Avukat Hediye Gökçe Baykal: Bir komisyon değil, gerçek bir dönüşüm gerekiyor
- 09:02 15 Mayıs 2026
- Güncel
ANKARA - Çocuğu merkeze koyan bir yapının oluşturulması gerektiğini söyleyen avukat Hediye Gökçe Baykal, “İlla bir komisyon kurulması gerek yok. Mevcut kurumlar içerisinde de bu düzeltmeler yapılabilir” dedi.
İktidarın kadınlara, çocuklara ve toplumun geneline yönelik yürüttüğü politikalar; yoksulluğu derinleştirirken şiddeti de gündelik yaşamın bir parçası haline getiriyor. Özellikle çocukların adli süreçlere dahil olmasının temelinde; eğitim sisteminden koparılmaları, çocuk yaşta çalıştırılmaları, güvencesizlik, aile içi ve toplumsal şiddet ile sosyal destek mekanizmalarının yetersiz bırakılması yer alıyor. Derinleşen ekonomik kriz, artan eşitsizlik ve kamusal hizmetlerin tasfiye edilmesi çocukları daha fazla korunmasız bırakırken, devletin bu sorunların kaynağına dönük sosyal politikalar üretmek yerine baskıcı ve yasakçı yöntemlere yöneldiği görülüyor. Çocukların uğradığı yoksulluk, ihmal ve şiddet karşısında koruyucu mekanizmaları güçlendirmek yerine dijital medya yasaklarını “çözüm” olarak öne çıkaran iktidar, sorunun nedenlerini görünmez kılıyor.
Haber dizimizin son bölümünde Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği'nden Avukat Hediye Gökçe Baykal’ın değerlendirmelerine yer veriyoruz.
Çocuğa yönelik şiddetin birçok alanda yaşandığına dikkat çeken Hediye Gökçe Baykal, “Toplum içinde çok fazla katmanlı bir şiddet döngüsü var. Daha dün avukat meslektaşımız katledildi. Aile içi şiddet, dijital şiddet, akran zorbalığı; bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Olayları tek başına değerlendirmek yanlış olur. Toplumun genelini değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Fail çocuk, problemli aile ya da kontrolsüz teknoloji gibi kavramları ele alarak bir değerlendirme yapmak değil; bir bütün olarak bunların nelerden kaynaklandığını, neden ortaya çıktığını değerlendirmek gerekiyor. Münferit olarak değerlendirmek bizi doğru sonuca götürmeyecektir” dedi.
‘Sorunun kaynağı tespit edilip çözüm üretilmeli’
Meclis bünyesinde kurulan komisyonların genellikle yaşanan belli olaylardan sonra kurulduğuna dikkat çeken Hediye Gökçe Baykal, iktidarın politika oluşturmakta eksik kalındığını söyledi. Hediye Gökçe Baykal, “Bütüncül bir yaklaşımda bulunulmuyor. Münferit bir olay yaşanıyor, onun üzerine Meclis’te komisyon oluşturuluyor. Münferit olaylar üzerine gidilmesi, önleyici politikaların eksikliği; baroların çocuk hakları merkezleri, sivil toplum örgütlerinin çocuk hakları alanında çalışan birimlerine danışılmadan hareket edilmesi de bu çalışmaları etkili kılmıyor. Her münferit olay sonrası yeniden bir komisyon kurulması gerekiyor. Bu komisyonların bütüncül, hak temelli, çocuğu merkeze alan bir yaklaşımda bulunması gerekiyor. Münferit olayların çözümü tabii ki önemli ancak bundan sonra yaşanacak olayları engelleyecek şekilde politikalar üretilmesi gerekiyor. Bu komisyonların çok yeterli olduğu söylenemez. İyi niyetli çabalar var ancak sonuçlarına baktığımızda çok daha efektif sonuçlar alınması gerektiğini düşünüyorum. Çocuk hakları alanında çalışanlarla ortak bir çalışma yapıp sorunun kaynağını tespit ederek buna dair bir çözüm üretilmesi gerekiyor” diye konuştu.
‘Sistem çocukları suça sürüklüyor’
Çocukların doğrudan eğitim hayatından çalıştırılmaya zorlanması, çocuğun yoksulluk sarmalına düşmesine neden olduğunu belirten diyen Hediye Gökçe Baykal, “Çocuklar, okula gitmeleri gerekirken sisteminin kurbanı oluyorlar. Bu sebeple çocuk bu sistemin içine ne kadar erken girerse, çok derin bir yoksulluk ve mevcut suçlarla da o kadar erken karşılaşıyorlar. Bu süreçte çocuğun, sistemin mağduru haline geldiğini görüyoruz. Bu nedenle hırsızlık suçunun bu kadar arttığını görüyoruz. Eğitim hayatının içerisinde olmayan çocuk, sokakta doğrudan suçla bağlantılı olabilecek bir ortamda bulunuyor. Bu da eğitim hayatından uzak kalmanın çocuğu doğrudan suça sürüklediğini gösteriyor. Suça sürüklenme kavramının karşılığını burada görüyoruz” şeklinde konuştu.
