Yoksulluk, işsizlik ve güvensizlik içerisinde Alipaşa’da bir yaşam

  • 09:13 24 Ekim 2026
  • Emek/Ekonomi
Rozerin Gültekin-Pelşin Çetinkaya 
 
AMED - Yoksullukla, güvensizlikle, işsizlikle karşı karşıya Sûr’un Alipaşa mahallesinde yaşayan halk, “Kimse fakirlerin ne yaşadığına kulak vermiyor. Bir kesimin hayatı çok lüks iken bir kesimin hayatı böyle bir eşitliğin sağlanmasını istiyoruz. Gençler, kadınlar için iş imkânının yaratılması gerekiyor. Gençler işsiz kaldığında uçuruma sürükleniyor. 5 bin lira ile ne alabilirim ki?” diye soruyor.
 
Türkiye’de ekonomik kriz her geçen gün derinleşiyor. Resmi verilere göre yoksulluk sınırı 121 bin 786 Lira, Açlık sınırı 37 bin 388 Lira olurken TÜİK verilerine göre nüfusun yüzde 28,8’i sızdıran çatı, nemli duvarlar ya da çürümüş pencere çerçeveleri gibi barınma sorunları yaşıyor, yüzde 35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren öğün tüketemiyor, yüzde 19,6’sı ısınma ihtiyacını karşılayamıyor. Tarihi yapıları, dar sokakları ve çok eski yıllara uzanan kültürel hafızasıyla öne çıkan Amed’in Sûr ilçesine bağlı Alipaşa mahallesi, bir yandan geçmişin izlerini taşırken diğer yandan yoksulluk ve ekonomik eşitsizlikle karşı karşıya. Tarihi evlerin yıpranan duvarları, bakımsız sokaklar ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan güçlükler, mahallede yaşayan halkın gündelik yaşamını her geçen gün zorlaştırıyor. Mikrofonumuzu Sûr’da ekonomik kriz ile karşı karşıya kalan halka uzattık.
 
5 kişinin bir emekli maaşı ile yaşamı
 
Sûr’da 22 yıldır yaşamını sürdüren Saniye Saymadı, eşinin emekli maaşı ile yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını ancak bu maaşın geçimlerini sağlamak için yeterli olmadığını dile getirdi. Saniye Saymadı, “Eğer param çok olsaydı ben de güzel bir evde otururdum, burada yaşamak zorunda kalmazdım. 2 tane çocuğum liseden mezun oldu, bir tanesi daha lisede okuyor. Onlar da işsizler. Biz bir evde 5 kişiyiz, tek bir emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyoruz. İş olsa ben de çalışacağım ama iş yok. ‘Bunun dayısı var, işe alalım; bunun kimsesi yok’ demesinler, herkese eşit davransınlar. Eğer benim param olsaydı ben de yemek yapmak, malzeme bulmak için bu kadar uğraşmazdım. Kışın soba kuruyoruz, sabahın erken saatinde onunla uğraşıyorum. Sobalı evde kışın donuyoruz, sadece bir odayı ısıtabiliyoruz, diğer yerler buz gibi. Zenginler her geçen gün zengin oluyor ama biz fakirler her geçen gün fakirleşiyoruz. Devlet de biliyor ki bu emekli maaşıyla geçim sağlanmıyor. Kapsamlı bir market alışverişi yapmak istesen 10 bin lira tutuyor. Biz elbette öyle alışveriş yapamıyoruz, ancak kiloyla alışveriş yapabiliyoruz” dedi.
 
