Çerçeve yasa değil, çerçevelenen gündem

  • 09:04 5 Temmuz 2026
  • Medya Kritik
Yeşim Oruç
 
HABER MERKEZİ – "Çerçeve yasa" günlerdir medyanın gündeminde. Ancak haberler incelendiğinde, aynı hukuki düzenlemenin farklı siyasal anlamlarla yeniden kurulduğu görülüyor. Peki okur, bütün bu haberlerin sonunda gerçekten çerçeve yasanın ne olduğunu öğrenebiliyor mu?
 
Günlerdir aynı kavram konuşuluyor: Çerçeve yasa. Televizyon ekranlarında, internet sitelerinde, köşe yazılarında... Ancak haberler yan yana konulduğunda ortak olan tek şey kavramın kendisi. Çünkü aynı "çerçeve yasa", her medya kuruluşunda başka bir hikâyeye dönüşüyor.
 
Farklı yayın politikalarına sahip medya kuruluşları aynı kavramı haberleştiriyor; ancak aynı kavramı anlatmıyor. Aynı hukuki düzenleme, kimi haberde "af", kiminde "Terörsüz Türkiye", kiminde AKP'nin yasal hazırlığı, kiminde ise demokratik toplumun geleceği olarak okura sunuluyor. Böylece ortak bir hukuki tartışmadan çok, birbirinden farklı siyasal çerçeveler öne çıkıyor.
 
Başlık değişince anlam da değişiyor
 
Başlıklar, haberin okuyucuya hangi pencereden sunulacağını daha ilk anda belirliyor. NTV, "Terörsüz Türkiye sürecinde gözler yasal düzenlemede. Kısmi ya da genel af olacak mı?" başlığıyla okurun dikkatini doğrudan "af" tartışmasına çekiyor. Haberin odağında çerçeve yasanın hukuki niteliği değil, kamuoyunda en fazla merak uyandıran başlıklardan biri olan af ihtimali yer alıyor.
 
Benzer biçimde Türkiye gazetesi, "Terörsüz Türkiye'nin detayları ortaya çıkıyor: Yasa, Meclis tatile girmeden çıkacak" başlığıyla süreci devletin güvenlik politikalarının devamı olarak çerçeveliyor. Spotta MİT, TSK ve MGK'nin rolüne yapılan vurgu, düzenlemeyi demokratikleşme tartışmasından çok güvenlik mekanizmasının bir parçası olarak sunuyor.
 
A Haber ve Yeni Şafak gibi iktidara yakın medya kuruluşlarında ise haberin öznesi doğrudan iktidar oluyor. "AK Parti'den yasal düzenleme hamlesi" başlığıyla süreç, toplumsal ve hukuki bir tartışmadan çok, iktidarın attığı yeni bir siyasi adım olarak aktarılıyor.
 
Muhalif medya da aynı gündemi farklı bir eksenden okuyor. Halk TV, "PKK'lilere bir yıl süre, 5 yıl siyasi yasak" başlığıyla düzenlemenin kapsamına odaklanırken, BirGün "Erdoğan'ın sözünü ettiği çerçeve yasa" ifadesiyle tartışmayı Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları üzerinden kuruyor. Her iki haberde de çerçeve yasanın hukuki zemini ve amacı yerine, düzenlemenin doğurabileceği siyasi sonuçlar öne çıkarılıyor.
 
Alternatif medyada ise farklı bir yaklaşım dikkat çekiyor. Özgür Basın, çerçeve yasa tartışmasını öneriler, çelişkili kulis bilgileri ve müzakere süreci üzerinden ele alırken; tartışmayı "geçici bir düzenleme" olarak değil, demokratik toplumun geleceğini belirleyecek bir "kök yasa" perspektifiyle haberleştiriyor. Böylece aynı düzenleme, yalnızca güvenlik ya da siyasi sonuçlar üzerinden değil, demokratik dönüşüm tartışmasının bir parçası olarak ele alınıyor.
 