'Neden suç ağlarına düşülür?'
Okula devam edemeyen çocukların erken önleme mekanizmalarından yararlanamadığını söyleyen Hediye Gökçe Baykal, “Okulda rehberlik hizmetleri var. Rehberlik bir çocuğun herhangi bir sorununu tespit ederse, erken uyarı sistemiyle ailesini uyarıyor ve gerekli önlemleri alıyor. Ancak aile de kendi yaşam mücadelesi içinde çocukla ilgilenebilecek durumda olmayabiliyor. Çocuk, içinde bulunduğu sosyal çevre ve yaşadığı mecburiyetler nedeniyle doğrudan suç ağlarının içerisine düşebiliyor. Bu durumun eğitimle çok alakası var. Eğitimden uzak kalan çocuğun, alternatifsizlik nedeniyle suça sürüklendiğini doğrudan görüyoruz” dedi.
‘Dijital medya yasaklamaları çözüm değil’
İktidarın dijital medya yasağıyla doğrudan yasaklayıcı bir zihniyetle sorunu çözmeye çalıştığına dikkat çeken Hediye Gökçe Baykal, “Bu yasaklamaların uzun vadede etkili olmayacağını biliyoruz. Yasaklamak yerine daha sıkı kontroller yapılabilir. Mesela çok konuşulan, 15 yaş altı çocukların dijital medyaya T.C. kimlik numaralarıyla girmesi gibi bir düzenlemeden bahsediliyor. Ancak bunun uzun dönemli sonuçlarından söz edilmiyor. Çocukların kişisel verilerini doğrudan bu platformlara vermesinden bahsediyoruz. Bu ciddi bir kişisel veri ihlalidir. Bu tarz sosyal medya platformlarını yasakladığınız zaman çocuklar başka dijital ağlara, deep web dediğimiz alanlara da yönelebiliyor. Alternatif çözümler üretebilirler. Bütüncül bir sistemle çözmediğimiz sürece dijital dünyayı yasaklamak sadece kısa süreli bir etki yaratabilir, aynı zamanda çocuklar üzerinde ters tepki de yaratabilir. Biz bu ülkede çocukların, oyunları yasaklandığı için eylem yaptığını gördük. Bu sebeple dijital dünyanın içine doğan çocukların dijital dünyaya erişimini engellemeye yönelik bir düzenlemenin bu sorunu çözeceğini düşünmüyorum” diye belirtti.
‘Çocuğu merkeze koyan bir yaklaşımın oluşması lazım’
Çocukları merkeze alan, hak temelli bir yaklaşım ve çocuk hakları alanında uzman kişilerle birlikte bu sorunun bütüncül politikalarla ele alınması gerektiğini ifade eden Hediye Gökçe Baykal, “Gerçekten sorunları doğru tespit edip çocuğu merkeze koyan bir yaklaşımın oluşması lazım. Bu konuyla ilgili illa bir komisyon kurulmasına gerek yok. Mevcut kurumlar içerisinde de bu düzenlemeler yapılabilir. O yüzden önemli olan kurumların adı değil, amacı ve yaklaşım biçimidir. Bir an önce çocukları suçtan ve çocuk işçiliğinden koruyacak düzenlemeleri kapsayan genel bir düzenlemeye gidilmesi gerekiyor. Bunların hepsi bürokratik işlemler ancak bizim bu kadar süremiz yok. Her gün yeni bir şiddet olayıyla karşılaşıyoruz. Bu şiddet aile içinde, okullarda, kamu kurumlarında ve yargıda bile artmış durumda. Toplumu düzeltmeye başlarsak çocuklar da tabii ki bundan etkilenecektir. Çocukları yetişkin gibi cezalandırmak asla bir çözüm değil. ‘Suça sürüklenen çocuk’ kavramı zaten bütün bu toplumsal sorunların yarattığı bir kavram. Bu kavram, uzun yıllar süren bir mücadelenin kazanımı. Bu anlamda daha kapsamlı toplumsal düzenlemelerin yapılması, bu alanda yıllardır çalışan uzmanlarla birlikte hareket edilmesi çok önemli” şeklinde konuştu.