Güvensizlik, işsizlik, yoksulluk
 
Yoksulluktan kaynaklı Sûr’da yaşamlarını sürdürdüklerini ancak Sûr’da hiçbir iş imkânının olmadığını ve bölgenin metruk binalardan ve artan uyuşturucu kullanımından dolayı gittikçe güvensiz bir hâl aldığını dile getiren Mukadder Süner, “Buradaki metruk binaların temizlenmesi gerekiyor. Bu binalarda pis işler yapılıyor, biz akşamları sokağa çıkmaya korkuyoruz. 32 yıldır burada yaşıyorum. Savaş olmadan önce mahallemiz böyle değildi ama savaştan sonra birçok insan buradan gitti, onlardan kalan evlerde pis işler yapılmaya başlandı. Bizim durumumuz olmadığı için burada kalıyoruz. Eğer durumumuz olsaydı biz de daha güvenli bir yere taşınırdık. Gençler, kadınlar için iş imkânlarının yaratılması gerekiyor. Gençler işsiz kaldığında uçuruma sürükleniyor. Bir tane oğlum çalışıyor, asgari ücretin altında kazanıyor, onun parasıyla geçiniyoruz. Biz bir maaş ile dört kişi geçiniyoruz. Alışveriş yapacak bir paramız yok, belediyenin verdiği yardım kartları ile ancak alışveriş yapabiliyoruz. Melik Ahmet Mahallesi’nde bize ücretsiz ekmek veren bir fırın var, ekmeğimizi gidip ancak oradan alabiliyoruz. Orası da olmasa ekmek alacak durumumuz yok. Bir kesimin hayatı çok lüks iken bir kesimin hayatı böyle. Bir eşitliğin sağlanmasını istiyoruz. Taşınmak için ev arıyoruz, bize 13 bin lira kira ücreti söylüyorlar. Biz bu parayı nasıl ödeyelim?” diye sordu.
 
‘5 bin lira ile ne alabilirim ki?’
 
“Yaşamımız çok zor” diyerek yaşadıklarını özetleyen Gülhan Denekli, gelirlerinin sadece kiraya verdikleri evden gelen 5 bin lira olduğunu ifade etti. Gülhan Denekli, “Ben kendim engelliyim, sosyal yardım başvurusu yaptım ama yardım verilmiyor. Üzerimde iki tane ev olduğu için başvurum reddediliyor. İki evim var ama ikisi de eski. Bir tanesinde ben kalıyorum, bir tanesini de 5 bin liraya kiraya vermişiz, ondan gelen para ile geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz. 3 tane çocuğum var, çalışıyorlar ama onlar da bize para vermiyor. 5 bin lira ile ne alabilirim ki? Bu parayla hiç geçim sağlayamıyoruz. Belediye ramazan zamanı bize yardım kolisi vermişti, hâlâ o yardımlar ile yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Devlet bir kısmı zenginleştiriyor, bir kısmı fakirleştiriyor. Şeker, astım, tansiyon, iltihaplı romatizma hastalıklarım var ama hiçbir yardım vermiyorlar” dedi.
 
‘Kimse fakirlerin ne yaşadığına kulak vermiyor’
 
90’lı yıllarda baskılardan dolayı köylerinden göç etmek zorunda kaldıklarını ve 23 yıldır Sûr’da yaşadıklarını söyleyen Afitap Sevici, kendisinin ve eşinin birçok hastalığı olduğunu, bundan dolayı çalışamadıklarını ve çocuklarının verdikleri 5-6 bin lira kadar bir tutarla geçimlerini sağlamaya çalıştıklarını ifade etti. Sosyal yardım başvurularının da reddedildiğini belirten Afitap Sevici, “Biz tavuk bile zor alıyoruz, kırmızı et hiç alamıyoruz. Hangi fakir kırmızı et alabilir ki? Eğer ben fakir olmasaydım sosyal yardıma zaten başvurmazdım. Kimse fakirlerin ne yaşadığına kulak vermiyor. Belediyenin yardım kartı var, onunla market alışverişimizi yapıyoruz” dedi.
 
‘Her şey çok pahalı’
 
Hatice Varlı ise “Eşimin emekli maaşı ile 4 kişi geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz ama yetmiyor, her şey çok pahalı. 2 tane çocuğum var, onlar da işsiz, iş bulamıyorlar” diyerek ekonomik krizden kaynaklı geçimin zor olduğunu belirtti.