‘Sayın Öcalan’ın özgürlüğü demokratik bir yaşamının önünü açacaktır’
- 11:47 26 Şubat 2026
- Güncel
AGIRÎ - Umut hakkının uygulanmamasına dikkat çeken DBP İl Eşbaşkanı Şilan Turga, “Umut hakkını bir insanlık meselesi olarak görüyoruz. Temel talebimiz Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü olduğunu vurgulayarak, “Umut hakkı ve tecridin de ötesinde fiziki özgürlükten söz ediyoruz. Çünkü Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün Türkiye’de, Türkiye halkları arasında, dört parça Kürdistan’da barışçıl ve demokratik bir yaşamın önünü açacağına inanıyoruz” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik verdiği “umut hakkı” ihlal kararının üzerinden 12 yıl geçmesine ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK) defalarca uyarıda bulunmasına rağmen Türkiye, bu konuda somut bir adım atmadı. İmralı Ada Hapishanesi’nde uygulanan tecrit sisteminin yalnızca umut hakkının değil, birçok temel hakkın da ihlali anlamına geldiğini belirten Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Agirî İl Eşbaşkanı Şilan Turga, meselenin siyasi pazarlıklar üzerinden değil, bir hak ekseninde ele alınması gerektiğini vurguladı.
‘Umut hakkı siyasi pazarlık meselesi değil’
Şilan Turga, AİHM’in Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında verdiği umut hakkı ihlali kararının üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen bu konuda somut bir adım atılmadığını ifade etti. Şilan Turga, “Bu süre zarfında ve son bir yılı aşkın süredir devam ettiği ifade edilen barış ve demokratik toplum sürecine rağmen umut hakkına ilişkin somut bir gelişme yaşanmadı. Bu konuyu politik tartışmalar, hükümetin kullandığı kavramlar ya da siyasi pazarlıklar üzerinden değil, bir hak meselesi olarak ele almak gerekiyor. Biz umut hakkını bir insanlık hakkı olarak görüyoruz. Bu hak, Sayın Öcalan şahsında tüm siyasi tutuklular için uygulanması gereken bir haktır. Ancak Türkiye hükümeti bu konuyu gündemine almak yerine İmralı Ada Hapishanesi’nde tecrit uygulamasını sürdürmektedir. Tecrit sistemi yalnızca umut hakkının ihlali değil, birçok temel hakkın ihlalini de içinde barındıran bir uygulamadır. Bu nedenle bu duruma karşı çıkmak, bunu kamuoyunda dile getirmek ve görünür kılmak gerekiyor” diye konuştu.
‘Anadilin tanınması Kürtler açısından varlık meselesidir’
Şilan Turga, Meclis’te kurulan komisyon, açıklanan rapor ve sürece rağmen anadil konusunda somut adımların atılmadığını kaydederek, sürecin söylemlerle değil uygulamalarla ilerletilmesi gerektiğini belirtti. Şilan Turga, “Ancak kardeşlik ve birlikte yaşamın konuşulduğu bir süreçte, hükümetin hala ‘Terörsüz Türkiye’ gibi kavramları kullanması Kürtlerin kabul edebileceği bir yaklaşım değildir. DEM Parti’nin, Kürt Özgürlük Hareketinin ve Sayın Öcalan’ın sürece hassas, dikkatli ve çözüm odaklı yaklaştığı bir ortamda bu tür söylemler sürecin ruhuna uygun düşmemektedir. Bunun ötesinde 21 Şubat Dünya Anadili Günü olmasına rağmen, komisyonda da somut olarak ele alınmayan başlıklardan biri anadil meselesidir. Kardeşlikten ve birlikte yaşamdan söz edilen bir süreçte anadil konusunda somut bir adımın atılmaması kabul edilebilir değildir. Hükümetin kurduğu cümlelerin aksine somut adım atmaması ve meseleyi yalnızca söylem düzeyinde değerlendirmesi sürecin ilerlemesini zorlaştırmaktadır. Eğer bir süreç yürütülecekse bunun daha samimi, daha açık ifadelerle ve bu ifadelerin ötesinde somut adımlarla hayata geçirilmesi gerekir. Şu ana kadar atılan adımlar açısından baktığımızda somut bir gelişme göremiyoruz. Anadilin tanınması Kürtler açısından varlık meselesidir. Bu nedenle bu konunun yeniden ele alınması ve üzerinde ciddi biçimde yoğunlaşılması gerekmektedir” dedi.
‘Temel talep Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü’
Şilan Turga, umut hakkı ve tecrit tartışmalarının gündemde olduğu süreçte, temel taleplerinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü olduğunu vurgulayarak, “Umut hakkı ve tecridin de ötesinde fiziki özgürlükten söz ediyoruz. Çünkü Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün Türkiye’de, Türkiye halkları arasında, dört parça Kürdistan’da barışçıl ve demokratik bir yaşamın önünü açacağına inanıyoruz. Bunun yanında DEM Parti İmralı Heyeti 16 Şubat 2026 tarihinde Sayın Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdi ve görüşme notları kamuoyuyla paylaşıldı. Bu görüşme bizim açımızdan son derece kıymetlidir. Kurduğu her cümle, dile getirdiği her düşünceyi duymak bizlerde büyük bir heyecan yaratıyor. İmralı Ada Hapishanesi’nde dar ve sınırlı koşullar altında dahi Türkiye’ye ve bölgeye dair önemli değerlendirmeler yapabiliyorken, fiziki özgürlüğünün sağlanması halinde barışın, demokratik toplumun ve demokratik yaşamın gelişmesine çok daha büyük katkılar sunabileceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Her alanda fiziki özgürlük talebini dile getiriyoruz’
Uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin yarattığı acıların sona ermesinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğüyle mümkün olacağını vurgulayan Şilan Turga, “50 yılı aşkın süredir devam eden bir mücadele ve bu süreçte yaşanan acılar, kayıplar ve gözyaşı var. Bu durum her iki taraf açısından da ağır sonuçlar doğurdu. Yaşanan tüm bu acıların son bulmasının, yeniden aynı noktaya dönmemek için kalıcı bir çözümün sağlanmasının Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Bu talebin daha güçlü şekilde dile getirilmesi ve toplumsal olarak örgütlenmesi gerekiyor. Bu da bizim sorumluluğumuzdur. Bulunduğumuz her alanda fiziki özgürlük talebini dile getiriyoruz ve bu ifadeyi kullanmaktan kaçınmamak gerektiğine inanıyoruz. Sayın Öcalan’ın düşünceleri ve çalışmaları Türkiye’de, dört parça Kürdistan’da ve uluslararası alanda tartışılan, akademik düzeyde ele alınan bir noktadadır. Bu yönüyle yalnızca bir kişi olmanın ötesinde, Kürtler başta olmak üzere geniş bir kesime ve dünyaya hitap eden bir aktör konumundadır. Bu nedenle fiziki özgürlüğünün sağlanması talebini yinelemek ve bu talebin toplumsal karşılığını büyütmek dışında yapabileceğimiz en önemli şeyin bu olduğunu düşünüyoruz” sözlerine yer verdi.







