Önemli olan açıklama değil, ‘isim değişikliği’ oldu!
- 09:08 10 Mayıs 2026
- Medya Kritik
Nazlıcan Nujin Yıldız
HABER MERKEZİ – Medyanın Kürt sorununa, demokratikleşmeye ve barışın sağlanmasına dair kullandığı dilin sürece olan etkisi, azımsanamayacak kadar fazla. Bu etkinin farkında olan medya, tam da bu nedenle nefret dilinden vazgeçmiyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen devlet tarafından somut bir adım atılmaması, son süreçte halkın temel gündemini oluşturuyor. Duruma dair halk, net bir şekilde taleplerini dile getirerek devlete bu konuda çağrıda bulunmaya devam ediyor. Yaşanan gelişmelerin ve atılan tarihi adımların karşısında, halkın en büyük beklentisi ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve Abdullah Öcalan’a statü sağlanması.
Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’nun temel gündemi olan bu durum karşısında yazılanlar ve çizilenler, sürece büyük bir etkide bulunuyor. Halkın talepleri net bir şekilde ortadayken barışı “terörsüz Türkiye” söyleminden ibaret görenlerin yazdıkları, elbette ki halkın istediği barışın çok dışında. Sürece rağmen barış dilini kurmayan medya, Apocu Hareket Yönetimi’nin yaptığı önemli açıklamaya dair yapılan haberlerde de devletin adım atmadığı gerçeğini inkâr ederek hakikate olan “bakış açısını” bir kez daha gösterdi.
Açıklamanın önemine değil, “isme” vurgu
Apocu Hareket Yönetimi’nin sürece dair yaptığı açıklama, büyük bir öneme sahipken yandaş medya, konuya dair yaptığı haberlerde “isim değişikliğine” odaklandı. “PKK terör örgütü isim değiştirdi!”, “PKK adını değiştirdi! İşte yeni isimleri” başlıklarıyla servis edilen haberlerde, dikkat çekilen nokta Apocu Hareket Yönetimi’nin açıklamaları ve devletin adım atmaması değil, “isim değişikliği” oldu. Süreçte devletin henüz somut bir adım atmaması konusu gündemdeki yerini korurken, özellikle bu konuya dair yapılan bir açıklamada bu durumun vurgulanması, yandaş medya için haber değeri taşımadı. Halkın sık sık dile getirdiği ve kabul etmediği bu durum, medya tarafından “magazinsel anlam çıkarma” çabasıyla gölgede bırakılmaya çalışıldı. Bu başlıkla servis edilen haber içeriklerinde de durum değişmedi. Apocu Hareket Yönetimi’nin açıklamalarının yer aldığı haberlerde, açıklama tırnak içerisinde verilmesine rağmen, kimi ifadelere yer verilmedi. Örneğin, Apocu Hareket Yönetimi’nin açıklamasında yer alan, “Kürt sorunu gibi Türkiye’nin temel sorununun birinci dereceden muhatabı olan Rêber Apo’nun mevcut konumda bulunması 100 yıllık soruna ve çözümüne, doğru yaklaşılmadığını gösterir” cümlesi, Yeni Akit’in yaptığı haberde, şu şekilde yer aldı: “Kürt sorunu gibi Türkiye’nin temel sorununun birinci dereceden muhatabı olan Apo’nun mevcut konumda bulunması 100 yıllık soruna ve çözümüne, doğru yaklaşılmadığını gösterir”
Haberin devamında da özellikle “Rêber Apo” ifadesinin yer aldığı yerler, tırnak içerisinde verilmesine rağmen sansürlendi. Bunu basit bir şekilde ele almak, sürece nasıl yaklaşıldığı konusunda bizleri yanıltacaktır elbette. Bu durum yalnızca bir tercih değil, sürece yaklaşımın bir kanıtıdır da.
Önkoşul mu gereklilik mi?
Diğer haber sitelerinde de çoğunlukla açıklama, “isim değişikliği” vurgusuyla servis edildi. Yandaş medyada durum böyle iken muhalif olduğu iddia edilen kimi haber sitelerinde durum daha vahimdi. Örneğin; Cumhuriyet, konuya dair haberi şu başlıkla servis etti: “Milliyetçi Hareket ile Apocu Hareket işbaşında!” Sürecin başından beri, yaşanan tüm krizlerin nedeni olan Kürt sorununun çözümüne dair yapılan çağrıyı, iktidar ile yapılmış olan bir “pazarlıktan” ibaret görenler, tıpkı yandaş medya gibi algıyı başka tarafa çekmeye çalıştı. Yapılan haberde yer alan, “KCK yöneticileri, Kandil’de basın toplantısı düzenleyerek süreç için bir önkoşul dayattı” ifadesi, aslında sürecin nasıl okunduğu ve okunması istendiğiyle yakından alakalı. Sürecin baş müzakerecisi olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleşmesi ve özgür çalışır koşullara kavuşmasına dair söylenenler, barışın sağlanması için bir “önkoşul” olarak sunuldu. Ancak bu durum bir önkoşul değil, sürecin ilerlemesi için atılması gereken en gerekli adım. Öte yandan haberde, PKK’nin attığı tarihi adımların “göstermelik” olduğu söylendi. Bunun karşısında ise devletin somut adım atmaması, yandaş medya haberlerinde de olduğu gibi yer almadı.
Medyanın barış dilini kurmaması, bir noktada barışın sağlanabilmesine ve demokratikleşmeye tek başına büyük bir engel çıkarabilir diyemeyiz ancak toplumun barışa ve demokratikleşmeye olan bakışına büyük bir etkisi olduğu ve olacağı inkâr edilemez bir gerçek.







