‘Nafakanın iptali kadınları daha da güvencesiz kılacak’

  • 09:06 4 Ekim 2026
  • Güncel
İSTANBUL - AYM tarafından "süresiz" nafaka düzenlemesinin iptal edilmesi kadınların sosyal açıdan daha da güvencesiz hale getireceğini ifade eden kadınlar, yürütülen düzenleme süreçlerinin kadınlara rağmen çıkarıldığını ve mücadeleye devam edeceklerini söyledi. 
 
Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Haziran 2026’da Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde yer alan ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafa şartları bulunduğu sürece “süresiz olarak” yoksulluk nafakası isteme imkanı tanıyan düzenlemeyi iptal etti. AYM, kararın yürürlüğe girmesini Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonraya bıraktı.
 
Gerekçeli karar 30 Eylül 2026’da yayımlandı. Yeni yasal düzenleme süreci devam ederken kadın örgütleri ise nafakanın kadınların ekonomik bağımsızlığı ve şiddet döngüsünden çıkabilmesi açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve yasanın kaldırılmasını talep ediyor. 
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Eşsözcüsü Didem Yılmaz ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Plaformu (KCDP) temsilcisi Ece Akpulat, kadınların görüşü alınmadan yürütülen düzenleme sürecinin kadınları ekonomik ve sosyal açıdan daha güvencesiz hale getireceği uyarısında bulundu.
 
‘Yoksulluğa düşen tarafa verilen bir nafakaydı’
 
Yoksulluk nafakasının cinsiyet fark etmeksizin boşanma sonrasında yoksulluğa düşen tarafa verilen bir destek olduğunu hatırlatan Ece Akpulat, uygulamada ise yoksulluğa düşen tarafın çoğunlukla kadınlar olduğuna dikkat çekti. Kadınların evlilik süresince ücretsiz ev içi emek vermesinin boşanma sonrasında ekonomik açıdan dezavantaj yarattığını belirten Ece Akpulat, “Evlilikler bittiğinde biz görüyoruz ki yoksul, yoksulluğa düşen taraf hep kadınlar oluyor. Bunun da nedeni kadınların evli olduğu süre boyunca hiçbir işte çalışmaması, erkeklerin kadınlardan ev işleri konusunda hizmet beklemesi, sanki bu görevlerin kadının doğuştan bir ödeviymiş gibi sunulması oluyor. Çocuk bakmak, hasta bakmak, yemek pişirmek, temizlik yapmak, gibi erkeğin çok rahatlıkla yapabileceği görevler kadının bir ödeviymiş gibi kadının önüne sunuluyor. Daha sonrasında da boşanmalar gerçekleştiğinde kendini hiçbir finansal yatırımı olmayan ve hiçbir maaşı hayatı boyunca olmayan kadın dezavantajlı duruma düşmüş oluyor” diye konuştu.
 
‘Kadınları şiddet gördükleri evlere hapseder’ 
 
Nafakanın kaldırılmasının kadınların yaşam koşullarını daha da ağırlaştıracağını belirten Ece Akpulat, ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınların şiddet gördükleri evliliklerden çıkmasının zorlaşacağına dikkat çekti. Ece Akpulat “Kadın yine bu ev işlerini yaparken ek işlerde çalışsa bile kayıt dışı ya da ekonomik olarak dezavantajlı, sigortasız olarak çalıştırılıyor ve bu kazandığı para da ev bütçesine bir ek gelirmiş gibi yine gözüküyor. Yani yine bu çalıştığı ücret üzerinde kadının bir hakkı olmamış oluyor” ifadelerini kullandı. Ev içi emeğin toplumda kadınların “doğal görevi” olarak görüldüğünü söyleyen Ece Akpulat, bu anlayışın kadınların ekonomik özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri olduğunu vurguladı.
 
‘Nafaka bir mağduriyet olarak gösteriliyor’
 
Nafakanın erkekler tarafından bir mağduriyet olarak sunulmasına tepki gösteren Ece Akpulat, ortak çocuklar için ödenmesi gereken iştirak nafakasının dahi birçok durumda ödenmediğine dikkat çekti. Ece Akpulat, “Tam tersi aslında bu kadının değil, çocuklara yönelik eşin ödemesi gereken bir miktardır. Orada ortalama 2 bin Lira ve hiçbir zaman da çoğu durumda ödenmeyen bir nafaka bedelinden bahsediyoruz. Daha da fazla dezavantajlı duruma düşürmekten başka bir şey değildir” diye konuştu.
 
‘Eşit yurttaşlığı uygulamalarda da görmek istiyoruz’
 
Kadınların Anayasanın 10’uncu maddesine göre kadınlarla erkeklerin eşit yurttaş kabul edildiğini ancak bu eşitliğin yaşamın her alanında karşılık bulmadığını söyleyen Ece Akpulat “Fakat uygulanmaya geldiğinde kadınlar hem iş hayatında hem de ev içi emekte maalesef haklarının karşılığını alamıyorlar. Erkek gidip dışarıda istediği gibi çalışıp kendine finansal bir özgürlük sağlarken kadın ev işlerini yaparken bu özgürlüğe maalesef kavuşamayan tarafta kalıyor. Bu da 41. maddeye tamamen ters bir durum oluşturuyor. Ülkenin eşit yurttaşları olduğumuz söyleniyor ama biz bunu uygulamalarda da görmek istiyoruz. Nafaka kaldırılmadan önce kadınların ekonomik güvenceye kavuşturulması gerekir” şeklinde dile getirdi. 
 