Haberin merkezindeki özne
 
Haberlerde dikkat çeken bir diğer nokta ise haberin merkezine yerleştirilen öznenin değişmesi. Ana akım medya tartışmayı "af" üzerinden kurarken, iktidara yakın medya devletin ve AKP'nin hazırlıklarını merkeze alıyor. Muhalif medya düzenlemenin siyasi sonuçlarını öne çıkarıyor. Özgür Bsın ise müzakere süreci ve demokratik toplum tartışmasını görünür kılıyor.
 
Haberin merkezine yerleştirilen özne değiştikçe, aynı gelişmenin anlamı da değişiyor. Aynı hukuki düzenleme, farklı yayın politikalarında farklı anlamlar kazanıyor. Böylece okur yalnızca farklı haberler okumuyor; aynı gelişmeyi farklı çerçeveler içinde anlamlandırıyor.
 
Okurun cevabını aradığı sorular
 
Çerçeve yasa haberleri büyük ölçüde siyasi aktörlerin açıklamaları ve kulis bilgileri üzerinden ilerliyor. Farklı yayın politikalarına sahip medya kuruluşları aynı konuyu kendi editoryal öncelikleri doğrultusunda ele alırken, okurun cevabını aradığı temel sorular çoğu zaman yanıtsız kalıyor.
 
Çerçeve yasa neden gerekli? Mevcut yasalardan farkı ne? Hangi hukuki boşluğu dolduracak? Kimleri kapsayacak? Barış ve Demokratik Toplum Süreci açısından neden bu kadar kritik görülüyor? Dünyada benzer örnekleri var mı? Meclis'te nasıl bir süreç işleyecek?
 
Gazeteciliğin temel işlevlerinden biri, kamuoyunun karmaşık süreçleri anlayabileceği bilgiyi üretmektir. Ancak çerçeve yasa haberlerinde bu işlev çoğu zaman siyasi açıklamaların gölgesinde kalıyor. Haberlerin önemli bir bölümünde bu soruların yanıtını bulmak güç. Bunun yerine siyasi aktörlerin açıklamaları, kulis bilgileri ve karşılıklı mesajları öne çıkıyor.
Böyle olunca okur, çerçeve yasanın ne olduğuna ilişkin bütünlüklü bir bilgiye ulaşmak yerine, çoğu zaman siyasi aktörlerin açıklamalarının peş peşe sıralandığı bir haber akışıyla karşı karşıya kalıyor. Bu hâliyle birçok haber, okuru bilgilendiren açıklayıcı gazetecilik örneği olmaktan çok, siyasi aktörlerin açıklamalarını art arda aktaran bir basın bülteni akışını andırıyor.
 
Çerçeve yasa mı, siyasi tartışma mı?
 
Çerçeve yasa tartışması, yalnızca yeni bir yasal düzenleme etrafında yürüyen siyasi bir gündem değil; aynı zamanda medyanın aynı olguyu hangi çerçeveler içinde yeniden ürettiğini gösteren güncel bir örnek oldu. Farklı yayın çizgileri aynı kavramı haberleştirirken, okura aynı bilgiyi sunmadı. Bir yerde "af", başka bir yerde güvenlik, bir başka yerde iktidarın hazırlıkları ya da demokratik dönüşüm öne çıktı. Böylece ortak bir hukuki tartışma yerine, farklı siyasal anlatılar görünür hâle geldi.
 
Ancak bu farklı anlatılar içinde ortak bir eksiklik dikkat çekti. Çerçeve yasanın ne olduğu, neden gerekli görüldüğü ve nasıl bir hukuki çerçeve oluşturacağı, çoğu haberde geri planda kaldı. Böylece okur, ortak bir bilgi zemininden çok, farklı siyasal çerçeveler içinde üretilen haberlerle karşı karşıya kaldı.
 
Belki de bugün sorulması gereken asıl soru şu: Medya, çerçeve yasayı mı haberleştirdi; yoksa çerçeve yasa etrafında kurulan siyasal gündemi mi aktardı?