteleşmenin yoğunlaştığı bir yer haline geldiğini ifade ederek, “İstanbul bu anlamda hem norm dışı toplumsallığın hem de norm dışı devletin çok ağır yoğunlaştığı bir yer. Bu nedenle kadınlara yönelik en ağır şiddet biçimlerinin en görünür olduğu şehirlerden biri haline geliyor” dedi.
 
‘İnsani değerleri savunanlar cezalandırılıyor’
 
Kadın katliamlarına karşı insani değerleri savunanların cezalandırıldığına dikkat çeken Yağmur Yurtsever, Kadir Şeker davasını hatırlatarak şunları belirtti: “Bir kadına şiddet uygulayan erkeğe müdahale ettiği için hapis cezalarına maruz kalan bir erkek var. İnsani değerleri savunduğu için cezalandırılıyor. Ama kadınları öldürenler cezalandırılmadığında, bunun sonucu böyle bir erkekleşme oluyor. Bu durum, toplumda erkek egemen zihniyeti yeniden üretiyor ve kadınlar çok yönlü bir mücadele yürütmek zorunda kalıyor. Bizler için bu durum çifte hatta üçlü bir mücadeleye dönüşüyor. Yanımızda yoldaş dediğimiz erkekle mücadele, sokaktaki erkeklikle mücadele ve sistem olarak erkek egemenliğiyle mücadele.”
 
‘Kadınlar devlet mekanizmalarına güvenmiyor’
 
Kadınların şiddet karşısında başvurabilecekleri mekanizmalara güven duymadığını söyleyen Yağmur Yurtsever, kadın örgütlerinin mücadelesiyle kazanılan hakların bile fiilen işletilmediğini ifade ederek, “Kadın örgütleri sığınma evlerinden başvuru mekanizmalarına kadar pek çok kazanımı kendi mücadelesiyle elde etti. Ama bugün kadınlar şiddet başvurusu yapmak için bu mekanizmalara gitmek istemiyor. Çünkü güvenmiyorlar” dedi. Kadınların devletin açtığı sığınma evlerini dahi güvenli alanlar olarak görmediğini belirten Yağmur Yurtsever, bu alanların çoğu zaman kadınlar tarafından “tecrit alanı” olarak tanımlandığını söyledi. Kadın katliamların çoğu zaman soruşturulmadığını belirten Yağmur Yurtsever, kadınların sosyal medyada kendilerini savunmak zorunda kaldığını söyleyerek, “Kadınların özellikle Gülistan Doku’dan sonra ‘Başıma bir şey gelirse bilin ki böyle değildir’ diye sosyal medyada kendilerini savunmak zorunda kaldıklarını görüyoruz” diye ekledi.
 
‘Savaş politikaları kadın özgürlüğünü hedef alıyor’
 
Kadınlara yönelik şiddetin savaş politikalarından bağımsız ele alınamayacağını söyleyen Yağmur Yurtsever, “Örneğin Şengal’de cinsel şiddete maruz kalan kız çocukları bugün kendi yaşına ermiş çocukları doğurmak zorunda kaldılar ve o kadınların sorumluluğunu bu dünya üzerinde kimse almadı. Kadın hareketi sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’da da kadınlar için hesap soran bir mücadele yürütüyor. Kadınların barış ve özgürlük ihtiyacını ortaya çıkaran bir mücadele” sözlerini kullandı. 
 
‘Kadınlar devlete güvenmiyor’
 
Sahada kadınlarla yürüttükleri çalışmalarda devlet mekanizmalarına güvensizliğin çok açık görüldüğünü belirten Yağmur Yurtsever, şunları söyledi: “Kadınların talebi neredeyse ‘devlet karışmasın da biz kendi dayanışmamızla çözelim’ noktasına gelmiş durumda. Ama biz bunu böyle kabul etmiyoruz. Devlete bu sorumluluğunu dayatmak kadınların görevidir.”
 
‘Şiddet hem arttı hem çeşitlendi’
 
Son yıllarda erkek şiddetinin hem yoğunlaştığını hem de çeşitlendiğini söyleyen Yağmur Yurtsever, toplumda şiddete karşı duyulan utancın da ortadan kalktığını belirterek, “10-15 yıl önce bir erkek eşine şiddet uygulayacaksa sokağın ortasında utanırdı. Şimdi sokağın ortasında rahatlıkla öldürebiliyor. Utanç duymuyor, suçluluk duymuyor, korku duymuyor. Fiziksel şiddetin yanı sıra dijital şiddet de hızla arttı ve bu çocuk yaştakilere kadar indi” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kadınlar örgütlenerek mücadele ediyor’
 
Tüm bu katliam tablosuna rağmen kadınların güçlü bir mücadele yürüttüğünü vurgulayan Yağmur Yurtsever, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Şiddetin çok arttığı bir dönemde muazzam bir kadın örgütlenmesi ve kadın bilinci de açığa çıkıyor. Sokakta bir kadına şiddet uygulanırken müdahale eden kadınlarla karşılaşıyoruz. Bir kadına bağıran erkek gördüğünde onun yanında bekleyen kadınlarla karşılaşıyoruz. Biz kadınların mücadelesi, yanındaki erkeğin kötü hayatıyla eşitlenmek değildir. O sömürülen erkekle, o sömüren, şiddet uygulayan erkekle de eşitlenmek değildir. Bizler hep beraber, bütün kadınlar kolektif bir şekilde bu sınıftan özgürleşmiş, toplumsal cinsiyetten, erkek egemenliğinden özgürleşmiş, ulustan, ulus devletçilikten, devlet aklından özgürleşmiş bir kolektif yaşamı kurmanın mücadelesini tam bugün, tam olduğumuz yerde veriyoruz. Dolayısıyla bunun ilkesel ve ideolojik bir boyutu da var. Bunları yeniden tartışıp önümüze net bir biçimde koymak kıymetli olacaktır diye düşünüyoruz.”