‘Aile yılı değil, kadınların güvenliği tartışılmalı’
 
Siyasal iktidarın 2025 yılından başlayarak önümüzdeki 10 yılı ‘Aile Yılı’ olarak ilan etse de kadınların en fazla evlerinde öldürüldüğüne dikkat çeken Ece Akpulat “Biz yaptığımız istatistiklerde görüyoruz ki kadınlar en çok evlerinde öldürüldüler. Tam tersine bu anaokullarının ve yaşlı bakım merkezlerinin desteklenmesi gerekir ki kadınlar iş gücüne daha çok katılsınlar” şeklinde dile getirdi. Kadınların çalışma yaşamına katılmasının yalnızca istihdam yaratmakla çözülemeyeceğini vurgulayan Ece Akpulat, bakım yükünün toplumsallaştırılması gerektiğini belirtti.
 
‘Kadınlara çocuk ve evlilik soruları soruluyor’
 
Kadınların iş yaşamında da toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle karşı karşıya kaldığını belirten Ece Akpulat, kadınların iş görüşmelerinde dahi özel yaşamlarının işe alım kriterine dönüştürüldüğünü söyledi. İşverenlerin kadınlara yönelik yatırım kararlarını bu sorular üzerinden şekillendirmesinin cinsiyetçiliği beslediğini dile getiren Ece Akpulat, “Toplumda çocuk yapmamız ve evde olmamız bu kadar önemliyken aynı zamanda da çocuk yapmamız iş hayatında bir handikap oluşturuyor. Biz bu düşünce tarzının tamamen kökten söküp atılmasını istiyoruz. Kadınlar erkeklerle eşit pozisyonlarda ve eşit ücretlerle çalışması gerekir. Ücretli çalışan kadınlar da ev içi emek veren kadınlar gibi emeklerinin karşılığını alamıyorlar” diye belirtti.
 
‘Kadınların üçte ikisi iş bile arayamıyor’
 
Ev içi bakım ve ev işlerinin kadınların çalışma yaşamına katılımını doğrudan etkilediğini belirten Ece Akpulat, “Kadınların üçte ikisi ev işleriyle uğraşmak zorunda kaldıkları için iş dahi arayamıyorlar. Biz çalışsak ve para kazansak dahi bu alanda da haksızlığa uğruyoruz. Ev içi emekçiler de emeklerinin karşılığını alamıyorlar ve her şekilde haksızlığa uğrayan, dezavantajlı taraf kadınlar oluyor. Bu nedenle yalnızca nafaka düzenlemesi değil, kadınların ekonomik yaşamını belirleyen bütün politikalar değiştirilmeli” şeklinde ifade etti. 
 
Ece Akpulat KCDP olarak kadınların yaşam ve ekonomik haklarını savunmaya devam edeceklerini belirterek bu politikaların değişmesi için gereken bütün çabayı vereceklerini ifade etti. 
 
‘Kazanılmış bir hakkın elimizden alınması durumu var’ 
 
Nafakanın yalnızca erkeklerin kadınlara ödediği bir bedel olmadığını vurgulayan HDK İstanbul Eşsözcüsü Didem Yılmaz ise, “Nafaka kazanılmış bir hak. Öncelikle topluma yayılan yanlış bilgilendirmeler vardı. Nafakanın sadece erkek tarafından kadına ödendiği, kesinlikle süresiz olduğu gibi yanlış bilgiler üzerinden bir algı oluşturuldu. Nafaka koşullar değiştikten sonra kaldırılabilen ya da miktarı azaltılabilen bir ölçüye sahipti. Bu yanlış algının üzerine şimdi bir de kazanılmış hakkı komple kadınların elinden alma durumu var” diye konuştu.
 
‘Kadınların görüşleri alınmalıydı, diğer haklar da tehlikede’ 
 
Kadınları ilgilendiren yasaların kadınların görüşleri alınarak hazırlanması gerektiğini belirten Didem Yılmaz, “Kadınlara yönelik bir yasanın kadın mücadelesinden bağımsız çıkarılmaması gerekiyor. Özellikle erkek şiddetine maruz kalan kadınların bu konudaki görüşlerinin alınması lazım. Nafakanın kaldırılması İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış sürecinin ardından kazanılmış haklara yönelik yeni bir tartışmanın parçası. Kadınlara rağmen süresiz nafaka meselesinin ortadan kaldırılması, bundan sonraki süreçte diğer hakların da tehlike altında olduğunu gösteriyor” dedi.
 
‘Kadınları zorunlu evliliklere sürükler’
 
Nafakanın yalnızca ekonomik bir destek olmadığını ifade eden Dilan Yılmaz “Nafaka bir kadının yaşamını rahat idame ettirebilmesini ifade etmiyor. Kadının zorunlu halde evliliği devam ettirmesinin önünde sarılabileceği bir alandı. Bu alan kadının elinden alınmış oldu. Kadın zaten eşit işe eşit ücret almıyor. Kadın evliliğinde eve kapatılan, görünmeyen ev emeğini üreten, bakım hizmetini yürüten bir kadın. Dolayısıyla zaten güvencesiz olan kadın, bu sefer daha güvencesiz bir ortama sürükleniyor” şeklinde belirtti. 
 
‘Sosyal devlet kadını güvence altına almalı’
 
Kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Didem Yılmaz, “İstihdamda kadın önceliği sağlanabilir. Eşit işe eşit ücret kavramının bütün çalışma alanlarında uygulanabilir. Nafaka Türkiye'nin ekonomik koşullarında zaten kadınlar yaşamını tek başına sürdürmesine yetmeyecek miktarlarda. Üstelik erkekler sigortasız çalışarak veya mal varlıklarını başkalarının üzerine geçirerek nafaka ödemekten kaçınabiliyor” diye belirtti.  
 
Kadınlar olarak mücadeleye devam ettiklerini ifade eden Didem Yılmaz kadınları örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırdı.